banner17

İslam tarihindeki olaylar öykü diliyle aktarılırsa..

İsmail Isparta'nın onbeş öyküden oluşan 'Sonrası' adlı çalışmasında öykülerin ortak noktası, konularını İslam tarihindeki kimi olaylardan almış olması… Zor bir işi denemiş İsmail Isparta. İsmail Demirel yazdı.

İslam tarihindeki olaylar öykü diliyle aktarılırsa..

https://www.ktpkitabevi.com/urun/sonrasi-9786053260912İsmail Isparta, '83 doğumlu, görece genç bir öykücümüz. 2015 yılının son aylarında okurlarını ikinci kez selamladı: SonrasıGergin Bir Yay (2014) adlı ilk öykü kitabının ardından, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde, yaklaşık bir sene sonra, Sonrası adını verdiği çalışmasıyla yeniden okurlarının karşısında…

Onbeş öyküden oluşan kitaptaki öykülerin ortak noktası, konularını İslam tarihindeki kimi olaylardan almış olması… Örneğin “Siyah Kuğunun Son Nağmesi”, Hazret-i Bilal-i Habeşî’nin (ra) vefat-ı Nebî’den yıllar sonra Medine’ye dönmesi ve Mescid-i Nebî’de ezan okuması etrafında halkalanmış bir öykü… Kitabın bir başka öyküsü “Ebabil” ise, adından da anlaşılacağı üzere, Fil Vak’ası etrafında halkalanmış. Fil Olayını farklı bir bakış açısıyla, farklı bir anlatıcı diliyle ifadelendirmiş.

Tarihe mal olmuş kimi olayların tahkiyeye gelen ve gelmeyen yönleri var

Zor bir işi deniyor, denemiş Isparta. Ne denli başarılı olduğuna, olacağına elbette okurun yönlendireceği zaman karar verecek. Ancak bilindik, tarihe mal olmuş kimi olayların tahkiyeye gelen ve gelmeyen yönleri var. Bunların tespitinin iyi yapılması gerek kanaatimce. Yine bu olaylar içinde bazı hassas, ince noktalar oluyor kimi zaman. Bunların da tahkiyesi, ifade edilebilmesi epeyce zor. Örneğin Cemel Vak’ası böyle bir olay. Hz. Ali (ra) ile Hz. Aişe (r.anha) taraftarlarının birbirine kılıç çektiği Cemel Vak’ası…

İsmail Isparta, “Cemel” adını verdiği öyküde Cemel Vak’asına değinmiş. Bir hayli zor olan bu meseleyi öykünün naif yapısına yüklemiş. Kullandığı alegorik anlatım öyküyü kurtarmış; yaralamadan, kimseyi kırıp dökmeden, meseleyi anlatabilmiş.

Tarihte yaşamış kimi şahsiyetler, sadece tarihin konusu değil, aynı zamanda bizim inancımızın da bir parçası. En azından ben öyle düşünüyorum. Genel kabulün de bu yönde olduğu kanaatindeyim. Örneğin İstanbul hakkında bir hadis var. Yek-i sengine Acem mülkünü feda ediyoruz, İstanbul’un. Mekke, Medine ve ortalarında ince bir tül gibi Kudüs... Sadece şehirler mi… Şahsiyetler de öyle. Hatta şehirlerden daha ziyade… Çocuklarımızın isimleri hep tarihi şahsiyetlerden, en azından İslam tarihinin önemli şahsiyetlerinden alınmış. Dolayısıyla bizim tarihimize bakışımız sadece bir malzeme deposu değil, aynı zamanda inancımızın da bir göstergesi olabiliyor. Bu bakımdan tarihsel olaylara dair bir şeyler söylemek, hele bunu öykü ve romana yüklemek, bir de bunu tarafsız bir gözle anlatmayı vaat etmek ya da bunun için çabalamak zor bir iş… Biraz da beyhude bir çaba… Allah’tan Isparta’nın böyle bir derdi yok. Tarihe sığmayan şahsyetleri öyküye sığdırmaya çalışmıyor Isparta… Tadımlık birer görüntü, birer an, birer enstantane sunuyor okurlara… Ve hatırlatıyor…

