Kaybedilmiş Bir Cephe yahud Lisan Davamız

Kadir Mısıroğlu, ''Doğru Türkçe Rehberi Yahud Bin Uydurma Ve Batı Menşe’li Kelimeyi Boykot'' adlı kitabında Türkçenin nasıl kasıtlı ve planlı bir şekilde tahrip edildiğini izah ve ispat etmeye çalışıyor. Mustafa Kesici yazdı.

Kaybedilmiş Bir Cephe yahud Lisan Davamız

https://www.ktpkitabevi.com/urun/dogru-trke-rehberi-yahud-bin-uydurma-ve-bati-menseli-kelimeyi-boykot-9789755800080Yakın tarihte ilim ve kültür hayatımıza iki büyük darbe vurulmuş. Bunların ilki “Harf İnkılâbı” olup bu hareketin ne kadar büyük bir hata olduğu artık meydana çıkmıştır. “İslam harfleri”ni değiştirmek, yeni nesillerin maziyle irtibatını kesmiş ve tarihî devamlılık şuurunu zaafa uğratmış. Bunun ötesinde ikinci büyük darbe ise “Lisan İnkılâbı”dır. Burada sorulması gereken haklı bir sual vardır. Lisan’da, dil’de inkılâp mı olurmuş? El-cevap; Türkiye’de olmuş.

Bu lisan inkılâbı nasıl olmuş? Neden bugün bir İngiliz genci Shakespeare’i orijinal nüshasından okuyabiliyor da bizler, şair Bâkî, Şeyh Gâlip şöyle dursun Yahya Kemal’i, Mehmed Akif’i anlamakta güçlük çekiyoruz? İşte bunun sebebini Kadir Mısıroğlu, “Doğru Türkçe Rehberi Yahud Bin Uydurma Ve Batı Menşe’li Kelimeyi Boykot”  adlı kitabında anlatıyor. Kadir Bey, Türkçenin nasıl kasıtlı ve planlı bir şekilde tahrip edildiğini bu hacmi küçük ama manası büyük eserinde izah ve ispat etmeye çalışırken, bizleri de, bu kasıtlı ve planlı tahribata karşı gelip doğru Türkçeyi müdafaa etmeye davet ediyor. Kitabın son baskısı 160 sayfa olup Sebil Yayınları arasında çıkmış.

Kitabın girişinde kısa bir tarihçeden sonra birinci kısımda “Türkçeye Müdahalenin Türkçülük, Kemalizm, Solculuk veya Komünizm Safhaları” izah edilmiş. Türkçeye müdahalenin Türkçülük safhasında görüyoruz ki bunu dava eden Ömer Seyfettin, Ali Canip (Yöntem), Ziya Gökalp gibi isimler dilde “tasfiye” değil “sadeleşme” taraftarı imişler. Bunun ardından gelen “Kemalist inkılâpların” müessisleri ise dilde tamamen “tasfiye” hareketine teşebbüs etmiş ve Türkçenin ihtiva ettiği bütün Arapça ve Farsça kelimeleri dilden tardetmeye, çıkarmaya çalışmışlar.

Ne garip ki bu safhada Türkçeye giren alafranga kelimelere değil de sadece Müslümanlığımızın alameti ve Kur’an kültürünün malı olan Arapça kelimelere düşmanlık edilmiş. Dipdiri binlerce kelimeye mukabil yeni icat edilen kelimeler zorla dile sokulmaya çalışılmış ve maalesef bu da başarılmış. “Hayat” yerine “yaşam”, “mana” yerine “anlam”, “maksad” yerine “amaç”, “hâkim” yerine “yargıç”, “delil” yerine “kanıt”, “cevap” yerine “yanıt”, “hususî” yerine “özel”, “umumî” yerine “genel”, “mesele” yerine “sorun”, “ihtimal” yerine “olasılık”, “imkân” yerine “olanak” gibi kelimeler ve daha binlercesi hep bu sırada icat edilip, eskilerinin yerine ikame edilmeye çalışılmış. Bunda –o an için- muvaffak olunamayacağı anlaşılınca, bu sefer “Güneş Dil Teorisi” icad edilerek daha komik bir manzaraya sebep olunmuş. Eskiden Türkçe olmadıkları için dilden tasfiye edilmeye çalışılan kelimelere şimdi “aslında bütün diller Türkçeden doğmuştur” denilerek sahip çıkılmaya çalışılmış.

“Türkçeye müdahalenin solculuk veya komünizm safhası”nda da yapılan bundan farklı değildir. Fakat kitabın bu kısmında dikkatimizi çeken bir başka husus da şudur: Ruslar 1926’da Bakü’de bir Türkoloji kongresi topluyorlar ve alınan bir kararla Rus esiri Türklere Latin alfabesinin kabulünü mecburî hâle getiriyorlar. Dahasını Kadir Mısıroğlu şöyle izah ediyor: “Ertesi yıl Rus esiri Türk topluluğu için 27 çeşit alfabe kabul edilmiş. Dikkat oluna ki; aynı din, dil ve kültüre sahip Türk topluluğuna 27 çeşit Latin asıllı alfabe kabul ediliyordu. Bilahare Türkiye Latin alfabesini kabul edince Ruslar bu defa Latin alfabesi yerine Kiril asıllı alfabeler ikame ettiler. Maksad, Türklerin birbirleri ve Türkiye Türklüğü ile aralarında bir anlaşma imkânı olmasın!..”. Rusların nasılkasıtlı ve programlı şekilde Türkçeye müdahale ettiğini zannımca sadece bu hadise bile ispat etmektedir.

