banner17

Kalpten kalbe bir yol: Kurban Olduklarım

Ebubekir Kurban “Bir kez gönül yıktın ise / bu kıldığın namaz değil” dizelerini arkasına alarak yazmış Kurban Olduklarım kitabını. Mehmet Akif Öztürk kitap hakkında yazdı.

Kalpten kalbe bir yol: Kurban Olduklarım

“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca / Akar can özümde sel gizli gizli” diyen Neşet Ertaş inşirah verir kalbime. Bir de bakışları gönlüme değen dostlarım” deyip, Kurban Olduklarım kitabını yetiştirme yurdu çocuklarına ithaf eden bir yazar Ebubekir Kurban. Niyetini baştan belli eden bir kitap. İnsanlar üzerinde hegemonya kurmak isteyenlere, mal mülk sevdasından kan emenlere, üç günlük dünyanın sonsuz olduğuna inananlara, kalp taşıması gereken yerde derin bir boşluk olanlara değil, gönle hitap edenlere ithaf edilmiş. Yetiştirme yurdu çocuklarına Neşet Ertaş’a, Erol Güngör’e, Fethi Gemuhluoğlu’na…

Ebubekir Kurban “Bir kez gönül yıktın ise / bu kıldığın namaz değil” dizelerini arkasına alarak yazmış kitabını. Altiva Kitap’tan geçtiğimiz Ocak ayında yayımlanan eser, 139 sayfadan oluşuyor. Kısa kısa gönül yazılarını okurken de dünya hayatı ve koşturmacası arasında kaçırdıklarımızı hatırlatmaya çabalıyor yazar.

Kurban, kırka yakın kişi hakkında, (bazılarıyla bilhassa tanıştığı, bazılarının ise yüreğini yüreğinde hissettiği) zaman zaman hatıratlarını yazarak zaman zaman da deneme şeklinde oluşturmuş kitabını. Hepsi gönle hitap eden kişiler, yazarın yazısına teşrif edenlerin. Elbette okur bu isimlerden bazılarına karşı çıkabilir ama yazar için oldukça önemli kişiler oldukları su götürmez bir gerçek.

En değerli varlıklarını unutmamış

Kurban, dünyadaki en önemli varlıklarını da unutmamış ve anne-babasıyla ilgili ayrı ayrı yazı kaleme almış. Bu yazılar kitabın başında bulunuyor ve okuru kitaba naif bir şekilde hazırlıyor. Sonrasında kaleme aldığı ‘Üç Ebubekir’ yazısıyla dostluğun ve adanmışlığın hakkını veriyor.

Ebubekir Kurban’ı, birebir olmasa da sosyal medyadan tanıyanlar bilir; o tam bir gönül insanıdır. Makama mevkie bakmayıp karşısındaki insanın kalbini öne çıkaran bir hâli, bakış açısı vardır. Fakat karşısına her zaman gönül insanları çıkmaz. Hilmi Oflaz’la beraber yaşadığı şu anısı kalpsizliğin nerelere vardığını kanıtlayacak cinstendir. Mübarek ayda bile:

“Hüzünle, muhabbetle hatırladığım bir insan var: Hilmi Oflaz. Hüzün kısmı şu: Ezana bir dakika vardı. İstanbul’da İLESAM’da oturuyoruz. Hilmi Oflaz geldi, ‘haydi gençler’ dedi, ‘iftara gidiyoruz!’ Yüzümüzde bir tebessüm. Birlik Vakfı’na götürdü bizi. ‘Davetiyeniz yok, alamayız.’ dediler. Üç öğrenciydik, Hilmi Amca’nın misafiriydik. O an Hilmi Oflaz’ın yüzünü görmeli, kalp atışlarını duymalıydınız. O gün bugündür geçmem o vakfın önünden.”

Muhsin Yazıcıoğlu portresi zirve

Kitaptaki bazı yazıların etkileyiciliği daha yüksek olmuş. Muhsin Yazıcıoğlu’nu anlattığı yazı duygu yönünden birinci sıralarda diyebiliriz. Aynı şekilde İsmet Özel ve Enver Paşa yazıları da. Toplumun tek bir kesiminden kişiler yok kitapta. Şairler, yazarlar, politikacılar, askerler, halifeler… Kısacası yazar “bir kalbiniz vardı, onu hatırlayın” diyebilen herkese yer vermeye çalışmış Kurban Olduklarım’da.

Günlük olayların, gelip geçici işlerin tahakkümü altında, birbirimizden koptuğumuz günlerdeyiz. Maddi kazançlardan başka hiçbir şey umurumuzda değil. Hatta kalp, gönül, vicdan, iyilik, tebessüm, dostluk diyenlere ‘ahmak’ diyerek cüzamlı muamelesi yapıyor bazılarımız. Kamplaşma bir şehir efsanesi değil, gerçek. Bununla ilgili, Kurban’ın kitabında bazı toplumsal tespitler de var. Onlardan biri aslında ne hâlde olduğumuzu kanıtlar nitelikte:

“Politik söylemle gelişen dil yaşama enerjimizi alıyor. Şimdi sadece politika var. Edebiyatta politika, okulda politika, sokakta politika. Varsa yoksa politika. Varsa yoksa politik, ideolojik dil. Acımız politik, sevincimiz politik… Dostlukların arasına bile girebiliyor politik söylem. Daha tehlikelisi şu: Dine, inanca bile politik bir şartlanmışlık sonucu bağlanılıyor ve fakat bu durum insani ilişkiler geliştirmemizi engelliyor. Gidişat çok hayra alamet değil.”

Portreler insan olduğumuzu hatırlatıyor

Oldukça duru bir anlatımı var yazarın. Dili yeterince sade, anlatım konuşur gibi. Okuru hiç yormayacak cinsten. Kendiyle iki saat geçirmek isteyen okurlara biçilmiş kaftan.

Kurban Olduklarım, çok daha fazla okunmayı hak ediyor. Hem bir gönül kitabı hem de birçok isim hakkında kişisel de olsa fikir sahibi oluyoruz. Arada, kişilerle ilgili anlatılan anılar da pastanın kreması şeklinde bir tada sahip. Fakat bir eleştirim var: Kapak çok kötü. Bu tür kelime oyunlarını biz, spor gazeteleri manşetlerinde görüyoruz. Böyle bir esere çok daha vurucu bir kapak lazım.

Bu tür portre yazıları insan olduğumuzu da hatırlatıyor bizlere. Ebubekir Kurban da iyi bir portre yazarı. Onun kaleminden okumak, zaten sevip saydığımız bu isimlere olan muhabbetimizi artırıyor.

Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20