İslâm’da yönetim-piyasa ilişkisi: Sosyal Servet

Klasik Yayınları’nın İktisat-Tarihi dizisinden çıkan ve Cengiz Kallek’in kaleme aldığı “Sosyal Servet” alanında önemli bir boşluğu doldurmakta ve “Günümüzde İslâm iktisadı nasıl olmalıdır?” sorusuna zihin açıcı cevaplar vermektedir.

İslâm’da yönetim-piyasa ilişkisi: Sosyal Servet

Müslümanlar bir taraftan kendi tarihlerine karşı umursamaz yahut inkârcı davranırken diğer taraftan mevcut şartları, kuralları ve ihtiyaçları gözardı ederek Asr-ı saâdeti mutlak olarak diriltme hayalperestliğine düşmektedirler. Bu nedenle tarihî gerçekleri konuşturmanın zamanı gelmiş bulunmaktadır.

Net olmayan asıldan güzel bir kopya çıkarılamayacağına göre yapılması gereken, Asr-ı saâdeti tamamen tarihin çöplüğüne atmak veya aynen diriltmek seçeneklerinden birine aceleyle yönelmeden önce onun gizli kalmış yanlarını aydınlatmaktır.

Elimizdeki bu kitap, İstanbul Şehir Üniveristesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümleri Fakütesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Kallek’in 1994 yılında tamamladığı “İslâm’ın ilk devirlerinde devlet-piyasa ilişkisi” başlıklı doktora tezine dayanmaktadır. Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu Hoca’nın danışmanlığında, hazırlanan bu tez çalışması, yazar tarafından yeniden düzenlenmiş ve belli başlıkların içeriği zenginleştirilerek ilk defa 1997 yılında “Asr-ı SaadetteYönetim-Piyasa İlişkisi” adıyla İz Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır. Klasik Yayınları tarafından yapılan ilk basımı ise uzunca bir aradan sonra 2015 yılında gerçekleşmiştir. Eser, 2018 yılında “İKAM İslâm İktisadına Katkı Ödülü”ne layık görülmüştür.

Yazar, bu çalışmasıyla Hz. Peygam-ber ve Hulefâ-yı Râşidîn dönemindeki ekonomik piyasayı ve devlet-piyasa ilişkilerini, tarihî uygulamayı merkeze alarak ortaya koymayı ve böylece günümüzde İslâm İktisadı alanında yapılacak teorik çalışmalara tarihî açıdan ışık tutmayı amaçlamıştır. Konuya dair derinliğe ve sağlıklı çıkarımlara ulaşabilmek için konunun kapsamı mümkün mertebe dar tutulmuştur. Teorik bilgiden ziyade Hz. Peygamber ve Hulefâ-yı Râşidîn döneminden somut olaylar ve uygulamalar, kaynaklardan tespit edilerek okuyucunun dikkatine sunulmuştur. Bu açıdan eser, yazarın daha önce yayımladığı “Hz. Peygamber Döneminde Devlet ve Piyasa” (1992) adlı çalışmasını da kapsar niteliktedir.

Yazar, Önsöz’üne tarihî tecrübeyi küçümseyip göz ardı etmenin de tarihi bire-bir yeniden inşa etmeye çalışmanın da yanlışlığına dikkat çekerek başlamaktadır. Yapılması gereken, tarihin gizli kalmış yanlarını aydınlatmak ve bunlardan belli oranda istifade etmektir. Tarihi inkâr ya da yüceltmek yerine tarihî gerçekleri olduğu gibi ortaya koymak ve bunların ışığında günümüz meselelerine çözümler üretmek gerekmektedir. Bu amaçla, İslâm iktisadının kuruluş ve gelişim dönemlerini oluşturan Hz. Peygamber ve Hulefâ-yı Râşidîn devirlerinin sağlıklı bir biçimde ortaya konulması zorunludur. Zira bu dönemler, İslâm toplumunun müesseselerinin temellerinin atıldığı ve kurumsallaştığı yıllardır. Öyle ki kısa sürede dönemin süper gücünden birisi olan Sâsâniler ortadan kaldırılmış ve Bizans’la rekabet edelebilecek hâle gelinmiştir(s. v). Yazar, yapılan çalışmanın önemli bir kısıtına ve zorluğuna dikkat çekmektedir: Asr-ı Saâdet’teki ekonomi ve piyasayla ilgili tarihî bilgiler, kaynaklarda hem az hem de dağınık vaziyettedir. Tarihî kaynaklar daha ziyade yaşanan askerî-siyasi olaylara yoğunlaşmış, dönemin iktisadi şartlarıyla ilgili bilgi ve tahlillere çok daha az yervermiştir. Sadece Hz. Ömer devri, devletin kurumsallaştığı ve iç karışıklığın olmadığı on yıllık uzun bir dönem olması itibarıyla malzemenin biraz daha bol olduğu bir dönemdir.

