Kelimelerin de birer canlı olduğunu farkettim

Duran Boz, özenli çalışması 'Yazma Hikayeleri' kitabında bugün eli kalem tutan birçok yazar ve şairin yazmaya başlama hikâyelerini bir araya getirmiş. Mustafa Uçurum yazdı.

Kelimelerin de birer canlı olduğunu farkettim

https://www.ktpkitabevi.com/urun/yazma-hikayeleri-9786053262541

Yazmak, cümlelerle hemdem olmak, birçok kişinin arzuladığı ve kelâmını kâğıda dökmek için çaba sarf ettiği bir uğraştır. Bir çeşit iç dökme olan yazma eyleminin başlaması da en az kurulan cümleler kadar içten ve çıkarsızdır. Kişi kendisi için yazar. Zamanla paylaşma duygusuyla yazdıklarını görücüye çıkarır. Bazen hayran oluruz yazılan bir cümleye. Zaman olur ki bir cümlenin büyüsüne kaptırırız kendimizi, hayal âleminde serazat göklere yolculuğa çıkarız. Bu bağlamda hayran olunan cümleleri okudukça, “Nasıl yazıyorlar?” sorusuna cevap aramaya da başlarız.

Yazma Hikâyeleri

Şair, yazar Duran Boz (nam-ı diğer Ömer Erinç) birçok yazar ve şairin yazmaya nasıl başladıklarını anlattıkları yazıları bir araya toplayarak “Yazma Hikâyeleri” adlı bir kitap vücuda getirmiş. Yazmaya başlama serüveni çok önemli hassas bir noktadır. İnsanı yazmaya iten sebepler, etkiler özellikle yazma konusunda kendine rehber arayanlar için ayrıntısı bol dokümanlardır.

Kitap geniş yelpazesi ile dikkat çekiyor. Usta payesindeki yazarlardan genç yazarlara kadar geniş soluklu bir çalışma olan “Yazma Hikâyeleri”, Nuri Pakdil’le başlayıp Aykut Ertuğrul’la sona eriyor. Bugün dergilerde, gazetelerde yazan, kitap sahibi yazar ve şairlerin kurdukları ilk cümlenin heyecanını satır aralarında bulmak mümkün. Nuri Pakdil’in daha ilkokul sıralarındayken yazmaya başladığını ve cümlelerden gökyüzüne kelebekler saldığını öğreniyoruz. Rasim Özdenören lisede birdenbire yazmaya başlamış. Necati Mert’in dinlemeyle başlayan, oradan da okumaya ve yazmaya geçen serüveni de söz ustasının anlatımıyla keyifli bir hikâyeye dönüşmüş.

Ali Haydar Haksal’ın yazmaya başlayana kadar kimlerin ışığına tutunduğunu okuyoruz bu hikâyelerin arasında. Hüseyin Akın, yazdıkça bir itirafı dile getiriyor: “Kelimelerin de birer canlı olduğunu fark ettim.” Selvigül Kandoğmuş Şahin, yazarlığını besleyen iki unsurun çocukluğu ve gençliği olduğunu anılarıyla da besleyerek anlatıyor.

Kitap, yetmiş altı yazar ve şairin yazma hikâyesi ile zengin bir içerik sunuyor.

Yazarlık okulu gibi

Yazma Hikâyeleri”, tam anlamıyla bir rehber kitap. Zaten bunun böyle olmasını Duran Boz da giriş yazısında belirtiyor. Yazma hususunda kendinden önceki kalem sahiplerini tanımak, onların izlediği yolu takip ederek kendine ve yazdıklarına bir yön vermek bu uğurda yapılması gereken kaçınılmaz çalışmalar arasındadır.

Yazarlık okulu faaliyetleri, günümüzde oldukça hız kazanan çalışmalar arasına girdi. Büyük merkezlerden tutun da okullarda bile yazarlık okulları açılmakta. Atölye çalışmaları ile genç yeteneklere rehberlik yapılarak, kurdukları cümlelere yön verilmeye çalışılmakta. Duran Boz Hoca’nın bu çalışması ile genç yeteneklere birçok söz ustasının yazmaya başlama hikâyesi ulaşmış olacak. Sözcüklerle kurulu bir dünyayı inşa etme çalışmaları daha somut bir zemine oturma imkânı bulacak. Örneğin; Atasoy Müftüoğlu’nun hikâyesini okuyunca, yazmanın bir sorumluluk olduğu kanaatini pekiştirecek genç yetenekler. Necip Tosun’la birlikte, içinden gelen cümlelerin ardına düşerek öykülerin ipine sımsıkı sarılmak için bahaneler arayacak.

Ayrıca kitabın sonunda Duran Boz çok önemli bir kaynak liste sunuyor. Yazmak üzerine kaleme alınmış bir birinden önemli kitapların listesini okuyucuyla paylaşıyor. Türk ve dünya edebiyatından birçok yazarın peotik çalışmalarının yer aldığı bu liste, yazarlık yolunda yol kat etmek isteyenler için çok önemli bir kaynak niteliğinde çalışma olmuş.

“Yazarlık Hikâyeleri”, türünün ilk örneklerinden sayılabilecek önemli bir çalışma. Bundan önce, başka yazarlar tarafından yazarların yazma serüvenleri anlatılmıştı ya da söyleşilerle yazmaya başlama serüvenini anlatan yazar ve şairler olmuştu. Bu eser ile kendi hikâyelerini kendileri anlatıyor yazarlar. Birinci ağızdan bu hikâyelere şahit olmak için “Yazarlık Hikâyeleri” okuyucusunu bekliyor.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Atıf Dedebey
Atıf Dedebey - 7 yıl Önce

Merhaba Öncü vasfı hemen verilecek bir vasıf mı? Hâlbuki yazı ve yazarlık macerasını işleyen başkaları da var. Duran Boz kitabıyla öncü değil muakkib yani takipçidir. Taşımadığı sıfatları verip insanları zora sokmamalı. Duran Boz’un, kitabıyla iyi, güzel ve faydalı bir iş görmesi onu öncü durumuna sokmaz. Peki Ahmet Köklügiller’i Mehmet Seyda’yı nereye koymalı?. Üstelik Duran Boz’un da Cengiz Yolcu’nun da babası belki dedesiyle akran adamlar.Öncü deyince öncü olunmuyor demek ki..Selamlar

Cengiz yolcu
Cengiz yolcu - 7 yıl Önce

Duran Boz'a bu öncü, ufuk açıcı çalışmasından dolayı teşekkürler.

banner19

banner13

banner26