banner17

Kim eli boş dönüyor Tanrı katından

Kenan Çağan’ın şiiri bir eğlence, vakit geçirme veya zevk alma uğraşından çıkıp, kendisiyle, çevresiyle, öğrendikleri ve okuduklarıyla düşünme haline dönüşüyor. Ömer Yalçınova yazdı..

Kim eli boş dönüyor Tanrı katından

 

Kenan Çağan ‘70 doğumlu. İkinci şiir kitabını yayımladı: Ölü Diller Arşivi (Eylül 2012, Hece y.). İlk şiir kitabının ismi Kendi ve Siyah (2006, Hece y.). “70 doğumlu” deyişimizden anlamışsınızdır, yine 71’lilerden (‘90 Kuşağı) söz edeceğiz. Diğer deyişle Türk şiirinin son yirmi yılını kuşatan, halen etkinliğini sürdüren, siyaset üreten, hesaplaşan, canlı, istifade edilecek yönleri tükenmeyen bir kuşaktan.

Her ne kadar dergi çıkarmamış, şiir kavgalarına karışmamış, şiir eleştirisi yazmamış biri olsa da Kenan Çağan’da da 71’lerde rastlanan devrimcilik, yüksek sesle konuşma, sözünü sakınmama, bildiğini okuma, gerçeği arama gibi özelliklere rastlanır. Fakat asıl dikkatimizi çeken yönü, dahil olduğu kuşağına özgü sosyoloji, tarih ve halkla dolu bir siyaset üretirken, kendini merkeze koyması; genel siyasetle ve halkla kendi arasındaki bağa dikkat çekmesi ve onu işlemesidir. Bu özellik Kenan Çağan’ın ilk kitabı Kendi ve Siyah’ta daha çok kendini; ikinci kitabı Ölü Diller Arşivi’nde ise halkı ön plana alması şeklinde gerçekleşmiş. Buna lirizmden epik olana evrilme de denilebilir.Kenan Çağan, Ölü Diller Arşivi

Yaşın getirdiği bir özellik olarak söz edemeyiz bundan. Çünkü ilk kitapta da aynı özellik kendini başat bir unsur olarak belli ediyor. İkinci kitapta ise daha çok güçlenerek ön plana çıkıyor. İki kitabın da ana kaynağı şairin kendisi. Kendi bakış açısı, inançları, arkasını yasladığı gelenek, Türk şiirinden çıkardıkları ve Türk şiirine kattıkları. Onun şiiri bir eğlence, vakit geçirme veya zevk alma uğraşından çıkıp, kendisiyle, çevresiyle, öğrendikleri ve okuduklarıyla düşünme haline dönüşüyor. Şiirlerinde yer yer kendine, yer yer halka seslenmesi, fikir yürütmesi, sonuçlar çıkarmaya çalışması da bu yüzden.

Bir hassasiyetin ve cephenin adamı olarak konuşuyor

Belki bir iç basınçla kaleme sarılıyor, Kenan Çağan. Fakat bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde onun kaleminin gelip dayandığı nokta halk oluyor. Çünkü bilindiği üzere Çağan bir sosyologdur. Bireysel faaliyetlerin ve acıların bireyselliğe dayanmadığını çok iyi bilir. Buna bir de şair sezgileri katıldığında, bireyin halkla, halkın bireyle alış verişini, sebep-sonuç ilişkisini çözmesi ve şiirini oradan kurması, onun zihninin, yani kaleminin işleyişini bize gösterebilir.

