banner17

İşte modern Evliya Çelebi

Fethi Gemuhluoğlu'nun bir sözü üzerine seyyah oldu

İşte modern Evliya Çelebi
Haluk Dursun
Haluk Dursun,
Hereke Özel Yetiştirilen Gülleriyle

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemine girmesiyle birlikte, başta Balkan coğrafyası, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki topraklar tarif edilemeyecek kadar büyük bir erozyonun sonucunda elden çıktılar. Yaklaşık yüzyıl önce, bugün Türkiye için Konya neyse, Prizren, Kosova, Selanik, Şam, Beyrut, Kahire de oydu. Bu topraklarda yaşayanların mübadeleyle Anadolu’ya göç etmelerinden bugüne kadar, oralara olan özlem her zaman diri tutuldu. Hâlâ diplomatik, sosyal, kültürel ilişkiler ülkemizin merkezinde olduğu bir ilişkiyle sürdürülüyor. Başta üniversiteler olmak üzere kültür çevreleri kaybedilen bu coğrafyalarla duygusal bağlarını korumaya çalışıyorlar. Haluk Dursun da bu çevreler içinde yer alan, yüreği geniş kültür adamlarımızdan biri. Dursun, yazdıklarıyla matbuat dünyamızda da büyük bir boşluğu dolduruyor.

 

Gezi kitaplığı ne durumda

Gezi kitaplığının güdük kaldığı bir yayın dünyamız var. Yayıncılar okurdan ilgi devşiremediklerinden, yazarlar da bu alanda yazmanın disiplinini yakalayamadıklarından olsa gerek kitapçı raflarında gezi kitaplarını nadiren görüyoruz. Oysa hatırat, günlük ve gezi türünde yazılan eserler tam anlamıyla kişisel beğeninin ve duygu dünyasının ürünü olduğundan okura “sansürsüz” geçebiliyor.

Haluk Dursun, Nil’den Tuna’ya OsmanlıHatırat ve günlüğü şimdilik dışarıda tutup sadece gezi kültürü üzerine konuşacak olursak; incelikli bir kalemin, kendi sahasında donanımlı bir hafızayla buluştuğunu bir eserde görmek okura engin bir okuma şöleni sunuyor. Nil’den Tuna’ya Osmanlı’da olduğu gibi…

Hem edebi dil, hem de anlatılan mekân ve insan hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olan bir yazarın gezi notları, diğer türlerden hiç de ayrıştırılacak gibi değil. Haluk Dursun içindeki gezme arzusunu, yıllarca heybesine attığı tarih bilgisiyle buluşturarak orijinal gezi kitapları hediye ediyor bize.

 

Ansiklopedik bilgiden uzak!

Haluk Dursun’un diğer eserlerini de takip eden okurlar bileceklerdir ki, ondaki tarih bilgisi ve estetik bakış açısı ortaya tekrar tekrar başvurulası gezi-hatırat kitaplarını çıkarıyor. İstanbul’da Yaşama Sanatı, Osmanlı Coğrafyasına Yolculuk, Tuna Güzellemesi, Nil’den Tuna’ya Osmanlı kitapları, tarihçiliğin coğrafyayla olan diyalektiğini gün yüzüne çıkarmak arzusunu güden bir ilim adamının patlayan atardamarlarına benziyor.

Haluk Dursun, Osmanlı Coğrafyasına YolculukYukarıda yeni baskısının yapıldığı haberini verdiğimiz Nil’den Tuna’ya Osmanlı’yı da bu gözle okuduğunuzda, karşımıza salt ansiklopedik bilgi vermekten uzak ama bilgiyi ihmal etmeyen, estetiği, temaşayı, sanatı kendisine arkadaş kılan bir modern zaman seyyahının dünyasına tanıklık etmiş oluyorsunuz.

