banner17

İslam'da seküler ve dinî ayrımı yoktur!

Pickthall “İslam Medeniyetinin Dinamikleri” adlı eserinde, insanlığın bunalımı için İslam medeniyetinin tecrübeleri ışığında çözümler öneriyor.

İslam'da seküler ve dinî ayrımı yoktur!

 

Muhammed Marmaduke Pickthall, İslam’la müşerref olan ve ümmetin sıkıntılarını çok yönlü bir şekilde inceleyip çözümler üretme gayreti içerisinde olan bir dava adamı. Filistin, Suriye ve Kahire’de bulunan ve ilk olarak kalbi buralarda İslam’a ısınan Pickthall, daha sonra İstanbul’da ve Hindistan’da da bulunmuş. Özellikle yirminci yüzyılın başlarında İstanbul’da bulunduğu dönemde Osmanlı Devleti’nin parçalanmaması gerektiğini belirtmiş ve bu fikrini farklı platformlarda savunmuş.

1920’de Hindistan’a giden Pickthall, burada on yıldan fazla bir süre kalmış. Özellikle burada geçirdiği yıllarda, Müslümanların “cehâlet” problemi ve İslam’da kadının konumunun yanlış anlaşılması gibi hususlar dikkatini celbetmiş. İngiliz kökenli yazar ayrıca İngilizcedeki en güvenilir ve sağlam Kur’an meali olan The Meaning of The Glorious Qur’an’ın da müellifi.Muhammed Marmaduke Pickthall

Pickthall’ün, İslam Medeniyetinin Dinamikleri adlı eseri Yusuf Kaplan tarafından tercüme edildi ve 2011 yılında Külliyat Yayınları tarafından yayınlandı. Yazarın hayat serüveni ile ilgili verdiğimiz kısa bilgiler kitabın yazıldığı ortamın anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Şüphesiz ana hatlarıyla açıklanan bu serüven, yazarın fikrî dünyasını da derinden etkilemiş.

İslam kültüründen ne anlayalım?

Yazar, “İslam kültürü”nden kastının ne olduğunu açıklayarak eser boyunca tartışacağı konuların temelini atmış. İslam kültürü ile İslam’ı kabul etmiş insan topluluklarının belli bir zamanda ürettikleri kültür değil, insanî gelişim ve kemâli kesin bir gaye olarak belirleyen bir dinin sunduğu kültür kastedilmiş.

İslam’da seküler ve dinî diye bir ayırım yoktur. Yazara göre Kur’an’da bu bağlamda yapılan ayırım hayır/iyi ve şer/kötü ayırımıdır. İnsanın gelişimine ve kemâline katkıda bulunan her şey hayır; buna engel olanlar ise şer olarak belirlenmiştir.

Eserde İslam medeniyetinin yükseliş ve çöküş sebepleri de incelenmiş. Burada en dikkat çekici tespit, yazarın kendi tecrübelerinden de yola çıkarak yirmi küsur yıllık araştırmasının sonucunda vardığı neticedir. Pickthall, 19. yüzyılın sonlarında Şam’ı, Kudüs’ü, Halep’i ve Kahire’yi gezdiğinde açıkça gördüğü çöküşe rağmen, Avrupa’da şahit olamadığı bir sükûn, huzur ve hayat coşkusunu da yine bu şehirlerde bulmuştur. İşte buradan yola çıkarak Müslümanların şeriatın bir kısmını ihmal ederek maddi refahlarını kaybettikleri ancak diğer yarısına uymuş olmaları sebebiyle de huzuru ve saadeti yakaladıkları sonucuna varmıştır.

Muhammed Marmaduke PickthallCihanşümûl insan kardeşliği

İslam, kabilecilik ve milliyetçilik-üstü bir kardeşlik anlayışı getirmiştir. Irk ve renk ayırımcılığı, İslam’ın sunduğu kardeşlik anlayışı ile bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışı koruyan ilke ve emirlere ise, zenginle fakirin, siyahla beyazın aynı safta yer aldığı cemaatle kılınan namaz ve hac ibadetinde farklı milletlerden ve statülerden insanların kefeni andıran beyaz giysilere bürünmeleri örnek gösterilebilir.

