İrfan ve cihad kol kola yürüyor Ebu’l Hasen en-Nedvi’de

Hâfız ve seyitti. “Biz Osmanlı’yı sevmeyi ibadet bilen bir diyarda yetiştik.” derdi. Arapça ve Urduca 170 civarında eseri var. Mustafa Körkün Tarhanacı yazdı.

İrfan ve cihad kol kola yürüyor Ebu’l Hasen en-Nedvi’de

Ebu’l Hasen en-Nedvi, 1999 yılının Ramazan ayının 23. gününde Hindistan’ın Leknev şehrindeki doğduğu köye gitti. Cuma namazı için hazırlıklarını yaptı ve namaz vakti gelene kadar Kehf Suresi’ni okumaya başladı. Bu esnada Hakk’a yürüdü. Hâfız ve seyitti. “Biz Osmanlı’yı sevmeyi ibadet bilen bir diyarda yetiştik.” derdi. Arapça ve Urduca 170 civarında eseri var.

“Gerçek Tasavvuf Ruhbanlık Değil Rabbaniliktir” adlı kitabında Nedvi, tasavvuf ilmine nefis tezkiyesi, ihsan veya bâtınî fıkıh demenin daha doğru olacağını belirtiyor. İslam’ın ruhi boyutuna dair, hatalardan münezzeh şekilde, Kur’an ve sünnette yer alan ilke ve emirler bütününe daha sonra tasavvufun temsilcilerinin birtakım kişisel ve tartışmalı fikir ve uygulamaları katılınca, bazı Müslümanlar tasavvufu doğru bir süzgeçten geçirmek yerine tasavvufun tamamını reddetmeye kalktı ya da söz konusu mevzulardan külliyen uzak durdu. Nedvi, çok kritik ve zaruri bir ilimden sırf isminden dolayı nice insanın uzak kalmasından hoşlanmıyordu. Ona göre ismi ne olursa olsun nefis terbiyesi ile yoğrulup kalbini ıslah etmiş, Allah’la güçlü bir bağ kurmuş kimselerin davetini canlandırmak zorundaydık. Hala da öyleyiz!..  

Kitabın konu başlıkları birer ikişer sayfalık içeriklere sahip. Özet ve yalın metinler. Yazar, Bağdat’ta Abdulkadir Geylani’den başlayarak Hindistan’da Abdulkadir Raipuri’ye kadar uzanan örnekler sunuyor. Genel olarak şu hususlara değiniyor: Marifetullah, yakîn iman neşesi, ibadet zevki, nefis terbiyesi, dünya malına bakış, cömertlik, diğergamlık, Allah sevgisi, Allah’ı devamlı zikretmenin önemi, vaazın tesiri, irfan ve cihad ruhu, şehadet aşkı.      

Aşkın zirvesinde buluşma

Cihat yüce ruhların işi, küçüğü de büyüğü de… Seyyid Ahmed Şehid ne güzel söylemiştir: “Bu manevi yolculukta ve uzun solukta en son nokta, şehitliği sevmektir. Bu gayret ve riyazetin en son gayesi cihattır.” Yakin iman ve aşk-ı ilahi cihadın iki kanadı. Seyyid Kutub’un meşhur cahiliyye ile mücadele anlatımları da aslında içsel bir devrimle başlar. Hindistan’da İmam Rabbani, Dağıstan’da Şeyh Şamil, Afrika’da Sünusiler, Mısır’da Hasan el-Benna… Hepsinde zikrullah, manevi terbiye ve azim dolu bir cihat öyküsü var. İrfan ve cihat böyle kol kola yürüyor aslında.

Nedvi’nin üstadı Abdulkadir Raipuri, Şeyh Ahmed Şehid’ten bahsederken “şehadete karşı şevk doludur, aynı ashab gibi” der. Yine Tebliğ Cemaati’nin başarısının arkasında Rabbani hırkayı giymiş Şeyh Muhammed İlyas’ın ilahi aşkını bulur. Tasavvufla cihadın buluştuğu her dem aşkın zirvesi yaşanır. Bu zirvede elbette sıradan hikayelerden çok menkıbeler anlatılır. Hz. Mevlana’nın şu beytini terennüm ederek Şehid Şeyh Necmüddin Kübra Hazretleri’ni hatırlayalım.

Bir elden nûş edip iman şarabın

Bir elde perçem-i kafir tutarlar.