Çağan edebiyat, şiir kavgalarına çok karışmadı. Dergilerde polemik ve eleştiri yazılarına rastlamadım. Akademik alanı gereği çoğu kez entelektüel, edebiyat, toplum gibi konular hakkında yazdı. Bu konuların birbiriyle olan bağlantılarına yoğunlaştı. Ancak şiirini okuduğumuzda Çağan’ın aslında edebiyat kavgalarında da yer aldığını sezebiliriz. Birebir yazılarıyla dahil olmasa da, kavgaları izlediğini, bu kavgalardan kendine göre düşünceler ve sonuçlar çıkardığını anlayabiliriz. Bu, Çağan şiirinin bir özelliği olup çıkıyor; alakasız sanıldığı konularda bile bir hassasiyetin ve cephenin adamı olarak konuşuyor.

Çağan’ın kavgası açık olmayı çok kaldırmaz

Sanılır ki işte Çağan üniversitedeki odasında kitaplarla ve öğrencilerle meşgul. Bazen bunlardan sıkılıp, şiir yazmaya girişir. Öyle değil. Hem ilk hem de ikinci kitabından gördüğümüz şey, onun gayet aktif bir şekilde şiirle uğraşması, edebiyat ortamını takip etmesidir. Yine ‘90 Kuşağı’nın bir özelliğine geliyoruz: Şiir üzerinden bir varoluş kaygısı gütmek, beslemek, çözümlemektir. Şöyle söylersek tam olur: Şiir üzerinden bir varoluş kavgası vermek.

Kenan Çağan, Ölü Diller ArşiviBu kavganın sınırları, şahısları, tarafları ilk okumalarda kendini tam ve açık bir şekilde belli etmeyebilir. Çok katmanlı bir şiir yazmasının bu yönde negatif diyebileceğimiz etkilerinden de söz edilebilir. Öyle ya, açık bir kavga daha net ve çabuk sonuçlar alınmasını sağlar. Fakat Çağan’ın kavgası açık olmayı çok kaldırmaz. Bu da yine kuşağıyla bağlantı kurarak yorumlayabileceğimiz bir özellik. ‘90 Kuşağı’nın hocası ‘60 Kuşağı’dır. Çağan’ın kelime kullanımı, kelimelere yüklediği anlam, konuya açıklık ve ses getirecek ama günlük kullanımda pek dikkat çekmeyen veya bilinmeyen kelimeleri, ustalıkla şiire ve konuya yedirmesi de, ‘60 Kuşağı’yla arasındaki bağlantıya başka bir delil.

Onun öncesinde asıl devralınan etki: ‘60 Kuşağı siyasi bir şiir yazmıştır. En açık şiirlerinde bile bir kapalılık kendine yer edinir. Çünkü ele aldıkları konular kapalı bir anlatımla daha etkili verilebilir. Bir de çağın dili diyebileceğimiz bir dil geliştirmişlerdir.

Ele aldığı, seslendirdiği, uğraştığı problemler zor

İsmet Özel veya Cahit Zarifoğlu’nu ilk okumada anladık mı? İlk okumayla anlamadık. Fakat bu isimlerin şiirlerinde bizi kendine çeken bir şey vardı. Ona kavuşmak için okumayı ve anlama uğraşını devam ettirdik. Ve sonunda ucundan kıyısından anlamaya başladığımızda bile çok etkilendik. Karşılaştıklarımız, verdiğimiz emeğe değmişti. ‘60 Kuşağı bu yöntemle insanı yeniden insanla (yani kendisiyle ve toplumla) karşı karşıya getirmişti. Çağan’ın yer yer rahat söyleyişindeki kapalılıkta ‘60 Kuşağı’ndan devraldıkları bu özellik etkilidir.

Çağan kapalı bir şiir yazıyor demek istemiyoruz. Aslında dümdüz konuşuyor. Ele aldığı, seslendirdiği, uğraştığı problemler zor. Çağan şiirinin zorluğu oradan kaynaklanıyor. Tabii bir de her konuyu, getirip en ciddi konulara dayandırmasından. Çağan kesinlikle geyik yapmıyor. Geyik yaptığı izlenimi duyuracak mısralarında bile çok ciddi konularla ilgili bir açıyı yakalamaya çalışıyor.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 10:27
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20