banner17

Kenan Çağan şiirinde marş havası!

Şair Kenan Çağan’ın ‘Ölü Diller Arşivi’ okurlarına ne va’dediyor?

Kenan Çağan şiirinde marş havası!

 

Bilalî bir suskunlukla büyüyen bir iman ve metropolün, kalabalıkların bile gideremediği yalnızlığında bize karşı susuşu ve dünyanın tozundan arınmışlığıyla, şiiriyle irşada çıkan bir Müslüman: Kenan Çağan... İlhami Çiçek'in ifadesiyle; “kelimesiz bir yalnızlık mümkün değildir.” Kişinin inzivası ancak kelimelerle hemhal olduğunda anlamını bulmuş olur ve daimiliğini sürdürür. Bu bağlamda Kenan Çağan'ın da yalnızlığı kelimelerle kalabalıklaşmış ve sosyolog olması münasebetiyle sosyolojik terimlerle şiirin genine yeni bir evren oluşturmuştur.

Şairin Hece Yayınları'ndan edebiyat dünyamıza kazandırılan Ölü Diller Arşivi'ndeki şiirleri, diğer şiirlerine nazaran daha eylemsel bir yoğunluk içeriyor. Şiirlerindeki marş havası okuyucuyu bu eylemselliğin içine çekiyor ve bizleri edebiyatın sönük ateşini karıştırmaya çağırıyor.Kenan Çağan

Kenan Çağan şiirle neler anlatmış

Kenan Çağan’ın Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ndeki odasının kapsını tıklatıyorum. İçeri girdiğimde kütüphanesine gözüm ilişiyor ilkin ve sonra onunla müzikal bir hasbihale oturuyoruz. Şaire, şiire dair konuşuyor; o konuştukça, “hiç susmasa” diyorum şairler, “hep anlatsa”... Hep anlatsa da herkes bir çırpıda susup kulak kesilse; bir ezanın orta yerinde susmak kadar ürkünç gelse şairin, şiirin telkinleri; minyatür yaşamlarımız ve teatral ayinlerimiz mutlak sınırlamalarla şiire bürünse ve şiir galip gelse artık diyorum... Şiir bir ırmaktan yuvarlanan çakıl taşı gibi en çağlayan odaklara ulaştırsa diyorum bizi ve şiirle bismillah desek hayatımızı yeniden yapılandırmaya. Kurgusal yaşamların tecriti bizi reel olana, şairin derin izler bıraktığı acılarına taşısa...

“Ben aydınları irşad etmeye geldim” diyor Cemil Meriç. Cemil Meriç’in bu mücadele tavrı ile Kenan Çağan'ın mücadele tarzını kıyasladığımda özde bir benzerlik ilişkisi olduğunu sezdim. Herkese karşı susan Kenan Çağan aydınları irşad etmek için kelimeleri seçmiş, kelimelerle irşada çıkmış bir şair; çünkü biliyor ki aydınlar ancak sanat ve ilimle irşad olunur. En nihayetinde de aydınların izinden giden toplum nasibini almış olur ve böylece arzuladığımız büyük devinim gerçekleşir toplum nezdinde. Şiir kalbe yayılagörsün, bir afyon gibi uyuşukluğun hâkimiyetine alır ve şiirin etkisiyle o şiirin fikir yolcusu oluruz. Kenan Çağan fikirlerini şiirle anlatmış ve kendisi günlük hayatında susmayı tercih etmiştir. Birçok şairdeki kibre rağmen Kenan Çağan'ın tevazuu da şairlerin kişiliklerine dair bir kez daha düşünmemiz gerektiğini gösteriyor.

''Terimiz soğumalı ilk öksürüğümüz ölümcül olmalı''

Şiir, davadır, mücadeledir, irşattır; bazen kötülüğe karşı buğz etmektir. Fakat bu süreçlerin tümünde aksama olmamalı. Şairin fikriyatından cümlelerine nakşedilen anlamın bundan ibaret olduğunu düşünürsek şu cümlesindeki sitemin bir küskünlüğe vardığını kavrayabiliriz: “Ölü diller avcısı büyük huzur ırmağını çek toprağımızdan kedilerini sokaklarımıza sal kıyametin saati vuruyor: hayata bitişik biri için toparlanmanın vakti ya da gitmenin...”

Şiirle başlayan bir hayatın akıbeti ve şiirin ölü dillerden ibaret olduğunu anlamak… Ey ölü diller avcısı (okuyucu), büyük huzur ırmağını çek! Okuyucu şairin acısını tartacak ağırlıkta değildir şüphesiz, çünkü şair yazdıklarını yaşar, okuyucu ise bir solukta okuyuverir şiiri. Hâlbuki her cümlesinde yılların birikmişliğini açığa vuran cümlelerin bir çırpıda okunuşu bu sitemi haklı çıkamaya kâfidir. Ey ölü diller avcısı, şairin uykusuzluğunu, mutsuzluğunu, korkusunu ve kendisini anlamadan bir çırpıda çıkıveriyorsun şiirin akıbetinden! Hadi biraz kal orada, hemen gitme, soluklan biraz; çünkü toprağın kokusunu, devrimleri, devinimleri göreceksin orada…

 

Salih Ağbalık yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 10:08
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20