Irkçılıktan kaçın şeytandan kaçar gibi

Gizliden gizliye alevlenen, aslında hiçbir zaman durulmayan bir kıvılcım olarak ırkçılık, günümüzün de en büyük hastalıklarından biri. M. Ertuğrul Düzdağ’ın 70’li yıllarda yayınlanan Yakın Tarihimizde Irkçılık kitabı bugünlerde tekrar yayınlandı.

Irkçılıktan kaçın şeytandan kaçar gibi

M. Ertuğrul Düzdağ’ın 70’li yıllarda yayınlanan Yakın Tarihimizde Irkçılık kitabı şimdi Kapı Yayınları tarafından tekrar yayınlandı. Gizliden gizliye alevlenen, aslında hiçbir zaman durulmayan bir kıvılcım olarak ırkçılık, günümüzün de en büyük hastalıklarından biri. Sevgiyi ve aradaki kardeşlik duygularını zedeleyecek kadar önemli bir rahatsızlık olan sıkıntılı bir durum ırkçılık.

Bir ırkın diğer ırktan üstünlüğünü savunabilecek kadar gözleri karartan bir derin yaradır bu. Hem de Allah katında bunun hiçbir kıymeti harbiyesi yokken. “Bizim ırk”, “onların ırkı”, “üstün ırk” gibi kavramlar kişinin iman boyutunda maneviyatına zarar verecek tehlikeli söylemlerdir. M. Ertuğrul Düzdağ’ın bu kitabı, ırkçılığın ne büyük rahatsızlıklara yol açtığını somut örneklerle açıklayan önemli bir kaynak kitaptır.

Meşrutiyet’ten günümüze ırkçılık anlatılıyor

M. Ertuğrul Düzdağ, yakın tarihimizdeki ırkçılık olaylarından ve ırkçılığın toplumdaki yerinden bahsediyor. Bunları ele alırken Babanzade Ahmed Naim, Mehmet Akif Ersoy, Çerkeşşeyhi-zade Halil Bey, Said Halim Paşa ve Bediüzzaman Saîd Nursi’nin ırkçılık konusundaki düşüncelerini de ortaya koyuyor ve ırkçılığın toplum nazarında ne büyük tehlikelere sebep olabileceğini geçmişten geleceğe uzanan çizgide anlatıyor.

Düşüncelerine yer verilen isimlerin ırkçılıkla ilgili tespitleri kitabın bel kemiğini oluşturuyor. Çünkü bu konuda dönemin söz sahibi isimlerinin yazılarını da derleyen çalışma bu anlamda konuya geniş bir yelpazeden bakma imkânını da sunuyor.

Irkçılık varsa birlik yok kavramı aslında bütün düşünceler ortaya konduktan sonra zihinde canlanmaya başlıyor. Her şeyi ters yüz eden, inançları zedeleyen bir karanlık yol olarak gösteriliyor ırkçılık. Meşrutiyet döneminde alevlenen, savaşlara ve çatışmalara sebep olan kavmiyet tartışmaları da kitapta önemli yer tutan düşünceler arasında.

Irkçılıkla ilgili bütün soru işaretlerine yer verilmiş

Konu ırkçılık olunca söylenecek sözlerin ve sorulacak soruların hesabını tutmak çok da kolay olmuyor. Herkesin söyleyecek bir sözü ve savunacak bir fikri olabiliyor. Bu elbette fikirlerin karşılaşması açısından oldukça faydalı bir girişim ama önemli olan dayanakların tutarlı olması. İnandıklarımızın neye göre, kime göre, hangi değerlere göre olduğuna dikkat etmeliyiz ve bunu önceliklerin en başına almalıyız.

Müminin önceliği Hakkın rızası olmalıdır. Baş koyduğum bu düşünceden acaba Hak razı mı diye düşünmeden körü körüne bir fikre bağlanmak insanı ancak sonu olmayan bir bataklığa sürüklemenin ötesine geçiremez. M. Ertuğrul Düzdağ’ın bu kitabında akla takılan soruların neredeyse hepsine cevap bulmak mümkün. “Bir ırka mensup olmak, övünme sebebi olabilir mi?” sorusundan tutun da “Hazret-i Peygamber'in, ‘Ben Arabım…’ diye bir sözü var mı?” gibi üzerinde tartışmalar kopan olaylara kadar birçok konu kitapta yer alıyor. Peygamber Efendimizin Veda Hutbesindeki sözleri de baş tacı ediliyor; “Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır.”

Acının ırkı olmaz

Günümüzde dünyanın dört bir yanında mazlumlar zalimlerin işkenceleri altında eziliyor, akla sığmayan eziyetler görüyor, canlarından oluyor. Mazlumun ırkı sorulmaz. Bir yerde acı varsa ona topyekün bir kuşanmayla sahip çıkmak insanlığın bir gereğidir. Şimdilerde bazılarının sık sık dillendirdiği “neden hep Arap ülkelerindeki zulümlere üzülüyorsunuz, Türkistan ve Kerkük de kan ağlıyor, neden onları görmezden geliyorsunuz” gibi kendi içinde çelişen ifadelerle acıya daha büyük acı eklemek isteyen zihniyet sahibi insanlar var. Bilmiyorlar ki Mısır diyenler aynı zamanda Kerkük de diyor, Suriye diyenler bir yandan da Türkistan candır diyor. Meydanlarda olmak yerine sıcak koltuklarında ahkâm kesmek ne yazık ki yeni çağın en gözde cengâverliği oldu.

Dünyada acı vardır ve bu acı ortaktır. Hiçbir ırkçı söylem bu acılardan öteye geçemez. Dil, din, ırk, renk ayrımı yapmadan insana insan olduğu için sahip çıkmak insan olmanın şiarıdır.

M. Ertuğrul Düzdağ’ın Yakın Tarihimizde Irkçılık kitabı tam da zamanında tekrar okuyucuyla buluştu. Dirliğimizin ve birliğimizin tehlikede olduğu, dört bir yanımızın yangın yerine döndüğü bir zamanda ırkçılık denen safsatayı elimizin tersiyle itip birbirimize sımsıkı sarılmanın vaktidir. Yoksa toparlanmamız epey zaman alacaktır.  Efendimizin sözünü yine baş tacı edelim kendimize: “Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır.”

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 14:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13