banner17

Karagöz'de kimler unutulmadı?

Karagöz, başta şiir müptelalarının sonra da edebiyat ilgililerinin arşivlerine alacakları önemli bir sayı yayımladı: Doksanın Dokusu.

Karagöz'de kimler unutulmadı?

Karagöz'ün Ekim-Kasım-Aralık 2009 tarihli sayısında çıkan dergide neler var ele aldık, "neler yok"a da ufak bir soru işareti koyduk. 

KaragözKaragöz dergisi başta şiir müptelalarının sonra da edebiyat ilgililerinin arşivlerine alacakları önemli bir sayı yayımladı: Doksanın Dokusu. Doksanlarda Türk şiirinin durumu ve dönemin şairlerinden bir kısmı üzerine kaleme alınan yazılarla beraber, dergide dönemin önemli edebiyat dergileri ve poetik kitapları da söz konusu edilmiş.  

Modernliğe Geri Dönüş başlığıyla Hakan Şarkdemir, Evren Kuçlu, Doksanların Doğurgan EpiğiyleMurat Üstübal, Serkan Işın, Hayriye Ünal, Ali Emre, Şairin Güvenlik Kaygısı başlıklı yazısıyla Yavuz Altınışık, Çağrılmayan Kuşak: Doksanlar diyen Bülent Keçeli, Doksanlardan Doksanlara Gelenler başlığıyla kuşak dergilerini ele alan Vural Kaya, Doksanlardan Günümüze Merkez Dergiler’i anlatan Enes Özel, 90 sonrası çıkan şiir yıllıklarını anlatan Derya Önder yazdıkları birbirinden önemli yazılarla dergiye zenginlik katmışlar.  

Bu yazılardan bir tanesi var ki onu bu yazı vesilesiyle daha ayrıntılı  okumaya çalışacağız. Kendisi de doksan kuşağı şairlerinden olan Osman ÖzbahçeUzun Sürecek Kuşak başlığını verdiği yazısında önemli sözler sarfediyor. Şiir ortamında tartışmalara meydan vereceğe benzeyen yazıda özellikle doksan kuşağı hakkında söylenen övücü, geçmişi yeniden tanımlayan ifadeler yeniden okunması, yorumlanması gerekir zannediyoruz. 

Osman Özbahçe
Osman Özbahçe

Osman Özbahçe yazısında kendi kuşağından önce Türk şiirinin durumu hakkında bazı mülahazalarda bulunduktan sonra bu şiirin bugünün dünyasında nerelere vardığını kendi kuşağından örneklemelerle anlatıyor. İkinci Yeni ve 1960’lardan günümüze Türk şiirinin nasıl birden geldiğini anlatıyor. Yazısının son kısmında 90 kuşağının kendince önemli gördüğü şairlerinin adını anan Osman Özbahçe bunlar arasından Ali Ayçil, Ali Emre, Bülent Keçeli, Hakan Şarkdemir, Hayriye Ünal, Murat Üstübal ve Serkan Işın’ın şiir serüvenlerine daha yakından bakıyor.  

90 kuşağının bu isimler dışında kalan birçok önemli şairi var. Yine bunların birkaçı derginin diğer yazılarında söz konusu edilmiş. Cevdet Karal, Süleyman Çobanoğlu, Ahmet Murat, Murat Menteş, İbrahim Tenekeci, Ah Muhsin Ünlü, Ahmethan Yılmaz, Mehmet Can Doğan, Didem Madak, Hakan Arslanbenzer, Murat Güzel, Osman Özbahçe, Ömer Erdem, Celal Fedai, Gökçenur Ç., Ayhan Kurt, Nilay Özer, Ramazan Macit, Mustafa Irgat dergide adı geçen, şiir serüvenleri incelenen isimlerden.  

“Türk şiiri öyle bir şiirdir ki her zaman Türk şiiridir.” 

Burada belirtmeden geçmememiz gereken bir husus var: 90 kuşağının önemli şairlerinden biri olan Şeref Bilsel’in sadece şiir yıllıkları bahsinde adının geçiyor olması Karagöz’ün eksiklerinden. Elbette bütün şairleri anmak, üzerine söz söylemek mümkün değil fakat 90’lar gibi belli bir dönemin şiirini ele alırken, o kuşağın önemli temsilcilerini hiç anmamak ya da  bir satırda anarak geçiştirmek her şeyden önce girişilen işin ciddiyetine gölge düşürür.  

Osman Özbahçe’nin yazısına dönecek olursak… Yazıda altını çizdiğimiz cümlelerden birkaçını buraya alabiliriz: 

“Türk şiiri öyle bir şiirdir ki her zaman Türk şiiridir.” 

