İsimlerle, şahsiyetlerle değil, meselelerle uğraştı

Acar Okan, hatıralarını 'İsmi Lazım Değil' adlı bir kitapta toplamış. Kitap, ülkemizin yakın geçmişine ışık tutan birçok ayrıntıyı içinde barındırıyor. Muaz Ergü yazdı.

İsimlerle, şahsiyetlerle değil, meselelerle uğraştı

İsmi Lazım Değil” kitabı, Ötüken Neşriyat'tan çıkan bir hatırat… Ülkemizin yakın geçmişine ışık tutan birçok ayrıntıyı içinde barındırıyor. Hatıratın sahibi Acar Okan. Subaylık, hukukçuluk, matbaacılık, kitapçılık, gazetecilik, başmüfettişlik, teftiş kurulu başkanlığı, Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı, Türk Dünyası Koordinatörlüğü, Başbakan Baş Müşavirliği… Acar Bey’in kırk küsur yıllık çalışma hayatındaki mesleki dallar. Çok çeşitli meslek dallarında bulunmasına rağmen kendisinin tek ülküsü olduğunu söylüyor. O da “Türk/İslam Ülküsü.” Siyasetin içinde yer almasına rağmen siyasi ayak oyunlarından, dümenlerden uzak kalmış; milli siyaset yolunda yürümüş amatör bir zihin.

Acar Okan, askeri kökenli bir bürokrat ve siyasetçi. Asker ama askeriyenin yanlışlarını, hatalarını eleştiren biri. Ülkücü bir siyaset adamı ama ülkücülüğün çıkmazlarını, eksikliklerini korkmadan söyleyen cesur bir şahsiyet. 27 Mayıs, 22 Şubat, 21 Mayıs darbelerinin içinde yer almış. Kitabında bu girişimlerin derin tahlilleri söz konusu. Bürokratlığı ve siyasetçiliği döneminde devletin bir çok sırrına vakıf olmuş. Ülkücü hareketin bütün aşamalarında adı ön sıralarda. Alparslan Türkeş’in uzun dönem fikir danıştığı kurmaylardan… Ama hiçbir zaman siyasi kimliğini ve çevresini yükselmek için, izzet-ü ikbal için kullanmamış. Tabiri caizse her zaman veren el olmuş.

İsimlerle uğraşmak yerine meselelerle ilgileniyor

Hatıratı okurken gerçekten Türk/İslam ahlakıyla yetişmiş, edepli, ciddi bir insan görüyoruz. Kendisi baba tarafından Kerkük kökenli. İsmi Lazım Değil normal hatırat mantığıyla yazılmış bir kitap değil. Yazar birçok olayı sorumluluk duygusu nedeniyle anlatmamış. Bazı kişileri rencide etmemek maksadıyla isim vermiyor. Zaten kitabın adı da buradan geliyor. İsimler ve şahıslarla uğraşmak yerine meselelerle ilgileniyor. Yakın tarihimizle ilgili bilinmesi gerekenleri bir usul dâhilinde okuyucuya aktarıyor. Dedikodu yapmak, insanları küçük düşürmek gibi bir maksat gözetilmemiş kitapta.

Kitap Okan’ın çocukluk yıllarından başlıyor. O dönemin sosyo/ekonomik/kültürel yapısını tanımak ve bilmek açısından önemli bilgiler içeriyor. Anadolu’nun toplum yapısı, yokluklar burada anlatılıyor. Aynı zamanda o günlerin siyasi ortamı da… 1940’lı yıllar… İnsanların yoksul ama birbirleriyle her şeyini paylaştığı, ideolojik bölünmelerin, düşmanlıkların olmadığı, senlik benlik kavgasının insanları meşgul etmediği, çevrenin hunharca yağmalanmadığı, insanların makam mevki dolayısıyla birbirlerine yüksekten bakmadığı günler.

Dindar insanların çocukları nasıl dine düşman olur?

Acar Okan 1941’de Bilecik-Bozüyük’te doğmuş. Babası Mehmet Okan Kerkük Türkmenlerinden. Annesi Fevziye Okan Bursa-Karacabey’den. İkisi de öğretmen. İlk ve ortaokulu Bozüyük’te okuyan Acar Bey, Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nden mezun olur. Arkasından Harb Okulu… 27 Mayıs İhtilali… Subaylık… 22 Şubat 1962 İhtilali… Olaylar dolayısıyla subaylıktan zorunlu emeklilik…

