banner17

Kendini azaltmak için neleri terk etmen gerek?

Sadık Yalsızuçanlar, son kitabı 'Terk'te modern insanın biraz da olsa kendi başına kalıp bir şeyleri değerlendirmesi gerektiği yönünde kısa öyküler yazmış. Furkan Çimen yazdı.

Kendini azaltmak için neleri terk etmen gerek?

Her insanın bir yazma ihtiyacı ve bu yazma ihtiyacına iten bir de görünen sebepleri vardır. Sadık Yalsızuçanlar bu kitabında buna değiniyor. Önemli olan şey bir derdimizin olması ve onu anlatmaktır. Bu bakımdan yazarlar ve şairler toplumumuzda her zaman önemlidir. Anlatan değişir veya anlatanın kullandığı araç değişir ama asla ve asla anlatılan şey değişmez. Çünkü yazarların yazdığı şeylerde gerçekliğe dokunan şeyler vardır. Hissedilip yazılmıştır o hikayeler.

Sadık Yalsızuçanlar’ı hepimiz biliyor ve tanıyoruz. Kendisi edebiyat ve düşünce anlamında kafa yoran ve yeni nesillere de bir nebze olsun yardımcı olma yolunda ilerliyor. Terk de sadık Yalsızuçanlar’ın yeni çıkan kitabının ismi. Kitap Şule Yayınları’ndan çıktı. Yüz küsur sayfadan oluşan bu eserde toplamda 17 kısa hikaye bulunmakta.

Terk”i okumak tam bir dikkat ve konsantrasyon işi

Giriş öyküsü olarak “Çiselti” karşılıyor bizi. “Çiselti” hikayesi biraz özlem kokuyor. Yazarın gözünün önünden geçiyor sevdiği ile tüm yaşadıkları ve bir an özleme duygusu kaplıyor içimizi: “… Öz-lem sözcüğünün kökü öz'dür. Sen yurdumsun. Bu yüzden özlüyorum ama bu bendeki her şeyi açıklamıyor. Ailenden ayrı, gurbette hissediyorsun kendini. İşte bunun adı özlem. Seni özlüyorum. Bu özlem öyle bir şey ki aslında tek kelimeden değil, birkaç kelimeden oluşuyor. Ben senin gerçekliğine inanıyordum. O da benim yüreğimdeydi. Sana bakınca anlıyorum ki sen aslında benden bir parçasın. Benim aslımdan geliyorsun. Ben ise toprak gibiyim. Yağmur gibi ya da. Yere bir halı gibi serilmişim. Senin üzerine örtülmüşüm.” Bu öyküyü okurken her an gözyaşlarınız akabilir veya hiç beklemediğiniz bir anda bir tebessüm sizi karşılayabilir. Anlatmakta biraz güçlük çeksem de aslına bakarsanız okuduktan sonra da sizleri derinden etkileyecek bir öykü olmuş “Çiselti”…

Kitabımız on yedi ayrı hikayeden oluşuyor ve her biri kendi içinde bir dünya halinde. “Terk”i okumak tam bir dikkat ve konsantrasyon işi. Öykü anlatımları katmanlı bir şekilde ilerlemiş. Aynı şekilde okuyanın da buna dikkat etmesi gerekir. Benim hoşuma giden öykülerden birisi ise “Senin Aklın İllet” öyküsü oldu. Yazar, öykünün kahramanlarından birisi gibi ama sanki bir başkasının hikayesini anlatıyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu öykü dilinde nadir karşılaştığımız durumlardan. Kendimize kimi zaman bir eğlence bulmak için aranır dururuz. Bu öyküde de buna yer veriliyor. Birkaç arkadaşın toplanıp muzırlık yapmasını konu alan öykü aynı zamanda geçmişe dönük olan bu anıyı da hatırlarken kendi iç hesaplaşmalarını konu alıyor.

Kendini azaltmaya çalışan kahraman

Hepimiz kendimizce bir şarkının içerisindeyiz ve içinde bulunduğumuz asansör kimi zaman bizi zirveye götürüyor kimi zaman da en dip noktaya. Kitabın ismini taşıyan “Terk” isimli öyküye baktığımızda ise, terk ettiğimiz şeylerin önce bir korku ve kaygı vermesi ve ardından da bizleri hafifletmesi konusu işleniyor. Hepimizin yeter dediği noktalardan birisinde bir bilet alıp sonsuzluğa yolculuk etme isteğimiz vardır hani. Yazar bu öyküde işte bu temayı işleyerek bir mesaj vermiş. Tren garları örneğin, yazar tren garında beklerken etrafını gözlemliyor: “Herkes bir yerlerden geliyor ve bir yerlere gidiyor. Gittiğimiz yerlere ilişkin bilgimiz yok gibi. Kendimizi bizi taşıyan şeye bırakıyoruz. Bir yolcuyum ve ben neden bu garda bu kadar şeye bağla bağlanıyorum?” Tren kalkıyor ve kahramanımız bir bir terk etmeye başlıyor. Kredi kartlarını mesela ya da mağaza kartlarını. Kahramanımız kendini azaltmaya çalışıyor ve ne kadar azalırsa o kadar kendi kalacağına inanıyor.

Bu öyküde kahramanımız iki istasyon görüyor. İlk istasyonda bir nebze olsun kendisiyle başbaşa kalıyor ve ikinci istasyondan hareket ettiğinde de kötü düşüncelerinden kötü duygularından arınıyor. Bir nevi bu duygu ve düşüncelerini “Terk” etmeye başlıyor: “İçimde bir istek yok. Arzularımdan kurtuldum. Tutkularımı terk ettim. Artık bir engelim kalmadı. Terk ettim tüm iyelik eklerimi.” Ama her ne kadar iki duraktan ibaret bir yolculuk da olsa kahramanımız bu yolculuğun sonu olmadığını görüyor. Ve neleri terk ederse etsin yine de bir şeylere bağlı kaldığının farkında. Bu sefer de “Terk” etmeye bağımlı hale geldi mesela… Terk etmeyi terk ettiği gün başaracak kahramanımız sadece özden ibaret olmayı.

Sadık Yalsızuçanlar’ın kitabı bu kadarla sınırlı değil tabi. Bunlar gibi daha nice öyküler sizleri bekliyor. Belki biz de bir gün bağımlı olmaktan kurtulur, gerçek özgürlüğün tadını çıkarmaya başlarız. Öncelikle kredi kartlarımızdan başlayalım isterseniz, ne dersiniz?

Benim gözümde hakiki bir modern zaman dervişi olan Sadık Yalsızuçanlar’ın son kitabı olan “Terk” i okuduktan hemen sonra , aklınızda ilk kalan cümleyi yazın derim. Sadece bir tavsiye…

Furkan Çimen yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 18:17
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20