Kaldıramadım namaza Çınaraltı bahçesini

Said Yavuz, ilk şiir kitabı Yüzümün Çocukluğu ile okurlarının karşısına çıktı.

Kaldıramadım namaza Çınaraltı bahçesini

Said Yavuz, epey zamandır dergilerden şiirini takip ettiğim bir şair. Uzun zaman Bir Nokta dergisinde şiirleriyle yer aldı. Şimdilerde daha çok İtibar’da. Profil Yayınları arasında ilk kitabı Yüzümün Çocukluğu’nu yayımlayarak İtibar’lı şairler arasında yerini aldı.

Zaman zaman düzyazılar kaleme alsa da hep bir şair o. İnce ve naif; kırılgan ve zarif. Duruşu bir şiirdi. Bende hep bu izlenimi verdi. Eğitimci kimliği ile muhatap oldum Said Yavuz’un daha çok. Kızımın öğretmeni Said Hoca’ydı o. Ortaokul öğrencilerine Ali Çolak, Nazan Bekiroğlu, Mustafa Kutlu okutan, öğrencilerini sözün ustaları ile tanıştıran, sıradışı bir öğretmen... Bir şair... O masum ve saf duruşunu şiir kitabının adına taşımış Said Yavuz: Yüzümün Çocukluğu. Yüzünden saflık ve duruluk okunan şair, yüzündeki saf çocukluğu şiirleştirmiş ve bu şiirleri iki kapak arasında toplamış.

“Kaldıramadım namaza Çınaraltı bahçesini”

Yüzümün Çocukluğu’nda bir ilk kitap olmasına rağmen acemilikleri, tatlı yanlışları olmayan, kırklı yaşlara doğru adım atan, Cahit Sıtkı’ya göre yolun yarısını geçmiş bir şairin “usta” işi şiirlerini gördüm. 24 şiirin yer aldığı kitapta ilk kitap acemiliklerinin yer almamasının temel nedenlerinin başında editör olayını görüyorum ben. İyi bir editör, edite ettiği kitabı usta işine dönüştürebilir. Yayın dünyasında kitap üreten çoğu yayıncı editör kurumunun önemini kavrayamamış olsa da Profil Yayınları bu noktayı aşmış görünüyor. Yayınevinin şiir kitaplarının editörlüğünü İbrahim Tenekeci yapıyor, gözlemlerimden hareketle bu işi iyi de yaptığını söyleyebilirim. Editör anlamında Okur Kitaplığı hikâye serisinde Güray Süngü’nün de başarılı bir editör olduğunun altını çizmeliyim. Yayıncılığımızın çıtasının yükselmesi editör kurumumun gerçek anlamda kurumsallaşmasına bağlı. Öncelikle bunu anlayabilirsek yayıncılığımız adına çok iyi olacak.

Said Yavuz’un şiirlerinde İslami duyarlılığa, İslami terminolojiye ve İslam tarihine ait izlere ve göndermelere rastlamak mümkün. Şiirlerde geçen İnşirah kafe, Nakşi virdi, evrat, elif cüzü, ayet, tefsir gibi kelimeler; Edebalı, Aliya, Hızır, Yahya Kemal, Ömer, Nabi gibi isimler bunun örnekleri. Şairin İslami duyarlılığı sadece geçmişte değil, günümüzde de, hayatın içinde de söz konusu. “Banka reklamı olan banklara oturmayan baba” ifadesi ile “Kaldıramadım namaza Çınaraltı bahçesini” dizesi bunu örneklendirici nitelikte. Ezanla yıkanan Üsküdar’da camilere birkaç adım mesafedeki Çınaraltı bahçesinde namaza gitmeyenler şairi rahatsız ediyor ve Said Yavuz andığımız dizede bunu vurguluyor.

Said Yavu,; bu dizede ve  “Kanaat artık bir lokanta Üsküdar’da”, “Çınaraltı’nda salınan bir akşam”, “Güvercin kanatlı müezzin gidince Şakirin’e” dizelerinde olduğu gibi yaşadığı mekânların izlerini şiirlerine taşıyor, yaşadığı mekânlara duyarsız kalmıyor.

“Ateş Beyi” başlıklı “Buydu Hastalar Risalesi’nde bulduğum iz / Hepimiz ümmet olarak kırk derece ateşteyiz” dizelerinden hareketle şairin ümmetin derdi ile dertlendiğini de söyleyebiliriz. Bu da şairde İslami duyarlığın güçlü olduğunu kanıtlar.

Said Yavuz, Yüzümün ÇocukluğuGenç şairlere örnek olabilecek nitelikte şiirlere sahip

Serbest şiirin olanaklarından yararlanan Said Yavuz, hece ve dörtlüklerle şiir söyleme geleneğinden yararlanmayı da ihmal etmiyor. “Güvercin Kanatlı Müezzin” ile “Yağma ve Ganimet” başlıklı şiirlerinde bunu görüyoruz. Bu gelenekten yararlanmaya çalışan günümüz şairlerinin çoğu ne yazık ki kafiye, redif gibi şiirin temel ahenk unsurları hakkında bile yeterli bilgiye sahip değil. Böyle olduğu için de yazdıkları şiirler hatalarla dolu. Said Yavuz’un başlıklarını yukarıda söylediğim şiirleri bu anlamda genç şairlere örnek olacak, şiir tekniğini kavramak isteyenler için incelenebilecek nitelikte. Bu şiirlerden birinden, “Güvercin Kanatlı Müezzin” şiirinden bir dörtlük aktararak bunu örneklendirmek istiyorum: “Ney üfleyen dudağın ruju bulaşmış başpâreye/ Taksimlerde baş dönmesi de koca bir yalan oldu/ Hangi ses merhem olsun ilk sesin açtığı yâreye/ Yahya’nın kemal olduğu semt ezansız talan oldu

Bu dizelerde kafiye ve uyaklar kurallarına tam uygun olarak kullanılmış. Kafiye yapmak için kullanılan sözcükler de sırıtmıyor. Yüzümün Çocukluğu bu anlamda genç şairlere örnek olabilecek nitelikte şiirlere sahip.

Bir şairsin evvela / Sabaha merhaba demek için ve insana” diyerek kendi konumunu ortaya koyan Yavuz, hayata şairce bakmasını ve hayatı şiire taşımasını biliyor. “Kekelemek ilan-ı aşkta sanki Allah’ın emri” dizesi bu bakış açısını yansıtan örneklerden sadece biri.  “Şiir istemenin başkentidir.” diyen şairin gelecekte şiirden neler isteyeceğini ve okuruna neler yansıtacağını hep birlikte göreceğiz. Said Yavuz’dan ilk kitabın ardından daha nitelikli şiirler bekliyoruz.

Mustafa Oğuz, okudu, önemli gördü ve düşüncelerini yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 12:23
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13