Kavga, gelişme ve dil arasında değildi

Cemil Meriç’in anlattığı ‘okumak’ sadece satırları zihne kazımak, ezberlemek değildir; okuduğunu benimsemek, insanlarla paylaşmak ve neye inanıyorsak o uğurda savaşmaktır. Burhan Erdoğan yazdı.

Kavga, gelişme ve dil arasında değildi

Balkan Savaşları zulmünün olduğu dönemde yurdundan edilmiş, hayalleri ile hayatları ile bilinmeze sürüklenmiş nice aileden birinin geleceğidir Cemil Meriç. Hayatıyla, düşüncesiyle, çözümlemeleriyle çağının âlimi sayılacak kadar bilge birisidir. Tarihe, sosyolojiye, eğitime, her şeyden önce okumaya verdiği kıymetle bu toprakların insanının hak ettiği uygarlık düzeyini yakalaması için çırpınan yalnız bir adamdır Cemil Meriç.

Yokluklar içinde büyüyen ve o dönemin bütün sıkıntılarını sinesinde barındıran, düşüncelerini söylemekten hiç çekinmeyen bir dava adamıdır Cemil Meriç. Osmanlı İmparatorluğunun iyiden iyiye Avrupa topraklarından dışlandığı, savaşların ardı arkasının kesilmediği, kılıçların, silahların, topların gölgesinde bir milletin ayakta kalma çabasının had safhada yaşandığı dönemde yazmayı en büyük silah gören bir adamın hikâyesidir.

Ve, aydın sınıfımızın kendi tarihini, edebi geçmişini görmezden gelerek ya da kıymetini anlayamayarak Avrupa’nın sözde uygarlığına âşık olmasını, okumak nedir düşünmek nedir bilmeyen, rahatına düşkün aciz bir millet oluşumuzun acılarını en derinden hisseden bir fikir adamının dik duruşudur Bu Ülke.

Gözlerinin eksikliğini bir lütuf olarak gören, en üretken çağını gözlerini kaybettikten sonra yaşayan Cemil Meriç, hayatı boyunca birçok esere imzasını atmıştır. Mağaradakiler, Umrandan Uygarlığa, Bir Dünyanın Eşiğinde, Işık Doğudan Gelir, Kültürden İrfana... İsimleri ile dahi insanı farklı düşüncelere sevk eden bir düşüncenin yansımalarıdır her biri. Kendisinin ‘hayata bu kitabı yazmaya geldim’ ifadesi bile onun edebi hayatı, yazmayı, düşünmeyi ne kadar hayati gördüğünü gösteriyor. Bizler ise bugün bu ışık saçan kitapları terk ettiğimiz tozlu raflardan indirip hak ettiği yere koymalıyız. Cemil Meriç’in anlattığı ‘‘okumak’’ sadece satırları zihne kazımak, ezberlemek değildir; okuduğunu benimsemek, insanlarla paylaşmak ve neye inanıyorsak o uğurda savaşmaktır ve savaşın en doğrusu kalemle, düşünceyle olanıdır.

Kavga, gelişme ve dil arasında değildi

Dünyamız hızla değişiyor, teknolojik gelişmeleri yanlış algılayan insanoğlunun tutumu bizi kitaplarımızdan, sahaflarımızdan iyice uzak bıraktı. Daha çok kazanma hırsı her şeyden daha kıymetli hale geldi, ilim sayfalarının yerini magazin denilen paçavralar aldı, sokaklarımız fuhşiyat rezilliği ile doldu taştı. Başımızı kuma gömdük, sessiz sessiz bir kültürün yıkılışına seyirci oluyoruz. Altı asırlık hayatında dünyanın birçok köşesine hoşgörüyü götüren, gittiği her yerde sevgiyle muamelede bulunan Osmanlının aciz torunları olarak bugün bize düşen, köklerimizle koparılmak istenen bağımıza sıkı sıkıya bağlanmak, çok çalışmak ve gelecek nesilleri inşa etmektir. Bizi biz yapan her ne varsa sahip çıkma zamanıdır. Bütün olumsuzlukların karşısında duran, Cemiller, Cahitler, Necipler tarihin her döneminde bu ülkenin insanlarına önderlik yapmış, elini taşın altına sokmaktan hiç korkmamıştır.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte değişen dilimiz bizden çok şey götürdü. Latin harflerine geçmenin ne kadar lazım olduğunu anlatan yazılar yazıldı çizildi. Gelişmeyi dile bağlayanlar dünyanın bir ucundaki Japonya’nın durumunu, dünyanın bugün en büyük ekonomilerinden Çin’in durumunu göremediler ya da görmek istemediler. Kavga, gelişme ve dil arasında değildi, bu çok açık. Cemil Meriç’in hayatı ve eserleri geçmişimizi mükemmel biçimde analiz eden, bugünümüz ve geleceğimize uzanan sağlam bir köprüdür. Okumalı ve anlatmalıyız.

Bugün okullarımızda, özellikle de üniversitelerimizde eğer gerçekten bilimin ışığında yeni nesiller inşa etmek istiyorsak, tarihini, kültürünü bilen genç nesillere özlem duyuyorsak bu eserlerden mahrum kalamayız.

Burhan Erdoğan yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 17:15
banner12
YORUM EKLE

banner19