Kemalizm Terakkiye Mani (mi) dir?

Hakan Albayrak’ın yıllar önce kaleme aldığı risale Silivri gölgesinde birbaşka okunuyor!

Kemalizm Terakkiye Mani (mi) dir?

 

Sistemin işleyişi bakımından, yeni dünya düzeni içinde yer almayı tehdit olarak algılayanlara soracak olursanız, hayır. Sistem ve düzen arasında var olduğunu kabul ettiğimiz ‘kırmızı çizgiler’ bakımından Kemalizm’le bir sorunumuz olduğu inkâr edilemeyecek sarahatte bir vakıadır.

Modern tarih, modernizm sayesinde, geçmişte cereyan eden/etmiş hadiseleri artık kendi şartları içerisinde değerlendirmiyor. Haklılar ve güçlüler arasında devam eden sistemli bir psikolojik savaş, güncel hadiseler arasında çok da göze çarpan ayrıntılar barındırmıyor. Çünkü haklıların olduğu merkez ile güçlülerin savunduğu muhkem mevkiler arasında hesaba dahil olmuş umulmadık ‘psikolojik asimetrik savaş’ hali yaşanıyor. Oysa Kemalizme veya demokrasiye bağlılığını her gün yeni bir amentü keşfiyle deklare eden gruplar veya ülkeler, bugün, geçmişe hiç de sünger çekme niyetinde gözükmüyorlar.

Laiklik ihraç edilir mi?Kemalizm Terakkiye Manidir, Hakan Albayrak

Bunu iki basit gerekçeye sığıştırma eğiliminde oldukları dikkatlerden kaçmıyor tabi. Öncelikle, demokrasinin gelişimi bağlamında insan hak ve taleplerinde Avrupa macerasının gündeme gelmesi baş tacı edilirken, Kemalizm cephesinde de, Türkiye ölçeğinde henüz bahara ermiş ülkelerin laik temeller üzerine oturtulması gereken bir kayıt tutulması dikte ediliyor. Şurası kesin, henüz yarım yüzyıl dolmadan, ülkelerinde darbecilerle hesaplaşmayan ülke pek kalmadı gibi. Görüntü böyle olsa bile, pratikte çoğulcu demokrasilerin makus talihleri sözkonusu darbeler sayesinde tersine dönmüştür. Fakat Türkiye ölçeğinde, İttihat ve Terakki baskınından başlayarak Kemalist devrimler sonrası beslenen darbeci ‘dubaracılar’, 1960’lardan günümüze, sözde demokrasiyi rayına oturtup ‘balans ayarı’ çekmişlerdir. Gerçek acaba bizlere gösterildiği şekilde mi cereyan etmektedir?

Kültürel deformasyon, Cumhuriyet Türkiyesinde modern tabuları da beraberinde getirirken Şeriatı bir sistem olarak benimsemiş ülkeleri saf dışı bırakmanın propagandasına havari kesilmenin mantığı nedir dersiniz? Özellikle şahıslar üzerinden yapılan ciddi tartışmalara tanıklık edilen bir yüzyılı geride bırakırken, kültürel hafızamız daha bir berraklaştı aslında. Fakat unutulan bir ayrıntı hemen hiç hatırlanmak istenmedi Türkiye’de; Kemalist olmanın bilimsel temeli nedir? Frankocu, Stalinci, Leninci, Marksçı olmanın bir kimliğe aidiyet kazandırmak üzere kurgulandığı su yüzüne çıkan yeni dünya düzeninde Kemalizmin ortaya koyduğu bir toplum düzeni, yeni bir siyasal katılım biçimi var mıdır acaba?

Korkuları egemen kılmak için...

Tarih biliminin, sosyolojinin, kitle kültürü bağlamında ele aldığı genel kavramlar, bize yeni zihin kontrollerini salık veriyorsa, meselenin tartışılacak bir yönü yok. Fakat çerçevenin dışına atılmak istenen adımın hizaya getirmek kastıyla cezalandırılması kişiliklerin birtakım yasalarla korunmasını gerektiriyorsa, işte buna katıla katıla gülebiliriz. Şimdi ayrıntı şu; Hakan Albayrak, yıllar önce yazdığı risalede, derunumuzda duran sancıya işaret etmişti. Bedelini de ödemişti elbet. Derdest edildiği mahpusta paşalar gibi yattığı halde, yan gelip yatmadan bir koleksiyon sunmuştu okuyucusuna. İşte o koleksiyon çevresinde hatırlamakta fayda var ki, gerçekte terakkiye mâni olan şey, modernizmle çatışan demokrasinin keyfi uygulamalarından başka bir şey değildir. Sömürülen kavramların, toplumda hayat bahşettiği çevrelerin iç yüzüne dair bu kısa yazılarda, aslında  uzun boylu fikir atraksiyonları okunuyordu. Çünkü Kemalizm, sadece bir inkılaplar manzumesi değil, aynı zamanda korkuları egemen kılmak isteyen karanlık odakların deşifre olmaya yüz tutmuş, kirli maskeleriydi. Siyasal yönü bir tarafa, kültürel yozlaşmadan marjinal fikirler çıkaran bu ideailize edilmiş kavram, elitlerin kumpası için biçilmiş kaftandı.

Ne diyordu Albayrak: “İçtihat kapısının kapalı olmasından’ dem vurup İslâm’ın terakkiye mâni olduğunu ileri sürüyorlar ya… Çıldırıyorum! 10 Kasım1938 sabahı saat dokuzu beş geçe zamanı durduran biz miyiz? Din değil ama Kemalizm terakkiye mâni.” Bir mânimiz yok, Kemalizm miadını doldurdu, Ergenekon, demir dağı delmek için yeni izmlere pupa yelken yol alabilir.    

Arif Akçalı Silivri’den şimdi ne çıkar diye düşündü

 

 

                          

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2019, 11:16
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
meryem karagöz
meryem karagöz - 8 yıl Önce

Bununla beraber Kemal Tahir'in Kurt Kanunu kitabını okumakta fayda var.

banner19

banner13