“Cumhuriyetin ilanından sonra tasarlanan toplum yapısında şiire her zaman Batı’dan alınan ideolojiyi, özellikle hayat tarzını ve insan modelini topluma taşıyan dönüştürücü bir rol biçildi.” 

Hakan Şarkdemir, Kahramanın Dönüşü“Türkiye’de 1990’lı yıllarda şiir yazmaya başlayan kuşağa kadar şair sayılmanın birinci şartı oryantalist olmaktı. Ya da Akif olmak, Necip Fazıl olmak, Sezai Karakoç olmak, Cahit Zarifoğlu olmak, İsmet Özel olmak.” 

“Gerçek yeteneklerin, büyük şairlerin ısrarla taşıdıkları, bugüne devrettikleri bir damarı bizim kuşak her anlamda günümüz şiirini tayin eden, taşıyan ana damar haline getirdi.” 

“İlk defa bugün Amerikan şair mi, İngiliz şair mi, Fransız şair mi yoksa Türk şair olmak mı istersin sorusunun cevabı güçlü bir şekilde Türk şair olarak çıkıyor.” 

İkinci Yeni’nin öncüsü ve tayin edici gücü Sezai Karakoç’tur.” 

“Türk şiiri, 1960’lardan 2000’lere zınk diye, birden geldi.” 

“1980’lere gelinceye kadar, 1960’lı yıllarda, gerçekleşecek sosyalist devrim uyarınca Türk şiiri sosyalist şiirden ibaret kılınmak istenmiş; fakat her seferinde karşısında, başında Sezai Karakoç’un bulunduğu oluşumlar bulmuştur.” 

“Bu yıllarda Türk şiirini sosyalizmle baskılayanlar bir ötekileştirme olarak, iktidar kurmanın bir aracı olarak eleştiri mekanizmasına ve şiir literatürüne İslamcı şiir kavramını sokmuştur. Kendilerini İslamcı zanneden kemancılar da bu kavramı aldık kabul ettik yapmışlardır.” 

90 Kuşağı kendi şiirini yazarak mı  var oldu? 

Osman Özbahçe’ye göre 90’lar şairi diğer kuşaklar gibi kendisinden öncekini kötülemek yerine doğrudan kendi şiirinin yazarak ortaya çıkmıştır. İkinci Yeni’den sonra bunu yapabilen tek kuşaktır. Hatta 90’lar şairi kendisinden önceki kuşağı da etkilemiş, bu kuşaklar 90’lar şairi gibi yazmaya başlamıştır. 

90 kuşağı  şairlerinin aralarındaki ayrışmalara da dikkati çekiyor Özbahçe. 80’li yıllarda şiir yazan kuşak dergilerinde, yazılarında, söyleşilerinde birbirlerini tutan, ön plana çıkaran, kayıran ifadelerde bulunurken daha sonraki yıllarda bunun tam aksini yapan bir 90 kuşağıyla karşılaştığımızı söylüyor. “Ayrışmaktan, bölünmekten çekinmediler.” diyerek…  

Ayrışmalarına nelerin sebep olduğunu sayan Özbahçe ısrarla birtakım şahısların problemden geçindiğini, geçimini sağlamak için hır gür çıkardığını ağır ifadelerle anlatıyor fakat bir isim vermiyor. Şiir kamuoyunun da bunları bilmesi gerekmez mi? Bir şair işini rüşvet ve şantajla nasıl yürütür? Geçimini temin etmek için problem çıkarmak nasıl olur? Özbahçe belki bir başka yazıda bu ifadeleri sarahate kavuşturur, bunların kimler olduğunu ifşa eder… 

Yukarıda Osman Özbahçe’nin kimleri yazısında söz konusu ettiğinden bahsettik. Bu isimlerden Ali Ayçil hakkında çok önemli tespitlerde bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu tespitler bir o kadar da iddialı. 90 kuşağının özgün, nitelikli şairlerinden biri Ali Ayçil. İki şiir kitabı var. Üçüncüsü iğneyle kuyu kazılırcasına meşakkatli bir biçimde yazılıyor. Türk şiirinin bugünkü selameti için bir lütuf olacak bu kitabı heyecanla bekliyoruz.  

Ali Ayçil
Ali Ayçil

Ali Ayçil hakkında iddialı ifadeler! 