Eserde Müslüman bilginlerin bilim, sanat ve edebiyat alanlarında ortaya koyduğu müthiş çalışmalara da değinilmiş. Bu bölümde bilimsel ilerlemeler karşısında Roma ve kilise zihniyeti/tavrı ile İslam medeniyetinin tavrı arasında bir mukayese yapılmış ve Avrupa’nın gerçekleştirmiş olduğu ilerlemenin İslam’a ne kadar çok şey borçlu olduğu vurgulanmış.

Hindistan’da Müslüman kadının mahrumiyetleri

Yazar kitabın bir bölümünde de 1920’li yıllarda Hindistan’da bulunduğu süre içerisinde edindiği tecrübeler ışığında Müslüman kadının buradaki mahrumiyetlerine dikkat çekmiş. Hindistan’da kadınların hiçbir hukukî koruması veya savunmasının mevcut olmadığını ifade etmiş. Yine kitapta, Hindistan’da evlilik müessesinin, dul kadınların yeniden evlenmeleri durumunun ve miras konularının Hindu fikirlerinden alındığı gerçeğine vurgu yapılmış. Buna karşılık İslam’da evlilik müessesi ise kadını erkeğe bağlayan bir kölelik sözleşmesi olmaktan çok uzaktır.

Kitapta İslam’da cinsiyetler arası ilişkilere müstakil bir bölüm ayrılmış ve burada İslam’da evlilik müessesi, boşanma, miras ve çok eşlilik gibi konular izah edilmeye çalışılmış. Bunun yanında model alınan Avrupa’da, kadına-tapıcılık ile kadınların aşağılanmasının atbaşı gittiği gerçeği de vurgulanmış.

Marmaduke Pickthall, özellikle Hindistan’da bulunduğu süre içerisinde müşahede ettiği Müslümanların “cehalet” içindeki durumlarından oldukça etkilenmiş ve her yönüyle insanlığın gelişimini ve kemalini hedefleyen bir dinin mensuplarının bu durumda olmalarından dolayı derin kaygılar da duymuş. BuMuhammed Marmaduke Pickthall durum karşısında geliştirdiği çözüm önerilerinin yoğunlaştığı noktalar sekülerlikten uzak bir eğitim anlayışı ve kadına İslam’ın öngördüğü haklarının verilmesi olmuş.

Avrupa’dan neyi alalım?

Pickthall’e göre Müslümanlar, tabii bilimle ilgili meselelerde Avrupa’dan her şeyi öğrenmekle mükelleftirler.  Ancak siyaset ve sosyal bilim alanlarında Avrupa’nın Müslümanlara sunabileceği kayda değer bir şey yoktur. Çünkü İslam’ın getirdiği ilkeler ışığında insanlık, 14 asır evvel gerçek huzuru, saadeti ve barışı başarıyla tatbik edebilme imkânı bulmuştur.

Yazara göre dünyayı bugün içinde bulunduğu vahim durumdan ancak Müslümanlar kurtarabilir. Zira medeniyeti değerlendirip yargılayabilecek hakiki ölçütlere yalnızca Müslümanlar sahiptir ve geçmişte başarıyla uyguladıkları ilahi kaynaklı medeniyet tasavvuru bugün de çağın ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yeniden yorumlanabilir. İnsanlığın kurtuluşu, huzuru ve cihanşümûl insan kardeşliği ancak böyle mümkün olacaktır.

 

Muhammet Enes Midilli eserden ve müellifinden bahsetti

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 14:31
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
büşra
büşra - 7 yıl Önce

selamun aleyküm,neden hiçbir yorum yayınlayamıyorum,ıp meselesi gibi bir şeyden sebep mi?anlam veremiyorum,problemin ne olduğunu yazın rica ediyorum.

banner8

banner19

banner20