Joe Sacco'nun vicdan hatırlatması

Sacco, bir vicdan! Mesleğini yaparken -ki aslen savaş muhabirliği yapmaktadır- görmek istediklerini değil gördüklerini resmetmiş.

Joe Sacco'nun vicdan hatırlatması

Attila İlhan’ın bir şiirinde vardır: “Yine hep vıdı vıdı, yine hep televizyon, yine hep Ortadoğu…” diye.

Evet, yine  Ortadoğu. Zira, Ortadoğu “başladığımız yer.” Ve bir Çin atasözünde de buyurulur ki: İnsan başladığı yere mutlaka döner!

Joe SaccoZalimi çizen; mazlumu anlatan kalem

Joe Sacco, 1960 doğumlu bir Amerikalı. Gözlüklü. Dans etmeyi seviyor. Çok şekerli çaya mesafeli. Gezmeyi, insanları dinlemeyi, kendi kendine küfretmeyi, savaşsız bir dünyayı belki daha çok seviyor. Ama, peşini bırakmadığı iki şey var ki her ikisi de ölümcül derecede tehlikeli: Çizgi ve savaş.

Çizgi ile hayata tutunuyor ve yaşamını idame ettiriyor. Savaş ile bir akrabalığı yok ama “birbirine denk olmayan orduların” savaşında bir “basiret” olup düşüyor yollara.

1. İntifada yıllarında Filistin’de; 92’de Saraybosna’da, yakınlarda ise Bağdat’ta durup düşünen insanlığımız Joe Sacco.

Çizer ve yazar Joe Sacco’nun o gülümseyen yüzüne bakıyorum...O yüz ile birlikte seksenli yılların sonunda Filistin’de bir kahvede oturuyorum. İsrailli askerlerden fırsat bulup bir teşekkür edemiyorum. Ardından, Saraybosna’ya geçiyor o gülümseyen yüz. Tren istasyonunda çığlıklar ve elleri bellerinde kadınlar, ağlamadan, dilleri dolanmadan Joe Sacco’ya bakıyorlar. Ve Joe, onların güzelliğine, namusuna ve masumluğuna bir çizik atmadan bir Meryem tebessümüyle nakşediyor dünyanın çizilmiş tarihine Boşnak saçlı kadınları ve sararmış ekinken yere dökülen delikanlıları. Joe, durmuyor! Dünyanın neresinde namussuz bir silah patlamışsa, düşüyor o sesin peşine. Adeta biliyor, her silah sesinde öldürülen bir masum vardır ve o masumun yaşadığına, yıkılası dünyaya geldiğine tanıklık etmek istemektedir. Gülümseyen yüz sadece fotoğrafta! Onun yüzü savaşın ortasında asılı kalmış bir masumun cesedi gibi duruyor oysa. Tanıktır Joe Saco. Hemşehrilerinin ve çağdaşlarının tanık olmak istemediklerine tanık olmanın kahırlı yüzü vardır savaş meydanlarında. Sanki bilmektedir daha güçlü olanın gasptan başlayıp cinayetten çıkacağını. Bilmektedir; petrol baronlarının ve silah tüccarlarının defterinde insanlar sayı ile anılmaktadır. Belki de bu yüzden yazdığı ve resimlediği eserlerinde olabildiğince fazla “kahraman” çizer. Onları bir bakıma yenilmez güçler karşısında bir kez olsun galip duruma sokmak ister. Bu durumda Naci El Ali’den farkı yoktur. Ancak bir yerde ayrılırlar: Naci el-Ali vatanseverdir. Joe Sacco ise vicdan milletinin en vicdanlı çizerlerindendir.