Nil’den Tuna’ya Osmanlı, adından anlaşılacağı üzere Osmanlı’nın iki önemli nehrine gönderme yaparak bu ikisi arasında kalan coğrafyayı anlatıyor. Coğrafyanın izlerinin bugün deyim ve atasözlerinde yaşadığına dikkat çeken Haluk Dursun, bu söz öbeklerinde geçen yer isimlerinin haritada gösterilmesinin artık imkânsızlaştığını savunuyor. Hanya’yı Konya’yı görmek, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi ifadelerde geçen yer isimleri gerçekten de çoğumuz için anlamsızlaştı. Bakın ne diyor Dursun; “Hani Elbasan’ın tavası, Filibe’nin köftesi, ah hele ki ah mayısta Kızanlık’ın gülleri… Var mıdır bir kerede sayacak olan bu şehirlerin nerede kaldığını, nerede olduğunu? (…) İyisi mi siz hiç ırım kırım etmeyin, sonra size bu lafın da nereden geldiğini sorarız. Nereden bileceksiniz, “ırım”ın diyar-ı Rum’dan “kırım”ın ta Kırım’dan geldiğini.”

Balkanlardaki dergâhları kim himaye ediyor?

Kitap, Osmanlı’dan miras kalan mimari eserleri anlatmasının ötesinde bir sosyoloji çalışması özelliği göstererek, görülen ülkenin sosyal ve dini yapısından da söz açıyor. Özellikle Balkan coğrafyasında hükümlerini sürdüren etnik-dinsel grupların tekke ve dergâhları kitapta ayrıntısıyla hem tarihine hem de bugününe değinilerek anlatılıyor. Burada dikkat çeken bir durum göze çarpıyor.

Haluk Dursun, Albertina Müzesi
Haluk Dursun, Albertina Müzesi'nde

Balkanlarda hâlâ işlerliğini sürdüren dergâhların bazısı İran, Mısır gibi Müslüman ülkelerin takibinde yaşamlarını devam ettiriyor. Bu noktada Türkiye’nin rolünün olmadığı kitapta hayıflanılarak dile getiriliyor. 1920’lere, yani tarikatların yasaklanmasına kadar geçen dönemde tarikat hayatının yapısını görmek için biçilmiş kaftan olan iki şehrin de adını veriyor Haluk Dursun; Prizren ve Yakova. Prizren aynı zamanda Osmanlı kent görüntüsünü en iyi yansıtan şehir olarak anlatılıyor.

Kitapta “Kosova’ya Nasıl Girdim” başlıklı eğlenceli bir yazı da bulunuyor. Ayrıca, Avrupa’da Batı’dan Doğu’ya akan tek nehir olan Tuna’nın, dağların zirvesinin aksine bir şehrin göbeğinden çıkan kaynağını, Osmanlıların Avrupa’ya Tuna yoluyla nasıl gittiklerini de bu önemli eserde okumanız mümkün.

 

Haluk Dursun, Schloss Willhelminenberg Kütüphanesi'nde
Haluk Dursun,
Schloss Willhelminenberg Kütüphanesi'nde

Fethi Gemuhluoğlu'nun bir sözü üzerine...

Haluk Dursun, kitapta anlattığı gezilerine nazire olacak seyahatlerini fırsat buldukça sürdürüyor. Kitabına yazdığı önsözde de söylediği gibi bu coğrafya daha çok seyahat kitabı kaldırır. İlk gençlik yıllarında tarihçi olmaya karar verdiğinde Fethi Gemuhluoğlu’nun bir sözünü kulağına küpe yapan Haluk Dursun, o gün bugündür geziyor. Hâlâ gezmeyi bir kültür hâline getirmeyenlere çarpıcı sözler söyleyecek olan bu kitap, yıllarca tazeliğini koruyacak, Osmanlı’nın geride bıraktığı coğrafyanın künhüne vakıf olmak isteyeceklere rehber olacaktır. Haluk Dursun tarihçi olmanın yolunun masa başından, arşivlerden geçmediğini erken yaşlarda farkına vardığından, bugün bambaşka dünyaların keyfini sürüyor…

Son olarak; bazı kitapların dipnotları en az kitabın kendisi kadar önemlidir. Burada eserde de yazıların son noktalarından sonra Meraklısına Notlar, Hurda Teferruat gibi başlıklar bulunuyor. Bu başlıkların altında akan satırlar da kitabın değerine değer katıyor.

Nil’den Tuna’ya Osmanlı, Haluk Dursun, Timaş, 283 s.

 

Yakup Öztürk

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 15:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Rabia
Rabia - 9 yıl Önce

çok güzel, doyurucu bir haber/yazı olmuş, teşekkür ederim.

Ahmet Örs
Ahmet Örs - 9 yıl Önce

yeni şef obama hiç de uymamış bu güzelliğin ortasına!

banner19

banner13

banner20