banner17

İslam Fıkhı Ansiklopedisi'nin müellifi Hakk'a yürüdü

Daha çok on ciltlik 'İslam Fıkhı Ansiklopedisi' ile tanıdığımız Vehbe Zuhayli 8 Ağustos 2015'te vefat etti. Fatih Pala, bu eser vesilesiyle büyük fıkıh âlimi Zuhayli'yi anıyor.

İslam Fıkhı Ansiklopedisi'nin müellifi Hakk'a yürüdü

Ajanslara, 8 Ağustos 2015 tarihinde büyük fıkıh âlimi Vehbe Zuhaylî’nin vefat ettiğinin haberi düşmüştü. O an ajanslara haber, Müslüman yüreklere ise hüzün, keder, gözyaşı ve yas düşmüştü. Zira o, çağımızın fakihlerindendi. Yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla yol alan, yol bulan İslam âlimlerimizdendi. Seksen üç yıllık ömründe fıkhı konuşan, fıkhı konuşturan istisnai şahsiyetlerdendi. Şimdi büyükçe bir öksüzlüğün gölgesi var üzerimizde. Rabbimiz mağfiret eylesin ona. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun…

Rabbimizin, sevdiği kişileri dinde fakih kılacağı Kitab-ı Kerim’in ayetlerinde sabittir. Vehbe Zuhaylî de Rabbi tarafından sevilmiş ola ki fıkıhta ilerledikçe ilerlemişti. Bizler, onu on ciltlik İslam Fıkhı Ansiklopedisi kitabından tanıyoruz çoğunlukla. Şimdi bu devasa eserini dikkate alarak onunla biraz ülfet kuralım istiyoruz. Risale Yayınları’nın emeğiyle okuyucusuna ulaşan bu çalışma, büyük gayretler sonucu oluşturulmuş. İlmî müşavirliğini M. Emin Saraç, genel yayın yönetmenliğini Mehmet Ali Yekta Saraç, redaktörlüğünü Hamdi Arslan, tercümesini ise Ahmet Efe, M. Beşir Eryarsoy, H. Fehmi Ulus, Abdurrahim Ünal, Yunus Vehbi Yavuz ve Nureddin Yıldız hocalarımız yapmış. Koca bir ilmî heyetin iki yıl gibi bir zamana yayılan yoğun çalışması sonucu 1994 senesinde bizlere kazandırılan İslam Fıkhı Ansiklopedisi’nin gerçek yani orijinal Arapça hali sekiz cilt iken, Türkçeye on cilt halinde dönüştürülmüş.

İslam dünyasında fıkıh alanında yazılan en geniş fıkıh eseri

Zamanımızda Müslümanların esas probleminin amel noktasında olduğunu ifade eden âlimimiz şunu söyler: “Müslümanlar, İslam’ın ibadetler, muamelat, dış ilişkiler ile ilgili hükümlerini kendi nefislerinde, aile hayatlarında yaşama ve toplumda uygulama yönünden dinleriyle nasıl amel edeceklerdir? Problem buradadır.” İşte bu kaygının verdiği sorumlulukla en geniş anlamıyla İslam fıkhını bütünüyle kuşatıcı bir şekilde bu eserinde ele alıp inceler. Heyetin verdiği bilgilere göre Vehbe Zuhaylî, İslam fıkhının büyük küçük hiçbir yönünü ihmal etmemiş, geçmiş âlimlerimizin bize bıraktığı ve tüm araştırmacıların dinimizi anlama ve anlatma yönünden hiçbir zaman göz ardı edemeyeceği zengin mirastan istifade etmiştir. Bir fıkıh mezhebinin görüşünü, o mezhebin delilleriyle ve o delillerin muhakemesiyle sunmuş, bunu yaparken de bütün eser boyunca İslam’ın temel ve değişmez değerleri karşısında çağdaş Müslüman’ın içinde bulunduğu konumu göz önünde bulundurarak, onun karşılaştığı problemlerin çıkış yollarını vermeye çalışmış.

Vehbe Zuhaylî rahimehullah/Allah rahmet eylesin, çalışmasında aynı zamanda günümüzde sıkça karşılaştığımız ekonomik meseleler, İslam’ın hukuk felsefesi, İslam’ın devlet yapısı gibi konuları, klasik fıkıh kitaplarından farklı bir tarzda ve ilmî bir yaklaşımla incelemiş. Şu halde denilebilir ki, gerek kapsamı ve ilmî üslubu gerekse kendisinden istifade etmenin kolaylığı ve sistematiği açısından İslam dünyasında fıkıh alanında yazılan en geniş fıkıh eseri, bahse konu İslam Fıkhı Ansiklopedisi’dir.

Eserde, âlimin izlediği metodlara bakarken şöyle bir ayrıntı ile karşılaşıyoruz: “İslam fıkhını sadece Kur’an’a dayandıranlar, İslam’ı köklerinden kesmiş veya suretini değiştirmişlerdir. O kimseler, din düşmanlarına daha yakındırlar bu yaptıklarıyla. Fıkhı sadece sünnete dayandıranlar da noksan bir iş yapmış ve manasız davranmış, hayatın akışına gözlerini yummuşlardır. İnsanların ihtiyaçlarına çözüm bulmaktan, maslahatlarını temin etmekten uzak kalmışlardır.” Bu ayrıntıyı zihnimize yazdıktan sonra hayret ve takdirle görüyoruz ki, hadis ekolünü temsil eden İmam Malik, İmam Şafiî ve İmam Ahmed b. Hanbel gibi imamlar, rey ekolünün delillerinden uzak durmamışlar; yine rey ekolünün imamları olan İmam Nehaî ve İmam Ebu Hanife gibi imamlar da asla bir sünneti, hadisi veya seleften birinin içtihadını ihmal etmemişler. Bu veriler doğrultusunda fıkıh ilim geleneğimizin ne kadar da zengin, ne kadar da ince bir birikime sahip olduğunu anlamış oluyoruz karınca kararınca.

