Keyifli bir üslupla konuşturmuş çocukları

Fatma Rânâ Çerçi'nin ilk kitabı Seyir Balkonu'nda yazarak kendini diri tutan bir yazarın kaleminden çıkan öyküler var.

Keyifli bir üslupla konuşturmuş çocukları

Yedi İklim Dergisi'nde öyküleri gün yüzüne çıktığından beri yazıyor Fatma Rânâ Çerçi. Kalemi sağlam. Yazarak coşan bir ruhu var. İçi içine sığmayıp taşmış ve heybesindeki sözler bize kadar ulaşmış. Soğuk, cansız harflerden kurulmuş sözcükler onun anlatımıyla cana geliyor. Seyir Balkonu, Fâtmâ Rana Çerçi'nin ilk kitabı. İz Yayıncılık'tan çıkan kitapta 18 öykü yer alıyor.

Kitapta yazarın Yedi İklim'de yayımlanan ilk öyküsü “Ruh Depremi” ilk sıraya konmuş. Bu sarsıcı öykü adeta okuyucuyu diğerlerine hazırlıyor. Kendinden kaçıp kendine saklanan, içine konuşup dışına susan sancılı ruhların çektiği tarifsiz acıları kelimelere sığdırmaya çalışıyor. Beklemediğim bir anda beni yakalayan, sarsan cümlelerle dolu kitap. Yazar öyle benzetmeler yapıyor ki, basit bir olayı bile bambaşka, ilgi çekici, merak uyandıran bir hüviyete büründürüyor. Yazdıkları nefes nefese bırakıyor çoğu zaman.

Görüp geçeceğimiz, ismini merak bile etmeyeceğimiz çiçekler, böcekler, ağaçlar yazarın bakışında ve hissedişinde başkalaşıyor, anlam kazanıyor. Ve bunu bize duyurmaya memur addediyor kendisini, iyi de yapıyor. Ancak yazarak yaşayabilen, yazmaya hasret, içine konuşup konuşup dışa öyle taşan bir insanın içinden çıkar çünkü bu fark ettiren, işaret eden, ayrıntıyı haykıran cümleler.

Öykülerinde kendi çocukluğundan izler var

Çocukluğunu hemen yanındaki evde geçirdiği, Cihangir'de bulunan Şeyh Hasan Efendi'nin türbesi ve orada soluduğu manevi iklim yazarın hayatında o denli öneme sahip ki öyküleri de bundan nasibini alıyor. Hasan baba ile konuşan, sırlarını onunla paylaşan, Ramazan geliyor diye türbeyi temizleyen, orda koşup oynayan çocuklar var öykülerde.

Öykülerinde çocuk bakışını muhteşem bir şekilde yakalıyor yazar. Keyifli bir üslupla konuşturuyor çocukları. Tespih böceğiyle oynuyor, halleşiyor, suratını düşüren dertlerini onlara anlatıyorlar. Suya düşen umutları kurutmak, sıkılan canı gevşetmek isteyen, içindeki saflığı konuşturan çocuklar bunlar. Deyimler, kafiyeler çocuk ağzından çıkarsa orijinalinden birazcık farklılaşır değil mi? Yazar dilin tüm imkânlarını kullanarak kelimelerle dostluk kurmuş, onları oynatıyor. Sanki büyük biri değil de hakikaten bir çocuk hayal ediyor ve kuruyor bu cümleleri. O kocaman bitmez tükenmez hazineden, zengin hayal dünyasının en el değmemiş yerlerinden bir demet sunuyor bize.

Acı, içinde taht kurar kimilerinin

Acı, bu çocuk sevincinin içinde kamufle edilse de dudaklarda buruk bir tebessüm oluşmasını engelleyemiyor. İroni dilini kullanmada başarılı olduğunu gösteriyor yazar. Gerçeği, çocuk bakış açısına göre yorumluyor. İç kanatan, hayret uyandıran cümlelerden okuyorum, anlamaya çalışıyorum çocuk zihnini: Nimet kutsaldır çünkü yere düştüğünde öpüp başa konulur. Eğer öpülmüyorsa bir çocuk o zaman yürek yakan bir çıkarım yapar: Ben kutsal değilim.

Çocukça denilip geçilen sözleri durup düşünmeye davet ediyor yazar. Küçük bir çocuğun çağrışımları, onun tertemiz algı dünyasından gelen cümleleri, hisleri kavrayışı ne kadar büyüktür oysa. İçinde ne kadar da büyük yaşıyordur, biz göremesek de. Kulağı duysa da kalbi sağır, vurdumduymaz, halden anlamaz büyükler yok mu... İşte çocuk hayatında onulmaz yaralar açan, bahtını kara bulutların rengine döndürendir bunlar.

Öykümüzde yeni isimler okumak, yeni dünyalara kapı aralamak isteyenler için Seyir Balkonu okunması gereken bir kitap.

Ayşegül Sena Kara seyir balkonunda seyretti

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
RECEP
RECEP - 2 yıl Önce

BEN DE KİTABI OKUDUM. İNANILMAZ DERECEDE ETKİLENDİM. ELİNE ,GÖNLÜNE SAĞLIK...

banner19

banner13