Nazik ve hassas konularda ölçü gayet önemli

Geleneğimizde Peygamber kıssalarını, mevlidleri, maktelleri, ashab-ı kehf kıssasını konu edinmiş nice manzum ve mensur eser kaleme alınmış. Bu eserler açıkçası, dil, üslup bakış açısı konusunda bize yardımcı olabilirler. Elbette amacımız geçmişin dil ve üslubunun tekrarını savunmak değil… Yeni bir dille yeniden üsluba çekmek. Ancak eski üdebamızın ne gibi hassasiyletleri olduğunu, neyi nasıl anlattıklarını öğrenebilmek için geçmiş eserlerin incelenmesini, onlardan yardım alınmasını önemsiyoruz.

Bu tarz eserlerdeki dil ve üslup, aynı zamanda yazarın bakışını etkilemesi ve göstermesi açısından önemli. Isparta’nın, konusunu İslam tarihinin kimi nazik ve hassas meselelerinden almış hikayelerine baktığımızda bu meseleleri sorgulamadan, bugünün insanının bakışıyla tarihi bir olay olarak anlattığını görüyoruz. Isparta, gelenek ve an’ane bu meseleleri bize nasıl aktardıysa ve rivayet ettiyse bu rivayeti kabullenip bu rivayetler üzerinden aktarmış meseleyi. Yoksa, meseleyi vuzuha kavuşturacağım, suçlu-suçsuz kim yargılayıp karar vereceğim diyerek salvolar yapmamış. Ancak yine de hikaye dilinin kendi formunu ve okunurluğu dayatması bağlamında, kimi sahabelerin adlarının saygıdan mücerret bir şekilde ilk adlarıyla anılmaları da açıkçası, onları saygıyla anmaya alışmış kalpleri rahatsız etmiyor değil.

Teknik anlamda düz bir anlatım yerine farklı bakış açılarıyla hikayeyi renklendiren, dünü bugüne taşıyarak geçmişle bugünü aynı potada eriten Isparta’nın zor bir işten alnının akıyla çıktığını söylemek mümkün…

Rüya Rüya İçinde ve Sonrası

Hece-Öykü, Aşkar ve İtibar gibi dergilerde öyküler yayınlamış olan İsmail Isparta, ikinci kitabı Sonrası ile birlikte öykü tarihimiz içinde çok fazla denenmemiş bir işi deniyor. Ali Haydar Haksal’ın Rüya Rüya İçinde adlı öykü kitabı da konusunu İslam tarihinden ve hatta Peygamber Efendimizin (sav) gördüğü rüyalardan alması bakımından Sonrası ile aynı kulvarda yürüyor diyebiliriz.

İthaf önemlidir

Isparta, kitabını “Anneme ve Babama…” diyerek ithaf etmiş. Kitapta da iki ithaflı öykü var. “Ebu Zer” Cemal Şakar’a, “Siyah Kuğunun Son Şarkısı” ise Hasan Aycın’a ithaf edilmiş. Kanaatimce ithaf, edebiyatımız adına önemli bir mesele ve müessese… Zira ithaf gerek edebiyat tarihimiz, gerek öykünün yazılışı, içeriği, üslubu, tarihi açısından gerekse de ithaf edilen ile ithaf eden arasındaki münasebeti izhar etmesi bakımından önemli… Elbette sadece öykü değil, şiir, roman, deneme için de bu böyledir.

Sonrası’ndan Şeytan Sarmalı’na bir yol var mıdır acaba?

Isparta’nın özellikle “Ebu Zer” ve “Cabilsa” adlı öykülerinde yer alan cin’lerle ilgili yazdıklarıyla açıkçası merhum Kadir Tanır’ın Şeytan Sarmalı adlı romanını hatırladım. Her ne kadar öykü ile romanın nefesleri birbirinden farklı da olsa benzer konuları anlattıkları için merak ediyorum. İsmail Isparta’nın gündeminde bu tarz mevzuları ele almak gibi bir meselesi var mıdır acaba? En azından bir hikaye formu çerçevesinde...

İsmail Isparta’yı Sonrası adını verdiği bu çalışmasından dolayı tebrik ediyoruz. Nice çalışmalara…

İsmail Demirel yazdı

 

 

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 16:47
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20