Kendinde ne varsa şiirlerinde de onlar var

İsmail Kılıçarslan'ın şiirinde hep kalbiyle söylediği sözlerin ve 'ben bir inadım' demesindeki inadın izlerini görmek mümkün. Şeyma Subaşı, Gelecek ve Diğer Meseleler kitabı üzerine yazdı..

Kendinde ne varsa şiirlerinde de onlar var

Yalan! Bir kuş resmi çizmek istiyorsan kanatlarından değil sesinden başlamalısın

Bir isim vermelisin seslere, seslerden isimler yapmayı öğrenemediysen hala

Yalan! Bir hikayen olmayacaksa tartışmaya her daim açık bir şeydir varlığın da

Varlık, ah o bir türlü göremediğim çetrefil, ah o bir türlü çözemediğim muamma.

Hece, Yedi İklim, Dergah, Kırklar, Fayrap, Atlılar, İtibar gibi dergilerden ve Portakal Turta Bir de Kirpi, Ablam Uzak Ülkede, Amerika Sen Busun adlı kitaplarından şiirlerine aşina olduğumuz ve şiir tarihinde İkinci Yeni’den etkilenen, şiirini “Neoepik meşrebindenim.” diyerek tanımlayan şair İsmail Kılıçarslan’ın yakın zamanda Profil Yayınları’ndan yeni bir şiir kitabı çıktı: Gelecek ve Diğer Meseleler. Aslında bildiğimiz üzere -benim gözlemlerimden o en çok bu vasıfla anılmayı sevse de- kendisini sadece şair yönüyle tanımıyoruz. Ben en çok da bir zamanların Meksika Sınırı programının samimi ve içten abisi olarak tanıyorum onu. Yazının başında alıntıladığım şiirinden de hareketle söylemem gerekir ki hikayesi olan bir şair Kılıçarslan.

Portakal, Turta Bir de Kirpi kitabında, kitabın en başında “ben bir inadım, kocaman bir kalbim var benim” diye bir epigraf vardı. O günlerden beri düşüncelerinde, hissiyatında bir şey değişti mi bilmiyorum ama, bana göre onun şiirinde hep kalbiyle söylediği sözlerin ve bu inadın izlerini görmek mümkün. Başkaldırışın, söyleyecek sözü olmanın verdiği güzel bir inat bu. "Amerika sen busun" şiiriyle, "Cinnet Modern" ile bizi rahatsız eden kimi zaman… (Şiirinden söz açılmışken, İsmail Kılıçarslan önceki kitabında yer verdiği "Cinnet Modern" adlı şiirinden sonra yeni kitabında "Cennet Modern" adlı şiirle karşımıza çıkıyor.) Ve bu noktada İsmail Kılıçarslan’ın şiirini anlamak için Suavi Kemal Yazgıç’ın Star Gazetesi’nin Kitap Eki’ndeki ifadelerine de yer vermekte fayda var: “İsmail Kılıçarslan şiiri okumak birçok konfordan vazgeçmeyi gerektirir. Mesela hayatın rutininde yer alan çelişkileri fark etmeme konforundan vazgeçmeden bir İsmail Kılıçarslan şiiriyle irtibat kurulamaz.”

Şiirini hayattan yoğuran şair

Aynı zamanda Kılıçarslan’ın şiirini özgün ve samimi kılan özelliği, Mostar Dergisi’ne verdiği bir röportajda söylediği şey: İsmail Kılıçarslan şiiri en çok İsmail Kılıçarslan’a benziyor. Sevdiği, nefret ettiği, beslendiği ne varsa şiirinde onları görebileceğimizi söyleyen şair, yaşamadığı, hissetmediği şeylerle yazan arkadaşlara, büyük evrenler kuran, parlak imgeler kuran arkadaşlara özendiğini de belirtmişti o röportajda... Devamında şunları eklemişti: "Ben daha küçük dertlerin, daha gündelik işlerin peşindeyim. Kendi küçük dünyamı, çok değerli bulmasam da, şiirimden ayrı tutamıyorum.”

Gelecek ve diğer meseleler” şiirinde Cahit Zarifoğlu’nun bir sorusuna rastlarız: “Bütün bunları niçin yazıyorum acaba?” Kılıçarslan ise şöyle söyler bu konuda: “Bütün bunları niçin yazıyorum sorusuna verebildiğim en anlamlı cevap ‘başka bir dil bilseydim onu yapardım’ demek olur.” Yine Suavi Kemal Yazgıç, “hayret makamını bulmasının verdiği gençlik” diye bir şeyden bahsediyor onun şiirinden bahsederken. Bence İsmail Kılıçarslan'ın şiirini tanımlayan en iyi ifade bu “hayret makamını bulmuş olma” olgusu.

Yunus Emre, Müslüm Gürses, Ece Ayhan, Edip Cansever, Ebuzer

İnsanın içinden Allah’la konuşması ne güzel bişeydir. Sanki birazdan bu samimiyetle, bu yakarışla, bize yardımını, inayetini indirecektir Yüce Mevla; tam da ummadığımız ama çok içten dua ettiğimiz o zaman. Yardım bir sonuçken, amaç değilken… Gelecek ve Diğer Meseleler kitabında, “Edip Cansever’in Salıncak’ına hayranlıkla” diye önsöz koyduğu şiirinde de bu samimiliğin izlerini yine görüyoruz Kılıçarslan’ın şiirinde:

Bu gerçekten böyle mi allahım, sana bir adım atsam kıyağın büyüğünü yapar mısın bana

Çok çabuk geçmemi sağlar mısın bu olup bitenleri, bir salıncak indirir misin gökten

Hem biliyorsun benim de adım ismail, o ipek gömleğim arkadan yırtılmadı fakat

Bilincim açıktı kalbim yaralıydı derim ama sanırım bunu mazeret olarak kabul etmezsin

Bi salıncak gökten: öyle aman aman bir şey olmasına gerek yok özenmene falan

Olur mu?

Sonra Üsküdar’ı selamlıyor şair, İsmet Özel’i, Sezai Karakoç’u..."Güneyli çocuk” diyor bir şiirinde mesela. Cahit Koytak diyor. Yunus Emre, Müslüm Gürses, Ece Ayhan, Edip Cansever, Ebuzer, Erzurumlu İbrahim Hakkı’dan ve Sümmani’den izler, epigraflar buluyorum kitaplarında.

Swarovski yerine Güvercin Gerdanlığı’nı tercih eden bir şair İsmail Kılıçarslan… Başka söze gerek var mı? ”Susma hakkı” şiiriyle Esma el-Bilteci’ye selam eden, “bütün şiirler Esma diye bitsin” diyen… Daha ne olsun"

Şeyma Subaşı yazdı

Yayın Tarihi: 25 Nisan 2014 Cuma 16:52 Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:28
banner25
YORUM EKLE

banner26