Karakoç'un yaptığını romanda yapacak!

Işık Yanar, 'Şemsiye Tamircisi' ile aslında yeni romancılarımızın ne kadar yetkin olabileceğini gösteriyor.

Karakoç'un yaptığını romanda yapacak!

Işık Yanar, post-modern romana sırtını dayayarak değil, dönerek eserler vermeye çalışıyor; 'çalışıyor' kelimesi yerine 'eserler veriyor' dememiz daha doğru olur. Roman geleneğini önemseyen klasik tatta bir metin ortaya koymuş,  “Şemsiye Tamircisi”nde. Bu tutumuyla aslında, güne tepki gösteren, geçmişi deneysel bir unsur gibi bugüne taşıyan avangart bir romancı olarak beliriyor.

Mistik bir roman havasıIşık Yanar, Şemsiye Tamircisi

Şiirde Yahya Kemal’in, Sezai Karakoç’un yaptığını, bir dolu bilinçle Işık, romanda yapmaya çalışıyor; buradaki çalışıyor, yerli yerindedir. Zor bir işe soyunduğu kesin Işık’ın; flu bir geçmiş, Şemsiye Tamircisi’ne kendiliğinden mistik bir hava katıyor. Ki zaten, başkarakter Şemsiye Tamircisi de bir şeyhe bağlanmış, romanın havasına uygun bir hayat sürmektedir. Şemsiye Tamircisi’nin dili, tasvirler nedeniyle durgun, dingin; roman ilerledikçe anlatıdaki dip akıntıyı fark ediyor, romanı daha bir benimsiyor ve kendinizi kaptırıyorsunuz.

Şemsiye Tamircisi, dramatik bir ironi üzerine kurulmuş. İnkar çağında öldürücü bir bağlılık ve inançla okura saldırıyor bu roman, modern dünyanın, metropollerin hayat tarzı, akışkanlığı, şehvet telkin eden eğlence alışkanlığı, soğuk makineleri ve kirli parasından kaçıp bir köye yerleşen, doğayla kendini temize çekmeye çalışan "Şemsiye Tamircisi" adlı karakter, Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam’ına da benzemiyor değil. İki karakter de romanın sonunda aklını kaçırıyor. Kaçış psikolojisi Servet-i Fünun şair ve romancılarından beri ediplerimizin bilinçaltında var olan, yer yer su yüzüne çıkan bir gizli enerjidir. Bunu, Gül Yetiştiren Adam’ın eve kapanmasında, geçmişte ünlü bir futbolcu olan Şemsiye Tamircisi’ninse İstanbul’dan ayrılarak Anadolu’nun ücra bir köşesindeki kasabaya sığınmasında görüyoruz. Yanlış anlaşılmasın, duyuş ortaklıkları olan iki ayrı roman bunlar.

İnsandan mı kentten mi kaçış?

Metropollerden kaçış, doğaya ve yaşama gereğinden fazla müdahale eden insandan kaçış anlamına da geliyor öte yandan. Şemsiye Tamircisi’ndeki insansızlık ve bol doğa ve nesne tasviri, bu tezimi destekler nitelikte. Çoğu kez bir insan, bir masa örtüsü kadar detaylı anlatılmıyor. Ahmet geliyor, Mehmet gidiyor, Ayşe çay dolduruyor; insan bu kadar. İnsan, daha çok ruh halleri ve davranış biçimleriyle var. Portre empresyonist bir tavırla silikleşiyor, bu durum, bence Işık Yanar romancılığının karakteristiği. Anlatıda olaydan çok durumu sevenler, bu romanda beklediklerini kesinlikle bulacaklardır. Yine de romanın kimi yerinde ağır çekim haline gelen dil, sıkıcılık yaratmıyor da değil. Bir okur olarak söylüyorum, durgunluk mezar dinginliğine dönüşmemeli dilde. Durgunluğun da fırtınalı bir enerjisi vardır, kurun isterseniz bir rüzgar gülü, sizi aydınlatacak elektrik sağlayacaktır.

İnanın bana, kurgu ama çok sahici bir roman Şemsiye Tamircisi. Romanı okuduktan sonra, bir kurgu ancak bu kadar sahici olabilir, diyeceksiniz. Çünkü Şemsiye Tamircisi, sizin komşunuz gibi anılarınızda yer edecektir. O halde, ne yapmak lazım? Bu romanı vakit geçirmeden okumak lazım. Ne demişler, ev alma komşu al, Şemsiye Tamircisi’ni ve ailesini çok seveceksiniz.

Zafer Acar tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 14:38
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13