Kayıtsız ve şartsız iman ne güzel

Ali Bektaş’ın kitabı Rağmen, insanlığın kurtuluşunun her şeye rağmen kul olmakta olduğunu işaret eden gerçek bir sohbet tadında hazırlanmış bir çalışma olmuş.

Kayıtsız ve şartsız iman ne güzel

İnsan fanidir ve kul olma bilinciyle yaşayarak hayatını ikame etmeye çalışır. Fanilik değişmez bir yazgıdır ama “kulluk” farklı bir noktada insanı beklemektedir. Her fani kul olma bilinciyle donatılmamış olabilir. Bu bilinç ancak kişinin doğru yönelimleriyle olgunlaşabilir. Ali Bektaş’ın Nesil Yayınları’ndan “Tasavvuf Sohbetleri-4” başlığı altında yeni çıkan kitabı Rağmen adlı kitabını okurken insanın aklına gelen fanilik ve kulluk kavramları birbiriyle sürekli bir mücadele içinde yol almaktadır. İnsan fanidir ve kul olmak için mücadele etmelidir.

Kayma noktalarından kendini sakınmaktır kurtuluş

Hassas bazı noktalar vardır. Günlük hayat içinde artık iyice sıradanlaşmış ve görmezden gelinen ya da göz ardı edilerek yok sayılmaya çalışılan noktalar vardır. “Aman canım, bundan da ne olur ki” gibi ya da “bu da mı günah” gibi kaçamak yollarla üstleri örtülmeye çalışılan hakikatler bazen insanın dönüş yapamayacağı noktalara ulaşabilir. Rağmen’de Ali Bektaş insanı karanlık yollara düşüren, insanın içini daraltan, muhakemesini yok eden tehlikelerden bahsediyor. “Kıyas, zıtlıklar, sorumluluk, tesadüf, şirk, rağmen”  gibi günlük hayatta sıklıkla kullanılan kavramların düşünülmeden hoyratça harcanmasının ne gibi tehlikeler doğurabileceğinin altını çiziliyor.

Ve duymak, hissetmek, görmek. Kâinatın her noktasında Yaradan’dan bir iz görerek, Yaradan’ın hikmetini anlayarak yaşamak kulluk bilincinin oluşmasında çok önemli bir seviyedir. Ali Bektaş, “Duyanlara selam olsun” diyerek farkında olanlara selamını gönderiyor. Nereden geldiğinin, nereye gittiğinin, ne için yaratıldığının, verenin, lütfedenin farkında olanlara selam göndermektedir. Bir Yunus çağrısıyla, ayırmadan ve kırmadan bu dileğini sunmaktadır.

Farkında olan insan farklıdır da. Hayata bakışı farklıdır, yaratılmış her zerreye bakışı ilahi bir donanıma sahiptir. Duyar ve duyduğunun rahmani olduğunu anlar. Ali Bektaş’ın deyimiyle “Bizim gözümüzden gören, lisanımızdan konuşan, kulağımızdan duyan, elimizden tutan, ayağımızdan yürüten, bunların böyle olduğunu bize bildiren ‘Lâ faile illallah’tır.”

İbadete sarıl ki nimetin artsın

İnsanlara yol gösterirken korkunç olanı değil de hayatın ve ahiretin müjdeli yüzünü göstermek özellikle günümüz şartları düşünüldüğünde daha kazançlı bir yol olacaktır. Korkutarak değil, sevdirerek öğretmek. Ali Bektaş’ın üslubu da tam buna karşılık geliyor. Sohbetinin her noktasında insanlara elde edecekleri kazançları sıralıyor. Nasıl olur da Rabbe daha yakın oluruz, ne yaparsak ümmet olarak kurtuluşa ereriz, nasıl ihvan oluruz gibi soruların cevapları, kazanılacak mükâfatlar sıralanarak veriliyor.

Ali Bektaş, imanın gıdası olarak ibadetleri işaret ederek mümin bir duruş için ibadete sımsıkı sarılmanın gereğini örneklerle anlatıyor. İmanın ispatı olarak da sağlam bir tespitle namazı gösteriyor.

“Rağmen sevmek”

Mümin olmanın gerektirdiklerinin dışında kalanları elinin tersiyle itmek, önemli bir dirayeti de beraberinde getirmektedir. Bir kıvılcım, kurtuluş için bir adım, yola düşmek için yarın demeden bugün… insanlığın başlatacağı ümmet olmak hareketinin en somut adımlarındandır. Mala, mülke, yaşam kaygısına, yarın telaşına tutulmadan ve bütün bunlara rağmen sevebilmektir sevileceklerin en güzelini.

Bir kıvılcım her şeyi harekete geçirebilir. Ali Bektaş, insanların kurtuluşu için birçok yol gösteriyor. Hangisinden giderseniz gidin sonu kurtuluştur diyor. Ramazan gelip evlerimizin, kalplerimizin, gökyüzümüzün başköşesine kurulacak. Ramazan’ı lâyıkıyla karşılamak, yaşamak, Ramazan’la birlikte kendimizden başlayan bir iç devrimi harekete geçirmek bizim için en şevkli kıvılcım olacaktır. Ali Bektaş’ın temennisini tekrarlayarak günümüzü aydın edelim. “Bugün ne yaparsam Rabbim için yapacağım.” diyelim sık sık. Yola düşmek değildir esas olan, kimin için yola düştüğümüzdür bizim kurtuluş reçetemiz.

Anı yaşamak, yapılacakları ertelememek de bir mümin tavrıdır. Yaşadığı anın değerini bilmek, vaktini Rabbine yakışan şekilde dopdolu yaşamak dervişlik yolunun önemli kademelerindendir. “Dervişlik, öncesiz ve sonrasız, dünsüz ve yarınsız anı yaşamaktır.” diyor Ali Bektaş. Yarına bırakılan her iş kulun boynuna yüktür. Gün bugündür ve yaşanması gerektiği gibi yaşanırsa dopdoludur.

Allah’ın ihsanı ihvan olanın üzerinedir diyor Ali Bektaş. Kişi, bol ihsan elde etmek istiyorsa ihvan yolundan ayrılmadan olması gerekeni yaşamalıdır. Yaşadıkça görecektir ki ihsan sahibi, nasibini bol bol göndermektedir.

Mustafa Uçurum yazdı

Yayın Tarihi: 05 Temmuz 2013 Cuma 15:30 Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 12:18
banner25
YORUM EKLE

banner26