banner17

Kayıp dilin izlerini sürelim!

Kâmil Yeşil, üçüncü hikâye kitabı "Kayıp Dilin Öyküleri"nde hikâye divânıyla başlayıp Zenbilli Ali Efendi'ye uzanan bir rota çiziyor..

Kayıp dilin izlerini sürelim!

Aşılamayan zirve: Dîvân Edebiyatı

10776Kayıp Dilin Öyküleri kendi özüne yabancılaştırlmaya çalışılan bir millete gayet ince, sıcak ve işlenmiş bir üslûpla yitik hazinesinin yol haritasını sunuyor aslında. "Acem'in ve Arab'ındır" denilerek hafızalarımıza başka bir dil ve edebiyat olarak işlenmeye çalışılan Osmanlıca ve Dîvân Edebiyatı hâlâ görkemini kaybetmeyen bir medeniyet binası ve aşılamayan bir zirve olarak karşımızda durmakta.

Kâmil Yeşil'in her sayfası kadim olanın mânâlı derinliklerine uzanan kitabı "Aç Öykü", "İç Öykü" ve "Uç Öykü" den mürekkep üç kısımdan oluşmakta. Bu kısımların her biri yitik hazinemizin birer incisini teşkil etmekte.

Leyla ile Mecnun'u bir de hikâye dîvânı'ndan okuyalım

"Aç Öykü" isimli kısım, bizim olana açılan bir ilk kapı hüviyeti taşıyor. Açılan kapıdan bir hikâye dîvânının odalarına misafir oluyor okuyucu. Münacaat odası Rahman ve Rahim olanın adıyla açılıp kulun bilen ve beraber olanıyla bilmeyip ayrı düşenin hâlini hülasa eden şu kelamla son buluyor:

Bilmek  haz verici Tanrım

Bilmemek utanç...

Münacaattan sonraki ikinci odada Hz. Peygamber(s.a.v.)'e Naat var. Efendimizin(s.a.v.) nurunun parıltısıyla açılan kapıdan O'na(s.a.v.) selam ve salat ile bir gözyaşı damlası aralık bırakarak çıkıyoruz.

Sebeb-i Telif kapısının ardında bir tanıdık âşk hikâyesi var. Gül İle Bülbül âşkı bir hikâye dîvânı mevzubahis olunca gönle ve kalbe ilk düşen olacaktır şüphesiz. Yazar da bunu dilindeki sadeliği, kalbindeki duruluğu kağıda işleyerek doksan dokuz hikâye beytiyle anlatıyor. İşte bu güzel beyit hikâyelere bir misal:

"Gül, bülbülün gözlerine baktı da: Ey delikanlı âşık, dedi, neden gözlerin kızarmış öyle; yoksa benim hakkımda bir kötülük mü düşünüyorsun? Sen, dedi bülbül ona, önce kendi dudaklarına bak, binlerce sevgilinin dudak kanı kurumuş ağzında; üstün başın kan kırmızısı."10777

Kâmil Yeşil doksan dokuzuncu beyitte hem kendini hem de ademoğlunu uyarıyor:

"Bir ankebût mesabesinde olan dünya işlerine güvenme ey yazar! Herkesin ağzını şapırdata şapırdata yediği bal hakkında 'tuzu eksik' diyen sen değil misin? Sen en iyisi tövbe et ve adı güzel Ahmed(s.a.v.)'e salât ve selâm eyle, vesselâm..

 

Hikmete götüren bir iç öykü

"İç Öykü" kısmı ismiyle müsemma. Menakıbu'l Ârifîn'in Kayıp Menkıbesi adını taşıyan öykü bir âh aleviyle tutuşan âşk erlerinin bulunduğu bir asitanede geçiyor.

Hz. Mevlânâ'nın rabıtasıyla gözün dünyaya ve zamana kapanıp âşk yolunda hakiki mekân ve vakte açıldığı bir halka içinde sorulan suale cevap olarak anlatılan menkıbeler hem suallere cevap hem de ruhu dinlemeye odaklanmış canları ılıtan bir damla su oluyor. Menakıbu'l Ârifîn'in müellifi Eflâkî Dede'nin eserini neşretmeye nasıl karar verdiği ve kendisine ilhâmın geldiği yerde karşılaşan Hz. Mevlânâ ve Hz. Şems'in menkıbesi hikâyenin cana can katan yerleri olarak gönle çarpıyor.  

Zenbilli Ali Efendi'ye mektuplar ve latif cevaplar

Kitabın son bölümü "Uç Öykü" ise "İnşallah" adlı hikâyeyi ihtiva ediyor. II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman'a şeyhülislâmlık yapan Ali Efendi'nin doğumu, adını ilmin kapısı ve ismiyle müsemma olan Hz. Ali(r.a.)'den alışı ve Dersaadet'e gidip orada Şeyhülislâm Ali Efendi'den Zenbilli Ali Efendi'ye evrilen yaşamı hikâyenin serüven çizgisini belirliyor.

Hazır cevaplılığıyla meşhur şeyhülislâmımızın kendisine dede yadigârı ağaçlarını talan eden karıncaların katline icazet için

"Dırahtı sarmış olsa eğer karınca

Zarar var mı karıncayı kırınca ?" diye soran Muhteşem Süleyman'a

"Yarın dîvânına Hakk'ın varınca

Süleyman'dan alır hakkın karınca" diye cevap vermesi değil karıncanın bir dünya kulun hakkını gaspeden kodamanlara bir tarihî hatırlatma olarak göze çarpıyor.

Son hikâyemizin, ve belki de kitabın, en güzel ve eğlenceli kısmı Zenbilli Ali Efendi'ye gönderilen mektuplar ve onun bunlara vermiş olduğu birbirinden ince ve nükteli cevaplar olarak hatırda kalacaktır şüphesiz.

10778Kendisini yakışıklı zannedip nimetten sayan genç âlime verilen ince ve yerinde ayardan âlimler arasındaki kelimelerin yazılış farkından sual eden öğrenciye verilen mutedil cevaba, eşinden şikayetçi olan hanımdan Miraç hadisesine dair sualin yanıtlanmasına kadar birçok mektup ve cevap her yaştan okuyucunun dikkatini çekecek mizaha ve güzelliğe sahip.

Ayrıca mektupları okuyan okuyucularımız günümüzde orucun açılmasına dair "sürrealist" tavsiyelerde bulunan hocalarımızın o devirlerde de muhatabı olduğunu görünce hem şaşıracak hem de tebessüm edecekler.

Bu kitabı seveceksiniz

Velhasılıkelam 64 sayfalık bir  kitapta kaybedilen dil ve medeniyetten üç nefeslik bir ferahlık ve aydınlığı bize sunan Kâmil Yeşil, "Balın Tuzu Eksik" ten sonra bir güzel kitapla daha göz ve gönül odamıza misafir oluyor. 

  

Cahit Saçak beğendi, önerdi

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 10:54
YORUM EKLE
YORUMLAR
kamil yeşil
kamil yeşil - 9 yıl Önce

üzerinde en az durulan ve keşfedilmeyi bekleyen hikaye kitabıma çektiği dikkatten dolayı cahit saçak kardeşime teşekkür ederim.

banner8

banner19

banner20