banner17

İsmet Özel'den yeni kitap!

"Borcun güzeli, güzel borç" anlamına gelen ve Müslümanlar arası dayanışmayı sağlamlaştıran, Allah'a yakınlaştıran bu güzel fiili artık hangimiz biliyoruz?

İsmet Özel'den yeni kitap!

İsmet Özel'in Şairin Devriye Nöbeti dizisinin 9. kitabı Karz ı Hasen ismiyle Şule yayınlarından çıktı. Biz de bu vesile ile Karz-ı Hasen terimini bir hatırlatalım dedik.

Darda kalan Müslüman kardeşimizin imdadına yetişmemiz, ona sıkıntısı geçene ve işler yoluna girene dek para veya başka bir şeyi ödünç vermemiz anlamına gelir. Bu borç sadaka kadar makbul ve hoş bir davranıştır. Din kardeşimizin sıkıntısını gidermesine yardım ederken elbette Allah’ın rızasına da nail olmuş oluruz.

İsmet Özel, Karz-ı HasenBir de infak edilen mallar ile beraber Allah’a borç vermekten bahsedilir. Sen malını infak ederek Allah’a bir şeyler verirsin. O da ahirette borcunu şefkati ve merhametiyle sana geri öder. Bu kârlı alışverişde Allah’ın bir şey kazanmak kaygısı olmadığına göre elbette kârlı çıkan yine biz oluruz.

Unutulmaya yüz tutmuş bu amelin hayırlarından haberimiz yok. Olsaydı; Müslümanlar arası dayanışmayı ve kardeşliği beslemesi kaçınılmazdı elbette. Ancak ne yazık ki; komşusu aç yatarken tok yatan Müslümanlar haline ha geldik ha geleceğiz. Bu konu Kur'an-ı Kerim'de de Allah yolunda infak adıyla geçmektedir.

"…onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanları Allah rızası için borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim..." (el-Mâide, 5/12)

"Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir,

ona cömertçe verilecek bir ecir de bardır" (el-Hadîd, 57/11)

Ah o İngiliz!

Ecdadımızın zamanında da yaygın bir uygulama olan bu amelin hikmeti on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı’nın yaşadığı kıtlıkla örneklendirilebilir.

O zamanlarda yaşanan kıtlık sürecinde fırsattan istifade isyan çıkarmak isteyen İngilizler,

bölgeye bir casus gönderip kolaçan ettirir. Duyar ki; Osmanlıda kıtlık var ama açlık ve kaos yok. Herkes birbirine arka çıkıyor…

Ecdadın vakıf ve infak konusundaki hassasiyeti zaten bilinmektedir.

Kız çeyizinden, hizmetçinin kırdığı tabağın diyetini ödemeye kadar türlü faaliyetler yürütmüş;

yetimi babasız,evsizi yuvasız bırakmamıştır.

Yine o devirlerde; ‘’Zenginin malında fakirin hakkı vardır.’’ Fikriyle İstanbul’un camilerinde sadaka taşları olduğu, zenginlerin oraya sadaka bıraktığı ve fakirlerin ihtiyacı kadarını oradan aldığı bilinmektedir.

Bir bakıma din kardeşini dünya malına tercih etmek anlamına da gelebilecek olan bu güzel geleneği süregelmemiş olsa da en azından böyle bir uygulamadan haberdar olmalı ve kudret veren Allah’a hamd içinde malımızdan borç ile de olsa infak etmeyi aklımızın bir köşesinde daim bulundurmalı ve fırsatları değerlendirmeliyiz.

Karz-ı Hasen’i diriltmeli kardeşler!

Bakın birer birer çalıyorlar güzel eylemlerimizi!

Güzel kelimelerimizi!

Güzel borçlarımızı bile!

 

Öznur Balık hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 10:55
YORUM EKLE
YORUMLAR
mehmethd
mehmethd - 8 yıl Önce

kral'a saygılarımı sunarım...

gokhan
gokhan - 8 yıl Önce

malesef bu güzel haslet artık ülkemizi terketmiş bulumakta, eserine bile rastlanmamakta. ama ingilerede abd de benzer güzel uygulamalara çok şahit oldum. her yitiğe bir sahip çıkan oluyor...

banner8

banner19

banner20