Kadının vazifesini erkek yapabilir mi?

Mehmed Akif, Mısırlı âlim Ferit Vecdi’den tercüme ettiği ‘Müslüman Kadını’ adlı eser, hâlâ süren bir tartışmaya önemli bir katkı sunmuştu..

Kadının vazifesini erkek yapabilir mi?

https://www.ktpkitabevi.com/urun/musluman-kadini

Mısırlı âlim, yazar ve mütefekkir Ferit Vecdi’nin geçen asırda kaleme aldığı ve merhum Mehmet Âkif’in Sırat-ı Müstakim’de parça parça neşredip sonra tek bir kitapta topladığı Müslüman Kadını isimli eser, hem o günün Müslüman kadınını, hem İslam’ın kadına bakışını, hem de tarihî bir perspektiften kadını inceleyen bir eser. Âkif’in çok sevdiği bir insan olan Ferit Vecdi’nin birçok eseri yine şairimizin kalemiyle Türkçe’ye kazandırılmış. Kitaplar ve makaleler Sıratımüstakim ve Sebilürreşad’da neşrediliyor ve sonraları Âkif bunları kitaplaştırıyor.Ferit Vecdi, Mütercim Mehmed Akif, Müslüman Kadını

Âkif’in, kitabı sanki bir Türk’ün elinden çıkmış sanmamıza sebep olan nefis bir tercümeyle dilimize kazandırdığı kitabın baskı tarihini bilmesek de mukaddimedeki nottan anlıyoruz ki, hicrî 1325 yılında Âkif’in tercümesi nihayet bulmuş.

Batıya özenen kadın değil, Müslüman kadını

Batıya özenmiş, Batının romancılarının yazdığı bozucu, ifsad edici sahnelere öykünen Müslüman kadınını ele alan kitap, o yılların revaçta olan Batı taklitçiliğini Batılı âlimlerin diliyle yıkıp gözden düşürmeye çalışıyor. Auguste Comte başta olmak üzere sosyologlar, psikologlar, biyologlar ve filozoflardan örnekler vererek okuyucuyu iknaya çalışıyor ve “eğer bizim memleketimizde de mükemmel istatistikler olaydı, o zamanlar anlardık ki çocuklardaki ölümlerin büyük bir kısmı anaların çocuk büyütme kaidelerini bilmemelerindendir.” diyerek anne olmuş kadınların dışarıda erkeklerin güç yetiştireceği işlerde çalışarak kendilerini tahrip etmelerinin yanlış olduğunu ispata uğraşıyor.

Meseleye biyolojik ve ruhî zaviyelerden de yaklaşıp konunun uzmanlarının dilinden örnekler veren yazar, kadın ve erkeğin beden ve ruh yönünden eşit olmadığını, dolayısıyla eşit şartlara tâbi tutularak rekabete maruz bırakılamayacaklarını uzun uzun anlatıyor. İslam’ın, iki cinse de “ayrı kulvarlarda ayrı vazifeler tayin ettiğini” söylüyor. Hayatın hangi sahasında kimin rol alması gerektiğinin tefrik edilmesinin elzem olduğunu belirterek birinin diğerinin işine öykünmesinin yanlışlığını vurguluyor: “Hiç biçare kadını bir kere gayet mühim olan bir ev işi ile yani çocuk terbiyesi gibi zor bir vazife ile mükellef tuttuktan sonra bir de bundan başka olarak zavallıyı, uzun günlerini suçların tahkiki ile cinayet işleyenler üzerinde ceza kanunlarındaki maddeleri tatbik ile geçirmeye mecbur etmek adaletin gereği midir?”

Herhangi bir işçinin görebileceği işi görmek mi yoksa…

Kitabın birçok bölümünde Kasım Emin’in iki kitabından (El-Mer’eti’l Cedide ve Tahriri’l Mer’e) alıntılar var. Esasen Müslüman Kadını, bu iki esere reddiye mahiyeti de taşıyor. Muhatabı Kasım Emin’i ince ince tenkit eden ve görüşlerinin yanlışlığını ispata çalışan Ferit Vecdi, bu iki kitabı Müslüman toplum ahlakının zıddında hareketlerin temsilcisi gibi addederek cevapları da ona göre veriyor. Ama hakaret yok, tekfir yok. Kadının “hürriyet”inin maskeli bir hürriyet olduğunu söyleyen Vecdi, o zamanlar revaçta olan “kadının çalışması” tartışmalarına verdiği cevaplarından birinde şöyle diyor: “Evinin dışında çalışan bir kadın âdi (herhangi) bir işçinin göreceği işi görmüş olur; lakin bir kadının işini göremez.”

Ertuğrul Düzdağ’ın, Mehmed Âkif: Mısır Hayatı ve Kur’an Meali nam eserinden öğreniyoruz ki, Ferit Vecdi’yle Âkif’in tanışıklığı da var. Âkif Mısır’dayken Vecdi’nin yanına gidiyor ve öğrendiği kitabî Arapça’yla konuşmaya başlıyor. Vecdi, “Zahmet çekme, ben Türkçe bilir.” diyerek Âkif’i rahatlatıyor. Muhabbet ediyorlar. Faziletli bir insan olan Ferit Vecdi’yi Âkif çok seviyor. Biz ikisini de seviyoruz, asırlardır süregelen hikmet birikimimize katkıda bulundukları için.

Sadullah Yıldız, iki güzel insana rahmet diledi

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2019, 10:33
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13