Joe Sacco1. Çizgi’nin gücü İntifada’ya bedel

Rachel Corrıe öldüğü gün, birçoğumuz o güzel kızın niçin öldüğünü, hatta bir Amerikalı kızın Filistin’de, kendisinin olmayan bir davada, vicdanının sesini dinleyerek bir buldozerin önüne çıktığını da bilmiyorduk. O gün orada, neler olduğunu öğrendiğimizde utandık; gidememenin, buldozeri durduramamanın, hatta Rachel’ın cenazesine sahip çıkamadığımız için utandık. Joe Sacco, Tevrat’taki “öldürme” hükümlerinden ve kurt kanunundan başka bir kanunun geçersiz olduğu topraklarda durup, yurtsuz bırakılmaya çalışılan bir milletin yüz hatlarını çizmeye çalıştı. Ariel Şaron’un Naci el Ali’ye nispet söylediği “intifada kadar güçlü Hanzala” benzetmesini biraz değiştirirsek; Joe Sacco, İntifada’yı zihin tarihimize oturtan adamlardandır, unutmamacasına! Dört yaşındaki bir çocukta, yetmiş yaşındaki bir ihtiyar da Filistin’deki çizgilere bakıp; insanların yüzünden acının tarihini okuyabilir. Sacco, Filistin Meselesi hakkında söz sahibi olan insanlardan neredeyse daha fazla “işgal, mülteci, yerleşimci, intifada, barış süreci, mülteci kampları” hakkında bilgi ve bilinç sahibi. Ama, çİzgilerinde “çokbilmişlik” yapmıyor. Acı sahneyi metanetle seriyor önümüze. Ne hamaset ne acındırma! Sorun, taş gibi duruyor yerinde ve çizgilerde.

Ölülerine sahip çıkanlar ve oyundan çıkanlar

İsrail, 60. Kuruluş yılında Türkiye’den bir lahiti sadece kutlama günlerinde sergilenmek üzere istiyor...  Ki bu lahit 2700 yıl öncesine ait, Osmanlı dönemindeki kazılarda Filistin’de bulunmuş bir Yahudi mezar taşı olarak biliniyor. Yahudi başbakan “biz burada 2700 yıl önce de vardık!” demeye getiriyor… Joe Sacco’nun kitabında bu sözü pekiştirmek namına Araplara seslenen Yahudiler “Burası sizin vatanınız değil! Musa bizi buraya getirdi!” şeklinde sözler sarf etmekteler. Sacco, dediğim gibi, bir vicdan. Mesleğini yaparken –ki aslen savaş muhabirliği yapmaktadır- görmek istediklerini değil gördüklerini resmetmiş, modern zamanların belki de son vicdanlılarından.

Şu sıralar Gazze adlı çalışması da kitaplaştığından yine yerinde durmuyor. Yakalasam, gözlerinden belki de ellerinden öpeceğim!

İthaki Yayınları güzel bir çalışmaya daha imza atıp Joe Sacco’nun çalışmalarını Türkçe’ye kazandırıyor. İlk kitap olarak Filistin şu sıralar okuyucuya ulaştı. Yakında ise Gorozde, Saraybosna, Gazze kitapları da Türkçe’ye çevrilecek. İthaki Yayınları Joe Sacco’nun yaptığı gibi “başkasının derdi benim de derdimdir!” diyerek, başka mahallede akan başkalarının kanına saygı duyarak bu işe kalkıştı. İsteselerdi Marks’ın manga versiyonlarını da basabilirlerdi!

Orianna Fallaci, 2001 yılına kadar dünyanın belki de en cesur ve hakkaniyetli savaş muhabiriydi. İnşallah, Biz Melekler ve Canavarlar, Doğmamış Çocuğa Mektup… kitaplarına göz atanlar “evrensel vicdan”ın izlerini sürebilirler. Lakin 11 Eylül sonrası basireti bağlanan “savaş muhabiri” İslam’a topyekün saldırmaya başlamıştı. Umarım, Joe Sacco da birgün “bana ne sizin derdinizden!” deyip çekilmez meydandan!

Karikatür ve çizgi-roman son yıllarda yeniden ateş almış görünüyor. Umulur ki bu süreçte Joe Sacco tıynetinde çizerler insanlığımızın üzerine çizgi çekenlere inat sade, duru, yalın üslupla, nazik bir kalemle çizerler yüzümüzün haritasını.

Bu kızın üzerini çizmeye hangi güç yeter sahibinden başka?!

Zeki Bulduk, Savaş muhabiri olamadığına bir daha yanarak yazdı.

Yayın Tarihi: 28 Aralık 2009 Pazartesi 17:09 Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2021, 14:52
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa emin
mustafa emin - 12 yıl Önce

önce bu kitabı türkçeye kazandıran ithakiye (yuf olsun beyaz saray kafası dinci yayınevlerine, ki bu kitabı ve sacconun diğer eserlerini türkçeye kazandıramayanlara) sora da zekiye, kendi kabuğundan öteye pek erişemeyen bize bu güzel eseri tanıttığı/hatırlattığı içün

Katre
Katre - 12 yıl Önce

Bu kitabı yüreği öpülesi arkadaşımız Hilal Alkan'ın çevirdiğini söylemeyi unutmuş syn bulduk...

banner26