Osman Özbahçe’nin Ali Ayçil’i değerlendirirken kullandığı ifadeleri burada anmakta fayda var. 1990’lı yıllarda şiire başlayan şairler arasında en başarılısını Ali Ayçil olarak değerlendiren Özbahçe, Ayçil için “Bağırmadan konuşan, doygun ve bir o kadar da kendine güvenen bir dilin içinden konuşan bir şiir dili var.” diyor. Osman Özbahçe yazısının bir yerinde hece şiirinden yola çıkarak Ali Ayçil’le Necip Fazıl arasında akrabalık kuruyor. Bu kısımların ayrıntısını dergiyi alacak okurlara bırakıyoruz. 

Enes Özel’in şiiriyle açılan Karagöz’ün bu sayısında Serkan Işın, Evren Kuçlu, Mustafa Celep, Bülent Keçeli, Emre Öztürk, Cem Kurtuluş, İdris Ekinci, Osman Özbahçe, Murat Üstübal ve Hakan Şarkdemir şiir yayımlamışlar.  

Enes Özel şiirdeki becerisini ve istikrarını Karagöz’ün her sayısında biraz daha pekiştiriyor. “Turnikelere Sövgü” adını verdiği şiirinde şu mısralara da yer veriyor.

hepimiz kentte yerimizi seçtik sonra

ben pencere dibi kendi yerimdi mi diye

her afiş her bakışa doğruymuş gibi konunca

o kız en doğru yerinde doğruldu

çünkü kırmızı ve rimelde kan uyuyordu

sonra parmak düğmelerim sımsıkı iliklenince

buranın her şeyliğine

her buranın  şeyliğine

hayretsiz kaldım

…  

Karagöz  şiir dışında edebiyatın hangi türüyle ilgilenirse ilgilensin herkesi kıskandıracak bir çalışkanlıkla yoluna devam ediyor. Edebiyat ortamımıza, yayımladığı ürünler ve ekibiyle çeki düzen veriyor. Özellikle bu sayı edebiyatla ünsiyeti olan herkesin edinmesi, saklaması gereken bir kalitede olmuş. Emeği geçenlerin ellerine sağlık… 

 

Yakup Öztürk haber verdi

 

GYY'nin notu: Karagöz dergisinin bu son sayısında 90'lıları incelerken kimi önemli isimleri zikretmediği/ zikredemediği için eksik bulunduğu kulağımıza gelmektedir. Dergiyi İstanbul'da kitapçılarda kolaylıkla bulamadığımız için kendi kanaatimizi net dile getiremiyoruz.  Eleştiri babından da olsa zikretmek hiç anmamaktan daha iyi bir tutumdur. Bir dönemi ele aldığınızı iddia ettiğinizde elbette sizden bunun layıkıyla yapmanız beklenir. Yine de Karagöz'ü severiz. "Düşmanlık"ımız olamaz!

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2009, 11:04
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Alaaddin Işık
Alaaddin Işık - 9 yıl Önce

Özbahçe yazısında hiçbir yerde "1990’lı yıllarda şiire başlayan şairler arasında en başarılısı Ali Ayçil"dir demiyor. Ali Ayçili en başarılı şair sayıyor ama bunu lirizm şartına bağlıyor: "Temelde, kendini lirizm üzerinden inşa eden ve şiirindeki teknik sağlamlıkla bence 1990'lı yıllarda şiire başlayan şairler içinde bu hususta en başarılı şair olan Ayçil'in..." Özbahçe, şairin heceyle yazan şairler arasında hakkının teslim edilmediğini düşündüğü için Ali Ayçil'i öne çıkarıyor.

bab
bab - 9 yıl Önce

karagözün bu yaptığı korkaklık değil de nedir.şaire yakışmayan bir tutumdur.saçmalıktır.

m. fatih kutan
m. fatih kutan - 9 yıl Önce

harun bey, yakup öztürk'ün ''iğneyle kuyu kazılırcasına meşakkatli bir biçimde yazılıyor'' diye anlattığı üçüncü kitapta ihtimaldir ki şairin 2006'da yayımladığı şu şiirde yer alacaktır, bir okuyuverin. bir bu şiire bakarak dahi, kitabın klas olacağını tahmin edebiliyorum, bir şiir üç kitabı bile kotarabilir. buyrun;
http://kanatritimleri.blogspot.com/2009/05/tevarih-ali-aycil.html

harun
harun - 9 yıl Önce

Yakup Bey."Türk şiirinin bugünkü selameti için bir lütuf olacak bu kitabı heyecanla bekliyoruz. " cümlesini biraz açarsan mütefid olacağız..

turhan çaylak
turhan çaylak - 9 yıl Önce

mikemmel bir dergi, gençliğe adeta ışık tutuyor, daha neler neler tutuyor...

banner8

banner19

banner20