İşgal edilen toprakları yazdı

Arif Ay’ın Okur Kitaplığı’ndan çıkan son şiir kitabını Mustafa Celep inceledi.

İşgal edilen toprakları yazdı

 

Ortadoğu lirizminin temsili

Arif Ay’ın son kitabı Şiirimin Şehirleri adıyla Okur Kitaplığı’ndan yayınlandı. Ay, medeniyetimizde kültürel ve manevi değerleriyle belirleyici olmuş şehirleri konu ediniyor bu kitabında. Zalimin zulmü altında inleyen anıt şehirlerdir bunlar. Her şiir bir ‘kitabe’ havası içerisinde tarihe tanıklıklarla ilerliyor. Lirik kavrayışın belirleyici olduğu bu şiirlerde epik bir atmosfer de hissedilmiyor değil. ‘Tarihin yası’nı tutan bir şair var karşımızda.

Yüzü tarihe dönük duyarlı bir şair

Kitap olgun mısralarla örülmüş diri bir söyleyişe sahip. Ay’ın şiirinin nesne edindiği şehirler, tarih içindeki köklü işlevlerine göre ‘konuşturularak’ şiirsel-estetik düzlemde yeniden inşa edilmiş. İzleksel olarak öne çıkan ‘yas’, ‘ağıt’, ‘zulüm’, ‘acı’, ‘kahır’ gibi sözcükler, temel koyucu nitelikler olarak şiir içerisinde belirleyici özelliklerini koruyor. Şehirlerin konuşturulması kişileştirme sanatından da müstefit olarak ‘bilge bir eda’yla yapılıyor daha çok. Bu olgun eda, şiirlere ciddi bir atmosfer kazandırıyor. Şiirimin Şehirleri’nde dillendirilen Ortadoğu duyarlığı, acı bir lirizmi dışlaştıran yüksek sesli bir karakteri haiz.Arif Ay, Şiirimin Şehirleri

Şair, günümüz şiirinde sıkça rastlanan kelime deneylerine ve deformasyona başvurmadan gür sesine halel getirmiyor. Şiirimin Şehirleri, Türkiye’de yaşayan şair tipini düşündüren bir niteliğe sahip aynı zamanda. Gömülü hazineyi işaret eden şiirlerle mücehhez bir şiirsel toplam bu. Gömülü hazine, yukarıda da açıkladığımız üzere, zalim muktedirler tarafından hunharca talan edilmiş medeniyet timsali şehirlerin zenginliğidir daha çok. Arif Ay, bu kitabıyla yüzü tarihe dönük duyarlı bir şair profili çiziyor. Günün Türk şairi, güncelin varagelinde boğuşurken Arif Ay bir medeniyet şairi olmayı fazlasıyla hak ediyor. Tarihe ve anıt şehirlere tanıklık eden bir şiirsel toplam Şiirimin Şehirleri.

Şiirin söylediği

-İstanbul konuşuyor, ‘kendime ait sabah rüzgârım bile yok’ mısraının anıştırdığı üzere, İstanbul’un, medeniyetin bu merkezi şehrinin aslî anlamının yitirilişine dair ciddi ve esaslı bir göndermede bulunuyor.

-Semerkand konuşuyor, ‘ey şehirlerin hocası!’ ve ‘insanlığın belleği’ mısralarının serptiği ışığa göre söylersek, bir medeniyet şehri olan Semerkand’ın tarih içindeki kültürel işlevini açığa çıkartıyor.

-Buhara konuşuyor, Buhara şehrinin medeniyetin inşa sürecinde önemli bir anlam yüklenmiş olan ‘hikmet’ ve ‘ilim’ temsilinin günümüzde artık geçerliliğinin kalmadığına yakılmış bir ağıt, tutulmuş bir yas niteliğinde.

-Şam konuşuyor’da şair, medeniyetler tarihinde Şam’a onur kazandıran şehrin manevi zenginliklerini (İlahi Aşk, Mevlânâ, Şems) şerefli mazisini bir hüzün atmosferi içinde dillendiriyor.

