Kalabalıklar her zaman doğru yola götürmez

Sosyal bir varlık olan insanın, sosyal etki­lere karşı direnci düşüktür. Günümüzde face­book, twitter, instagram, snapchat, pinterest gibi uygulamalar aracılığıyla yaşadığımız her ânı insanlara sunmamız da bundan kaynaklanır. Büşra Ayar yazdı.

Kalabalıklar her zaman doğru yola götürmez

Tali Sharot, Başkalarının Aklı’ndan nasıl etkilendiğimizi dokuz bölümde inceleyerek “Neden bazılarımız ikna etmekte daha başarılı?” ve “Başkalarını dinlerken beynimizde neler oluyor?” sorularına araştırma, deney-gözlem ve olay üzerinden cevaplar arar.

“Zekânın verilerden daha sağlam sonuç­lar çıkarmak için değil, o verilerdeki hataları işine gelecek biçimde bulmak adına kullanıl­ması oldukça ironiktir. İşte bu yüzden görüş­lerimizi kesin verilerle desteklemeye çalışmak en iyi yol olmayabilir. Karşınızdaki insan kes­kin zekâya sahipse fikrini karşı delillerle de­ğiştirmekte daha da zorlanabilirsiniz.”

Sosyal bir varlık olan insanın, sosyal etki­lere karşı direnci düşüktür. Günümüzde face­book, twitter, instagram, snapchat, pinterest gibi uygulamalar aracılığıyla yaşadığımız her ânı bir sosyal aktivite niteliğinde insanlara sunmamız ve bunları sosyal medya ağı ola­rak nitelememiz de direncimizin düşük olma­sından ileri gelir.

Yazarın ifadesiyle desteklemek, mevzuyu açıklığa kavuşturacaktır: “Eğer Twitter müdavi­miyseniz dikkat! Tweetlemek çoğu zaman gün boyu girişeceğiniz aktiviteler arasında duygu­larınızı en fazla coşturanlardan biri olacaktır. Araştırmalar, tweet atmanın nabzı artırdığını, terlemeye neden olduğunu ve gözbebeklerini irileştirdiğini ortaya çıkarmıştır. Beynin duy­gusal olarak uyarılmasıyla ilgili göstergelere bakılırsa tweetlemek ve retweetlemek, webde sadece sörf yapmaya göre %75 daha etkilidir.”

Sosyal etkilerle yoğurulan ve bu etkilerle kendisini yeniden inşa ettiğini zannederek esa­sen başkalarına dönüşen insanı etkilemeyi ba­şaran nedir? Neden başkalarının yaşantısına ilgiyle yak­laşırken kendi özelliklerimizden feragat ederiz? Peki, bu başkaları ve yararlandığımız akılları onları, bizden üstün bir mevkide tutar mı?

Bu mevkileri biz mi belirleriz yoksa ikna gücü yüksek akıllar mı belirler? Aklımızı sınırlandıran veya genişleten mev­cut inançlarımız, duygularımız, merak ve/veya ruh hâllerimiz midir? Doğru yanıtları bulmak için hangi yollardan geçmeliyiz ve geçtiğimiz yollar bize doğru yanıt­ları buldurabilir mi? Amigdalayı eğitmek, iyileştirmek mümkün mü?

“Amigdala: Duygu ve uyarıları işleyip sin­yalleştirmede önemlidir. Duyguların hafıza, algı ve dikkat gibi daha pek çok işlevi ayarlaya­bilmesine olanak verecek şekilde, beynin çok sayıda diğer bölgesiyle bağlantılıdır.”

Harry Potter’ı reddeden yayınevleri

Yazar, kitabın bitişine yakın sayfalarda oy­birliğinin güvenilirliğini tartışmaya açıyor. Bil­ge olmayan kalabalıklar arasında doğru yolu bulabilmemiz için bizlere kapı aralıyor ve Harry Potterı reddeden pek çok yayınevine rağmen sekiz yaşında bir ufaklığın “Bundan harika bir şey okumadım!” çığlıklarıyla beraber bizlerle buluşan kitap serisi ve yazarının hikâyesini an­latıyor. “Kalabalık her zaman doğru yola götür­mez.” demek yerine aynı fikri şu şekilde ifade ediyor: “Puanlar ve yorumlar dünyasında, iç sesiniz sizi çoğunluktan yana sürüklese dahi en iyi yanıt için doğru adrese bakmıyor olabile­ceğinizi aklınızdan çıkarmayın.”

Kitabın son sayfasına kadar çeşitli deney ve gözlemlerle desteklenen araştırmalar sa­yesinde aklımızın ne muazzam bir yaratılışta olduğuna ve beynimizin nefes aldığına şahitlik edeceksiniz. Acaba yazılanlar sizin aklınızda nasıl şekillenerek ne gibi sorular sorduracak? Başkalarının Aklı'nda ufkumuzu genişletecek neler var?

Büşra Ayar, “Kalabalıklar Her Zaman Doğru Yola Götürmez”, Kitabın Ortası dergisi, Ağustos 2018, sayı 17.

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2020, 16:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26