İslam davasının samimi bir neferinin hatıratı

Sadreddin Öztoprak'ın 'Şark Medreselerinde Bir Ömür' adlı hatıratı, geçmişte medreselerdeki İslami eğitimin ruhunu, doğasını ve duygusunu edinmek ve şevklenmek isteyenler için muhakkak okunması gereken bir eser. Betül Erken yazdı.

İslam davasının samimi bir neferinin hatıratı

İslam eğitimi Müslümanlar için temel meselelerden biri. Din nasıl öğrenilir ve nasıl öğretilir? Bu sorunun cevabı da ders yapılan yer anlamı taşıyan medreselerde vücut bulmuştur geçmişte. Bu konuya dair teorik bilgiler akademik kitaplarda bolca mevcut. Hangi kitaplar okunmuş-okutulmuş, nasıl bir ortamda eğitim-öğretim yapılmış, icazetin verilişi, hangi ülkelerde hangi medreseler kurulmuş, kimler hocalık yapmış... gibi bilgileri edinmek mümkün. Fakat Sadreddin Öztoprak'ın Şark Medreselerinde Bir Ömür kitabını okuyunca, işin teorisinden çok pratiğine dair bilgi edinmek isteyenler için akademik kitapları okuyarak doyuma ulaşacakları konusunda soru işaretlerim oluştu.

İşin ruhunu, doğasını ve duygusunu edinmek sadece teoriği okuyarak olmuyormuş dememe vesile oldu, sağ olsun. Mesela bu anlatışı: “Medrese öğrencileri arasında hummalı bir ilim tahsili gayreti yanında, ahlak ve ibadette de mümtaz hocalarına benzeyebilme çabası vardı. Metinlerin ezber tekrarı, müzakere ve mütalaalar gece yarılarına kadar sürerdi. Tabii, son derece iptidai mum ve gaz yağı ile yanan 2-3 mumluk lambalar ışığında...”(sf 45)

Zor zamanlarda yapılan talebeliğin kıymeti de bir başkaymış

Beyan Yayınları'ndan çıkan ve bir hatıra kitabı olan Şark Medreselerinde Bir Ömür, Sadreddin Öztoprak’ın kendi hayatını anlattığı tek kelimeyle nefis bir eser. Öztoprak, dedesinin bazı kıymetli anılarını anlatarak başlıyor ve Allah’ın melekleri tarafından korunduğumuzu, aslında O’nun bizi her daim koruduğunu, başımız sıkıştığı anda yapılan bir duanın karşılığını muhakkak aldığımızı yaşanmışlıklarla hatırlatıyor, hatta idrak ettiriyor.

Kitabının genelini ise talebelik ve hocalık yaptığı döneme ait anıları oluşturuyor. Zor zamanlarda yapılan talebeliğin kıymeti de bir başkaymış. Mesela, sadece iki kaşığa sahip olup onunla yirmi kişinin yemek yemesi, sofradan çoğu zaman aç kalkmak, sıcak bir çorbaya hasret kalmak… Bize göre katlanılması pek mümkün olmayan hadiseler. Hal böyleyken bile aşkla şevkle İslam’a sarılıp niyetinden bir adım bile geri dönmemiş olduğunu görmek insanı güçlendiriyor, haline şükretmeye sevk ediyor. İyi ki bu engellere rağmen okumuş ve Cumhuriyet'in ilanının ertesinde yaşanan sıkıntılara katlanmışlar. Bu vesileyle samimi ve İslam’ı dava edinmiş insanları tanıyor, görüyor ve şevkleniyoruz; daha doğrusu bu insanları tanımalı, görmeli ve şevklenmeliyiz, onların yollarından giderek emeklerinin karşılığını vermeliyiz.

Bu kitaba bir anı kitabı deyip geçmemeli, zira tarihten kesitlerin canlı şahitlerini dinliyoruz ve bu sayede bahsi geçen dönem hakkında zihinlerimizdeki olaylar daha çok somutlaşma imkanı buluyor. Bundan 50-60 yıl önce Doğu’da İslam eğitimi nasıl bir usul ile işleniyor, halkın İslam eğitimine olan ilgi, alaka ve bağlılığı, Kürtçe İslami kaynakların okutuluşu vs. gibi konulara dair çok hoş bilgiler edinmiş oldum. Ve çekinmeden açıkça söylemek istiyorum ki, bu kitabı okurken verdiği etkiyle “herkes bu kitabı okumalı!” duygusuna kapıldım. Herkes olamasa bile İslami konulara ilgisi olanları, bir şeyler yapmak isteyenleri şevklendirebilecek etkiye sahip olmasından dolayı okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

Betül Erken ısrarla tavsiye etti

Mehmet Erken'in kitap ile ilgili video-tanıtımını aşağıdan izleyebilirsiniz;

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 15:31
YORUM EKLE
YORUMLAR
hacer nur
hacer nur - 4 yıl Önce

Allah razı olsun, güzel kitaplar tanıyabilmeye vesile olmak güzelliktir :)

banner19