Sivil toplum mücadelemizin davet penceresine bir not: Yazar, Hz. Peygamber’in (as) dahi tezkiye edilmiş nefsine rağmen Hira’da ibadet-u taat ile meşguliyetini örnek gösteriyor. Ta ki Cenab-ı Hak “sana indirileni tebliğ et” emrini verene dek. Davetçi evvela kendi nefsinin ıslahı ile meşgul olmalı ve Allah’ı çokça zikretmelidir. Abdulkadir Raipuri’ye zikrin sonu sorulduğunda ruhun zikretmesine kadar dermiş. O ne demek dendiğinde “Zihnin daima Allah ile meşgul olması ve devamlı O’nu zikretmesidir.” Zikrin kemali sorulduğunda ise “Allah’ı zikretmeyince rahat ve huzur bulamamak” olarak tanımlar. Nurani mevkilere giden yol mutlaka uzun süreler Allah’ın zikrine devam etmekten geçmektedir. İşte davetçinin kalbini canlandıracak ve onu sahada aktif kılacak azık… 

Mevlana ve İbn Teymiyye

Üstad daha sonra sözü Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri’ne getiriyor: “Muhabetullahı bir kez tadan başka bir şey içmez.” Mevlana’yı kalplere tanıtıp sevdirdikten sonra İbn Teymiyye’ye uğruyor. Ne kadar güzel duraklar! Teymiyye’nin vecd hallerinden bahsediyor. Teymiyye şöyle der: “Bir meselede aklım çalışmaz hale geldiğinde bin defa Allah’a tövbe istiğfarda bulunurum, ta ki gönlüm genişleyip rahatlayıncaya kadar…” Yine başka bir yerde “Dünyada cennet vardır. Ona girmeyen, ahiret cennetine giremez.” der. Ona göre keşif de keramet de haktır!..

Nedvi, irfanı vasat bir çizgide anlatıyor: Tövbe, istiğfar, Kur’an, namaz, dua, zikir, salavat… Kalp ancak bu yolda huzura eriyor, dünya malında değil. Marifetullah ve muhabbetullah: Bu makamlar için krallar bile rahatı ve konforu terk edebilir. Kalbe Allah ve ahiret sevgisi yeterince girdiğinde dünyadan vazgeçmek zevke dönüşüyor. Zikir kadar iyilik ve infak, insana faydalı olmak da bu yolun azıkları...

Ebu’l Hasan en-Nedvi tasavvufun ruhbanlık olmadığını, Rabbani metotlarla kalbi güzelleştirip nurlandırınca toplumda ahlakın düzelip İslam’ın her alanda daha fazla ve daha güzel temsil edildiğini izah etmek için okuyucuyu kıtalar arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitaptaki bölümlerden birinin başlığı şöyle: “Tembellik ve Teslimiyet Değil, Kahramanlık ve Mücahede / Tarih ve İlmin Teyit Etmediği Bir Söylenti”. Kötü temsilcileri yüzünden bir ekole vurulan yafta, sadece iyi timsallerine sarf-ı nazar edip aşırı övgüler düzme ile aynı noktada buluşuyor. Bir insan ne ise bir ekol veya bir cemaat de o değil midir? Eksileri ve artıları ile bir bütün.

Vefalı vedalar

Hindistan’ın evliyalarından Şeyh Şerefüddin Ahmed bin Yahya Müniri akşam namazını kıldı. Yüksek sesle Besmele çekti, birkaç defa tekrarladı. Sonra “La ilahe illahe illa ente sühbaneke inni küntü minezzalimin” dedi. Tekrar Besmele çekip Kelime-i şehadet getirdi. Aşka gelip üç defa Muhammed dedi. Salavat-ı şerife getirdi. Bir ayet okudu, üç defa daha Kelime-i şehadet getirdi ve ümmet için dualar etti. “Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyecekler” ayetini okudu. La ilahe illallah dedi, son kez Besmele çekti ve ruhunu teslim etti.  

Nedvi, kitabın sonunda iki vefatı işliyor. İbretlik hisselerle eserini sonlandırıyor.

Gerçek Tasavvuf Ruhbanlık Değil Rabbaniliktir” adlı eser için küçük bir soru-cevap:

1-Daha çok bilgi birikimine mi, bakış açına mı katkı yaptı? Bakış açıma.   

2-Sürükleyici mi? Evet. 

3-Hayatında (amelde) bir değişikliğe yol açar mı? Yüksek ihtimalle.    

4-Duygulara mı, düşünce ufkuna mı etki ediyor? Düşünce ufkuna.

5-Keyifli mi, dünyadan koparıyor mu? Keyifli, koparmıyor.

6-Daha sonra yine faydalanır mısın? Yüksek ihtimalle. 

Bknz:

(https://www.dunyabizim.com/kitap/hakikat-incisinin-pesinde-bir-veli-necmuddin-kubra-h36275.html

Mustafa Körkün Tarhanacı

Yayın Tarihi: 20 Mayıs 2021 Perşembe 11:30 Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2021, 14:40
banner25
YORUM EKLE

banner26