İslam’a suikasdin bir cüz’ü

Kitabın ikinci kısmında Kadir Mısıroğlu, lisan meselesinde kullanılması gereken ölçüleri anlatmaktadır. Bu hususta müellif (yazar) “Tekrar edelim: “Lisanımızdan tardedilmek istenen kelimelerin kabahati (!..) menşelerinin Kur’an olmasıdır!.. Fakat düşman için red ve boykota sebeb teşkil eden bu vasıf, Müslümanlar için bir terviç ve rağbet sebebi olmalı değil midir?” diyor ve Müslümanları bu harekete karşı, uydurulan kelimeleri boykot edip, asırlarca dilimizde kullanılan, maziyle irtibatımızı ve Kur’an-ı Kerim ile münasebetimizi koruyan kelimeleri yaşatmaya davet ediyor. Bunun için Kadir Bey kitabın sonuna kendince boykot edilmesi gereken “bin kelimelik bir liste” koymuş. Tabii boykot edilmesi gereken bu kelimelerin karşısına kullanılması gereken doğru kelimeler de yazılmış.

Maalesef lisan davamız bugün itibariyle mağlup olduğumuz bir cephe manzarası arz etmektedir. Hâlbuki bu mesele İslam davamızın en esaslı rükünlerinden birisidir. Zira yazarın da dediği gibi “Güzel Türkçemize suikasd, umumî manasıyla İslam’a suikasdin bir cüz’üdür”. Fakat Müslümanlar olarak bu meseleyi hakkıyla kavrayamadığımız ortadadır. Dahası Türkçemizdeki bu tahribat ecdad yadigârı binlerce dinî, tarihî ve edebî eseri anlaşılmaz hale getirmiştir. Bu da tarihî devamlılık şuurumuza vurulmuş en büyük darbedir. O halde Lisan meselesini yeniden anlamaya ve anlatmaya çalışmak tarihin bize yüklediği bir vazifedir. Bunun için, hacmi küçük de olsa, lisan davamız ve Türkçenin başına gelen felaketler hakkında fikir sahibi olmak isteyen herkese Kadir Mısıroğlu’nun “Doğru Türkçe Rehberi Yahud Bin Uydurma Ve Batı Menşe’li Kelimeyi Boykot” adlı bu kitabını hararetle tavsiye ederiz.

“Ey, bir yabancı dili öğrenmek için para ve zaman olarak her fedakârlığa katlanan, aziz genç!.. Biraz da kendi öz lisanını öğrenmek için gayret sarf edemez misin?” diyor Kadir Mısıroğlu. Güzel Türkçemizin eski ahenk ve zenginliğine kavuşması temennisiyle… Ve minallahit-tevfik…

Mustafa Kesici

Yayın Tarihi: 25 Nisan 2016 Pazartesi 16:42 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 17:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Kesici
Mustafa Kesici - 5 yıl Önce

Kitabın ve yazarın Türkçe'ye sonradan veya başka lisanlardan girmiş bütün kelimeleri boykot etmek gibi bir iddiası yoktur. Bunu da anlamak için evvela kitabı okumak gerek. Sadece kapağına bakarak kitabın tamamı hakkında yorum yapmak da abesle iştigal etmektir. Ve elbette tezatsız insan da yoktur mesele davayı anlamak ve anlatmaktır...Vesselam

Müfid Erenson
Müfid Erenson - 5 yıl Önce

Kitabın kapağında yer alan "Boykot" kelimesinin Türkçe karşılığı nedir? Ayrıca kitabın kapağının sol altında yer alan "Bu bir ... Yayınıdır" ifadesi de Türkçe söylenişe uygun değildir. Bu kalıbı çoğunlukla Latin dillerinde görürüz ki, "This is a..." ya da "C'est un..." gibi bir sunuş cümlesidir. Türkçede "bir" sıfatı bu şekilde kullanılamaz. Dolayısıyla Türkçeden bahseden bir kitabın daha kapağında bunun gibi hatalar yapılması kitabın genelinin güvenirliği için soru işaretleri oluşturmaktadır.

Serkan A
Serkan A - 11 ay Önce

Müellif pek çok dile vakıf olmakla birlikte dilimize kültürumüze de sahip cikan bir dava adamidir. Pek çok eseri mevcut. Eserleri de pek çok kaynaktan yararalanilarak olusturulmus tarihi vesika niteligindedir. Tarihe meraklilara tavsiye edilir

banner26