Acar Okan milliyetçi/mukaddesatçı bir çizgide… Aytaç Yalman, Tuncer Kılınç, Çetin Doğan, Şener Eruygur gibi ünlü komutanlar devre arkadaşı. Eski genelkurmay başkanlarından Hüseyin Kıvrıkoğlu Bozüyük’ten komşusu, Hilmi Özkök ise birkaç devre üstü. Okan, askeriyenin halkın dinine, gelenek ve göreneklerine karşı menfi tutumunu eleştiriyor ve bunları devre arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde de dile getiriyor. Kitabın 73. sayfasında: “Arkadaşlar! Ananınızı ve atanızı unutmayın. Türk Silahlı Kuvvetleri yavaş yavaş din düşmanı görüntüsüne itiliyor. Bu doğru değil. Mübarek ordumuz bu görüntüyü hak etmiyor.” Anadolu’nun dindar insanlarının çocuklarının subay olduktan sonra dine ve halkın değerlerine karşı takındıkları tavrı Okan da anlayamamaktadır.

Kitapta 27 Mayıs darbesinde Adnan Menderes ve arkadaşlarına yapılanlar büyük bir üzüntüyle anılıyor. Askerin bu kadar siyasete müdahalesi doğru bulunmuyor.

Geleneksel kültürü diriltici faaliyetlere yoğunlaşmış

Askerlikten emekli olan Acar Okan, milliyetçi çizgide dernek ve adam yetiştirme faaliyetlerine ağırlık veriyor. Önemli isimlerden bazıları: Dündar Taşer, Galip Erdem, Nevzat Kösoğlu, Sadi Somuncuoğlu, Latif Gökçek, Ayvaz Gökdemir, Namık Kemal Zeybek, Orhan Kavuncu, Celal Er, Nejdet Koçak, Nuri Gürgür, Şeref Yılmaz, Süleyman Kürkçü… Konferanslar, sohbetler, seminerler… Milliyetçilik, marksizm, sosyalizm, mistisizm, Türk/İslam terkibi, liberalizm, faşizm, dünya siyaseti… başlıca tartışma konuları. Genelde “kafası çalışmayan, kavgacı” olarak tanımlanan ülkücü camia müthiş bir fikri faaliyet içindedir. Gençlere sürekli ahlaklı olmaktan, Türk töresi ve İslam ahlakından kopmamaktan bahsedilir. Camilerde toplu sabah namazları kılınır, bazı ayetler ezberlenir…

Acar Okan, 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde başbakan yardımcısı olan Alpaslan Türkeş’in yanında başbakanlık müşaviri olur. Önemli kurul ve toplantıların raporlarını hazırlar. Türkeş kendine gelen iş sahiplerinin çoğunu Okan’a yönlendirir. Okan bu dönemde ülkücülüğün hormonlu bir büyüme evresi geçirdiğini belirtiyor; eğitimsiz, disiplinsiz, başıbozuk bir gelişme... Bu gelişimin normalleşmesi için çalışmalar yapılır. Milliyetçi/mukaddesatçı insanlar yönetimdedir ama huzursuzluklar başlar. Kanun dışı talepler, akçalı işler, istismarlar… Bütün hukuksuzluklara dik duran Okan istifa eder. Türkeş’le aralarına mesafe girer. Birkaç görüşmeleri olur ama bunlar da dava ile ilgili. Kitapta anlatıldığı üzere bu arada Üniversiteliler Kültür Kulübü Derneği ve Ocak Dergisi de kapatılır. Acar Okan bu kapatmaların Türkeş’in isteğiyle gerçekleştiğini, Türkeş’in doğrudan kendine bağlı olmayan ve sadece kendisinin emriyle hareket etmeyen, inisiyatifli, şahsiyetli ve istiklalli dernekleri de dergileri de sevmediğini, paranın kendisinde toplanmasını istediğini belirtiyor.

Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı ve Türk Dünyası Koordinatörlüğü/Başbakan Baş Müşavirliği dönemi de çok hızlı geçer Okan’ın. Geleneksel kültürü diriltici faaliyetler yoğunlaşır. Koordinatörlüğü döneminde Türkî Cumhuriyetler bağımsızlıklarını ilan ederler. Buralarla sürekli irtibat içindedir. Kendisi Kerkük kökenli olması hasebiyle sınırlarımız dışındaki soydaş ve dindaşlarımızın eğitimi ve gelişimlerine ayrıca önem verir.

İsmi Lazım Değil”, siyasi, ideolojik ve fikir dünyası olarak kendini ön plana çıkarmayan, milli siyasetin peşinde olan, sivrilmeyi sevmeyen, her daim geride olan ama korkak olmayan asker kökenli bir devlet adamının hatırladıklarından müteşekkil. Kendini öne çıkarmayışının aksine devletin önemli kademelerinde yer alan, yakın tarihimizin önemli olaylarına tanıklık eden bir bürokratın hatıraları. Okuyup istifade etmek gerekir.

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2016, 09:55
banner12
YORUM EKLE

banner19