Kalpleri fetheden bir öğretmen nasıl olunur?

Âdem Saraç'ın 'Eğitimde İlk Heyecan' adlı kitabı, eğitim öğretim işleriyle meşgul olacak birisinin 'neler yapılabilir', 'nasıl başarılı oluruz?' sorularına verdiği cevaplarla örneklik teşkil edecek mahiyette. Haşim Akın yazdı..

Kalpleri fetheden bir öğretmen nasıl olunur?

Benim gibi öğretmenlik mesleğine yıllarını verenler bilirler ki, bu işin teorisi ile pratiği farklıdır. Yani öğretmenlik, sadece sınıfa girip kimsenin yüzüne bile bakmadan ders anlatmak değildir bu iş. Öğrencinin gönlüne girmek, onlarla iletişimi geliştirip etkiyi artırmak gerçekten zordur.

Bazen bunların tek tük güzel örneklerini görürüz. Mahir İz hocaefendi, Nurettin Topçu bunlardan geçmişe ait bazı örneklerdi. Anadolu'nun farklı köşelerinde ardından güzel izler bırakarak ayrılan nice gönül erleri de adını duyurmadan uçup gitmiştir bu dünyadan.

Heyecanı roman vesilesiyle paylaşmak

Bir akademisyen ve yazar olan Âdem Saraç, bu defa alışık olduğumuz üzere sahabe hayatından kesitleri paylaştığı bir kitap yerine, bir romanla karşımıza çıktı. Yıllar içinde tutulmuş günlüklerden oluşan ve daha önce farklı gazetelerde tefrika edilen hacimli bir roman olarak okuyucuyla buluştu bu kitap. “Eğitimde İlk Heyecan” adını verdiği eser içeriği ile çok önemli. Erkam Yayınları'ndan okura ulaşan eser, eğitim öğretim işleriyle meşgul olacak birisinin “neler yapılabilir”, “nasıl başarılı oluruz?” sorularına verdiği cevaplarla örneklik teşkil edecek mahiyette.

Hayatım roman olurdu" diye başlayan nice konuşmalar duyarız. Romanımızın kahramanı Abdülkerim öğretmen gise erçekten bu işe hayatını adamış bir örnektir. Romanın en önemli özelliği ise, sadece bir roman olsun, okuyucu eğlensin diye kaleme alınmış bölümlerden oluşmaz. Verilen tarihlerden anlaşılan, yazar ile kahraman arasındaki bir ilişkinin varlığıdır.

İhtilal sonrasının puslu havasında birşeyler yapabilmek

Daha öğrencilik dönemlerinde işe koyulan, yaşadığı hayatını inancına adayan bir genç olarak yola çıkar Abdülkerim. Öğretmen olmak onun için yeni bir hayata başlamak değildir. Sadece yapageldiği bir inanç mücadelesinin resmiyet kazanmış şeklidir. Bu nedenle sınıfla ve öğrenciyle barışıktır, soğukluk yaşamaz.

Hele bunu yaparken size dost ve yaran olabilecek, sırtınızı dayayabileceğiniz bir "kardeş ve ağabey" varsa... Kim tutar sizi... Yok, öyle değil. Tutanlar, tutmak isteyenler olur elbette. Romanda verilen tarihlere dikkat ettiğimizde zamanın, bir ihtilal sonrası olduğunu anlarız. Bu ihtilal sonrasının puslu havası kimileri için iyi bir av mevsimidir. Namaz kılanın mürteci olduğu, dinin öcü gibi görüldüğü, kafasına uymayanların kolayca devlet düşmanı(!) olarak nitelendirildiği, eline tespih almakla silah almanın eş tutulduğu dönemlerdir. Siz böyle bir dönemde çevrenize tebliğ faaliyetinde bulunacak, insanların gönlünü İslam’a ısındıracaksanız bazı kişi ve güçlerin tekerine çomak sokacağınızı bilmelisiniz. Bu durum, arı kovanına başınızı sokup, “merhaba!” demek gibi bir şeydir.

Hayal mahsülü değil

Romanımızın kahramanı Abdülkerim hoca ve dostu Abbas da bu gidişi açık-dönüşü karanlık süreçten geçerler. Ama hikâyenin en güzel yanlarından birisi de "Medrese-i Yusufiye" olarak adlandırılan hapishanenin bir eğitim- tebliğ mekânına dönüştürülmesidir. Şartların zor olması, imkânların size hizmet etmemesi, çevrede bulunan insanların İslam’ı bilmemeleri bir mazeret oluşturmaz.

Yazarın "Eğitimde İlk Heyecan" adını verdiği eseri, türlü olumsuzluklara rağmen idealizm bitmeyince, enerjiyi ebedi bir kanaldan alınca nasıl başarılı olunabileceğini gösterir. Bazı örnekleri ve tartışmaları biraz abartılı bulabilirsiniz. Ancak romanın hayal mahsulü bir hikâyeden öte, tutulan günlüklerden oluştuğunu düşününce, "isteyince oluyor" demek geliyor insanın içinden.

Eğitim işleriyle uğraşanların ve bu konuda aday olanların, “Neler yapılabilir? Nasıl başarılı olunur?” gibi sorularına örneklik teşkil edeceğini ümit ettiğim bir roman bu. Devamının geleceğini öğrendiğimiz eser için, yazarına teşekkürlerimizi ve daha da güzeli için umutlarımızı sunarız.

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2018, 14:58
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13