-Şam baharı, umut yüklü, metafizik açılımları olan bir şiir.

Kudüs, Mekke ve Medine

-Kudüs konuşuyor, bize göre kitabın omurgasını oluşturan, muhalif tarafıyla öne çıkan bir şiir. İlk üç bölümde şair Kudüs’ün İslam tarihi içindeki asli anlamına göndermede bulunurken, dördüncü ve son bölümde, Yahudi zulmü altında acı ve ıstırap çeken Filistin topraklarına işgalcilere hesap soran bir bakışla dikkat çekiyor. Arif Ay şiirinin genel karakterini (ıra) belirginleştiren bir şiirdir Kudüs konuşuyor. Kafa tutan, tavizsiz bir şiirdir bu.

-Mekke konuşuyor şiiri, Peygamber Efendimizin mümeyyiz vasıflarını Mekke’nin manevi tarihi özelinde estetik ifade biçimleriyle dile getiriyor.

-Medine konuşuyor, Hicret’in ve Efendimizin bu dünyaya vedaının şiir diliyle kurulmuş ifadesidir.

-Kahire konuşuyor, Mısır’ın insanlık tarihinin öyküsünü şiirleştiriyor daha çok. Geçmişten (Peygamberler Tarihi) günümüze Mısır’ın hali pür melalini gözler önüne seriyor, somutluyor. Şiire ‘bedbin’ bir hava hakim. Mısır’ın kara ve kibir dolu tarihi Kahire Konuşuyor.

-Bağdat konuşuyor şiiri bir çığlıktır artık. Gözyaşı ve acı. Ben bu şiire ‘kara şiir’ diyeceğim. Ağıtsı, yas dolu, yaralayıcı bir şiir. Acının fışkırdığı bir haykırış şiiri.

-Bağdatlı anne konuşuyor’da zulmün ve acının Ortadoğu duyarlığı özelinde somutlanışına şahit oluyoruz. Yapılan zulüm karşısında kalınan yalnızlığın çığlık dolu ifadesi. İçli, hüzün yüklü, iç evrende vuku bulan bir çığlığın şiire dönüşmüş biçimi.

-Bağdatlı çocuk konuşuyor’da çocuğun, içe işleyen konuşması etkileyici, eleştirel bir sonla bütünleniyor.

-Urgan konuşuyor, ironik göndermeleri olan, Arif Ay’ın eleştirel mesajını nesne edindiği bir şiir. Zulümü açığa çıkaran vasfıyla öne çıkan bir şiir.

Mücadeleci Şiiri yazıyor

-Bosna âh Bosna, kahır yüklü bir şiir. Yakın geçmişte Batının gözleri önünde şahit olduğumuz bu katliama yakılmış bir ağıt adeta. Şair Arif Ay, Mücadeleci Şiirin vasıflarını şiirinin bünyesinde temerküz eden bir karakter şairi her şeyden önce. Asla pasif, edilgen duygulanımların şairi değildir. Ağıt, kahır işlenen zulme işaret eder daha çok. Konuşan tarihtir aslında, şiirlerde tarih konuşur. Bu yüzden kökleri sağlam ve olgun bir şiirin sahibidir Arif Ay.

-Vaynakh, şairin Çeçen direnişine şiiriyle güç aşılayan, mazlumun yanında yer aldığını bütün diğer şiirleriyle birlikte iyice belirginleştiren şiirsel toplam içindeki son şiiridir.

Kısaca, Arif Ay’ın Şiirimin Şehirleri adını verdiği bu son kitabı, insanlığın/Ortadoğu’nun vicdanı Arif Ay şiirinin haritasını, şiirsel kodlarını gösteren güzel bir örnektir. Ortadoğu lirizminin kanayan yarası diyebiliriz Şiirimin Şehirleri’ne. Arif Ay’ı ve Okur Kitaplığı’nı kutluyorum.

Mustafa Celep, yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 13:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
selami
selami - 8 yıl Önce

neden

banner19

banner13