Gerçekten de bilgiler, tabakat, tarih ve hadis eserleri gibi genyelpazedeki kaynaklardan derlenmesine rağmen çalışma boyunca ele alınan konularla ilgili tarihî bilgilerin azlığı kendini hissettirmekte bazen birden fazla konu ve başlık için aynı olay veya bilgi tekraren delil olarak sunulmaktadır.

Eser; giriş, iki ana bölüm, sonuç, dört ek ve dizinden oluşmaktadır. Kitabın Giriş bölümünü, yazarın 1996 tarihli “Hilafet ve İktisat: Usul Üzerine” makalesinin düzenlenmiş hâli teşkil etmektedir. Burada, insanoğlunun yeryüzüne halife olma serüveni çok ilginç bir perspektiften anlatılmaktadır: İnsanın ‘halife’olması için yaratılması, meleklerin bu duruma şaşırmaları akabinde melek ve şeytanın Âdem’e secdeye davet edilişi, şeytanın ‘rasyonel’ gerekçelerle secdeden imtina etmesi, şeytanın Allah’tan süre istemesi, Âdem ve eşinin cennetteki yaşamları ve nihayet şeytanın kandırmasıyla yeryüzüne inişleri gibi süreçler, Batı’nın Aydınlanma sonrası akılcılığına, pozitivist bilim anlayışına ve yine Batılı klasik iktisadın kavram ve varsayımlarına yapılan eleştirel atıflarla ele alınmaktadır. Özellikle klasik iktisat teorisinin ‘herkesin kendi öz çıkarlarının peşinde koşması hâlinde toplumsal faydanın kendiliğinden gerçekleşeceği’ varsayımı eleştirilmekte ve bunun bir yanılgı olduğu izah edilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla bu “Giriş” kısmı her iktisatçının okuyup istifade edebileceği bir muhtevaya ve modern iktisadi varsayımlara yönelik eleştirel bir bakış açısına sahiptir.

Piyasalara dair düzenlemeleri ele alan Birinci Bölüm, üretim faktörleri ve piyasaları ve mal piyasası olmak üzere iki ana başlığa ayrılmıştır. İlk ana başlık olan üretim faktörleri piyasaları sermaye piyasası, toprak ve emek başlıklarından oluşmaktadır. (s. 63).

Bu bölümde ilginç bir konu başlığı olarak haksız iktisap neticesinde uygulanan müsadere (mala el koyma), imha ve para cezası gibi mali cezalara yer verilmiştir. Asr-ı Saâdet’te devlet özellikle de mali işlerden sorumlu memurlarını yakın takipte tutmuş ve denetlemiş, servetinde orantısız artış görülenlerin mallarının yarısına veya tamamına el koymuştur. Özellikle Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin, yakınlıkları sebebiyle ayrıcalıklar elde edebilecekleri endişesiyle mali konularda kendi akrabalarına karşı çok daha katı davranmaları, günümüz açısından önemli mesajlar barındırmaktadır (ss. 67-71).

İkinci Bölüm’de piyasaya meşru müdahaleyi gerçekleştiren “hisbe” kurumu ve işleyişi detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İktisadi bağımsızlığın önemini çok iyi bilen Hz. Peygamber, ticaret konusunda pekçok düzenleme yapmış ve tüccarları, girişimcileri desteklemek üzere tedbirler almıştır. Pazarların düzeni ve denetimi, halkın mala erişimi hisbe teşkilatının görevi olmakla birlikte ilk muhtesib olan Hz. Peygamber bizzat pazarı denetlemiştir.

Kitaptaki eklerde dönemin ticari ve iktisadi hayatına, görev alanların hizmet şartları ve yaşayışlarına, zengin sahabilerin infak usulleriyle birlikte zekat-vergi müessesinin nasıl işlediğine dair pek çok pratik bilgi yer almaktadır.

Sonuç olarak Klasik Yayınları’nın İktisat-Tarihi dizisinden çıkan ve Cengiz Kallek’in kaleme aldığı Sosyal Servet alanında önemli bir boşluğu doldurmakta ve “Günümüzde İslâm iktisadı nasıl olmalıdır?” sorusuna zihin açıcı cevaplar vermektedir. Birçok hatalı ön kabulü de düzelterek önemli bir amme hizmeti yüklenmiş durumdadır.

Kaynak:

https://www.academia.edu/37994007/Cengiz_Kallek_Sosyal_Servet_%C4%B0slam_da_Y%C3%B6netim-Piyasa_%C4%B0li%C5%9Fkisi_%C4%B0stanbul_Klasik_Yay%C4%B1nlar%C4%B1_2018_251_s

Yayın Tarihi: 09 Aralık 2021 Perşembe 12:00 Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2021, 11:08
banner25
YORUM EKLE

banner26