Namazı terk eden kişinin durumu

Kıymetli âlim Vehbe Zuhaylî’nin bütün mezheplerin görüşlerini değerlendirmeye tabi tutarak bizlere miras bıraktığı bu koca fıkıh ansiklopedisinde, benim âcizane sevdiğim ve dahi önemsediğim özellik, ele aldığı konular ve olaylarla ilgili imamların, âlimlerin görüş, düşünce ve içtihatlarını sunduktan sonra kendi fikrini de beyan etmesidir. Bu özellik, karşımızda en az onlar kadar ilme ve fıkha vakıf olan bir âlimin, bir fakihin olduğunu göstermez mi? Genellikle fıkıh ve nam-ı diğer ilmihal kitaplarında, kitabın müellifi geçmişteki ulemanın görüş ve içtihatları doğrultusunda bir çalışma serdederler. Bu usûl, biraz da toptancılık oluyor esasen. Verilen bütün emeklere karşı saygımız sonsuzdur elbette; bu anlamda gösterilen çabalara ve onların sahiplerine saygıda kusur etmekten ictinab ederiz aziz okuyucu. Ama gönül isterdi ki, çoğunluk Vehbe Zuhaylî rahimehullah’ın takip etmiş olduğu usûlü örnek almış olsalardı daha kalıcı, daha faydalı ve daha kazançlı bir eylem ortaya konmuş olurdu.

Vehbe Zuhaylî’nin –haddimize olmayarak- takdirle karşıladığımız uygulamasına bir örnek vermek yararlı olacaktır sanırım. Namazı terk eden kişinin durumuyla ilgili öncelikle mezheplerin görüşlerini paylaşır müellifimiz. İmam Ebu Hanefi, tembellik sebebiyle namazını kılmayan kişinin fasık olup hapsedileceğini ve namazı kılıp tevbe edinceye kadar vücudundan kan akacak şekilde dövüleceğini ve tevbe edip namaz kılarsa kurtulacağını, yoksa hapiste öleceğini ifade buyurur. Tabi bu görüşüne dayanak olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şu hadisini alır: “Müslüman kimsenin kanı, ancak üç şey sebebiyle helal olur: Zina eden dul, cana karşı can, dinini terk edip cemaatten ayrılan kişi yani mürted.” Bu hadis, hem İmam Buharî’nin hem de İmam Müslim’in eserlerinde geçiyor. Hanefîler dışındaki ulemaya göre ise bir vakit de olsa özürsüz olarak namazı terk eden kimse mürted olur ve üç gün tevbeye çağrılır; tevbe etmezse öldürülür. Onları bu içtihada götüren deliller, ilgilisi için eserde uzunca verilmeye çalışılmış. Kendi görüşünü de ekleyen Zuhaylî, konuyu şu sözleriyle bağlar: “Ben ise birinci görüşe meylediyorum. O da namaz kılmayanın kâfir olmadığına hükmetmektir. Çünkü kelime-i şehadet getirdikten sonra bir Müslüman’ın cehennemde ebedi olarak kalmayacağına dair kesin deliller vardır.” Zuhaylî’nin delili, Rasulullah efendimizin şu buyruğudur: “La ilahe illallah deyip Allah’tan başka tapılanları inkâr edenin malı ve kanı korunmuştur; dökülmesi, alınması haramdır. Bu kimsenin hesabı, Allah’a aittir.”

Verdiğimiz gibi daha çok örneğe gidebiliriz; ancak bu namaz örneğimizle meramımızın anlaşıldığını düşünüyoruz. İlgilisinin, fıkıh adına aklına gelen ve gelmeyen bir dünya müktesebata bu muazzam çalışma vesilesiyle ulaşabileceği kanaatini taşıyoruz. İmam Ebu Hanife’nin tarifine göre, kişinin lehinde ve aleyhinde olanı bilmesinin fıkıh olarak adlandırılması, onu yani fıkhı önemsememize sebep oluyor. Yaşadığımız ve ne zamana kadar süreceğini bilmediğimiz şu geçici dünya hayatında, yapıp eylediklerimizin ne ve nasıl olduğunu, ne ve nasıl olması gerektiğini bilmeden gün geçirmek bizim işimiz değil. Geçmişimizdekileri örnek alıp bugünümüzü ihya ve inşa ederek yarına hayırlı ve yaşanılabilir bir dünya miras bırakmaktan başkası bizim kârımız ve kararımız olmamalı, olamaz da nitekim.

Vefatı vesilesiyle gündem edindiğimiz İslam Fıkhı Ansiklopedisi eserinin, âlimimiz Vehbe Zuhaylî için Allahu Teala’nın yüce katında sadaka-ı cariye olarak kalacağını ve ümmetin hep faydalanacağı bir fıkhî kılavuz olacağını ümit ediyoruz. Sözümüzün başında âlimimiz için dilediğimiz mağfireti yineliyor ve “Her halükarda ben, öğrenmek, araştırmak, fıkıh malumatı edinmek isteyen insanlara sunduğum fıkhı kolaylaştıran bu eserimle, ancak kendisinin nimeti ile salih amellerin tamamlanacağı Allah’a hamd ederim.” dediği gibi bizler de Rabbimize hamd ediyoruz ,onun gibi bir âlimin bu eşine az rastlanır eserini faydamıza sunduğu için.

Fatih Pala yazdı

İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Vehbe Zuhaylî, Risale Yayınları 

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 15:59
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20