İrfan bahçesinden çiçeklerle tasavvufu sevdiriyor

Okurların ilgi ve beğenisini çeken 'Derviş Keşkülü’nden sonra, Necdet Tosun Hocanın aynı üslupla kaleme aldığı ikinci bir eseri daha yayınlandı: 'İrfan Bahçesi'. İsmail Demirel yazdı.

İrfan bahçesinden çiçeklerle tasavvufu sevdiriyor

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından, Tasavvuf dergisi editörü, Altınoluk dergisi yazarlarından Prof. Dr. Necdet Tosun’un genel okur kitlesine tasavvufu sevdirmek amacıyla kaleme aldığı, tasavvuf ve dergah kültürünü yansıtan yazılardan oluşan Derviş Keşkülü adlı kitabı 2012 yılında basılmıştı. Erkam Yayınlarının görücüye çıkardığı bu eser, okurlardan kayda değer bir ilgi görmüştü. Zira eser, akademik bir üslupla değil de bir sohbet üslubuyla yazılmıştı. Yine eser, dilini olabildiğince sade ve yalın tutarak hitap etmişti okurlarına. İşte okurların ilgi ve beğenisini çeken Derviş Keşkülü’nden sonra, Necdet Hocanın aynı üslupla kaleme aldığı ikinci bir eseri daha yayınlandı:İrfan Bahçesi. 2014 yılında Erkam Yayınları'nın 496. kitabı olarak okurların ilgi, beğeni ve dikkatine sunulan eser, tasavvuf kültür ve literatür dairesinin de genişlemesine vesile oluyor.

Sade bir dil ve eğitici menkıbelerle her yaştan insana hitap ediyor

İlk kitapta tasavvuf ve dergâh kültürüne ait yazıları derleyen Necdet Tosun Hoca, İrfan Bahçesi’nde “Tasavvuf Deryasından Damlalar altbaşlığıyla yine tasavvuf ve dergah kültür ve tarihine ait yazıları derlemiş. Bu anlamda, Hocanın kitaba yazdığı önsözde de belirttiği üzere, İrfan Bahçesi’ni Derviş Keşkülü’nün devamı olarak nitelemek mümkün.

Amaç ve gayesinin tasavvufu öğretmekten ziyade sevdirmek olduğunu söyleyen Necdet Tosun Hocanın bu eserinin, tasavufa ilgi, alaka ve merak duyan her yaştan insanın okuyabileceği ve içindeki tasavvuf kültür ve tarihine, tasavvuf kültür ve tarihinin meselelerine ait bilgilerle öğretici, bu konulara ait menkıbelerle de eğitici bir eser olduğunu düşünüyoruz.

Kitapta yer alan yazılar hocanın farklı zamanlarda katıldığı ilmi toplantılarda sunduğu tebliğlerden, dergilerde yazdığı yazılardan ve ilk kez kitapta görücüye çıkan makalelerden meydana geliyor. Toplam 21 yazının olduğu kitap “Tasavvuf Kültüründe Kedibaşlıklı ilgi çekici bir yazıyla başlıyor ve “Mahmud Sami Ramazanoğlu adlı yazıyla da sona eriyor. Bir diğer ilgi çekici yazı da “Tasavvuf Tarihinde Kuş adını taşıyor. Yine kitapta sır, müşahede, rüya, tecelli gibi hemen her dönemde tartışma konusu olmuş mevzularla ilgili yazıların yanında “Osmanlıda Sultanlar ve Sufiler, “Ahilik Geleneğinde Ahlâk ve Maneviyat”, “Milli Mücadelede Sufilerin Rolü”, “İslamın Yayılmasında Sufilerin Rolü gibi tasavufun kültürel ve tarihsel birikimini aktaran yazılar ve letaif, hatm-i hacegan gibi tasavvufa dair meseleleri ele alan yazılar da mevcut.

Mümkün olduğunca sade bir dil ve eğitici menkıbelerle her yaştan insana hitap etmeyi hedefleyen İrfan Bahçesinin ilgi çekici yazılarından biri de Hocanın uzmanlık alanlarından birini yansıtıyor: “Hint Altkıtasında Tasavvuf”. Alanla ilgili Türkiye’deki ender uzmanlardan biri olan Hocanın konuyla ilgili yazdıkları, Türkçe tasavvuf literatürümüz için yeni bir alanın oluşmasını da sağlıyor. Bu anlamda ilgi ve dikkat çekici bir makale.

Rüyalar bazı tarikatlerde dervişin manevi mertebesini gösterir

Kitaptaki bir başka yazı da daha önce Dünyabizim'de tanıtımını yaptığımız Şeyh Mustafa Devati hazretlerinin “Tuhfetu’s-Sufiyyîn” adlı risalesine, yani hazretin tecelliyatına dair. Hoca, Devati hazretlerinin tek risalesi olan Tuhfetü’s-Sufiyyîn’i bir bakıma özetlemiş diyebiliriz mezkur yazıda. Aynı baptan olmak üzere Necdet Hoca, Aziz Mahmud Hüdai hazretlerinin de tecelliyatını konu edinmiş bir başka yazısında. Tasavvuf literatüründe önemli bir mevkie sahip olan tecelliyat türü eserler, sufilerin kalblerine doğan bilgileri, gayb âleminden sufinin kalbine akan feyzi ve nuru konu edinirler. Bu anlamda Hocanın konuyla ilgili Celvetî silsilesininn iki önemli pîri Aziz Mahmud Hüdayi ve Şeyh Mustafa Devati hazretlerine ait tecelliyatları konu edinmesini önemli buluyoruz. İki pirin de Üsküdar’ı mesken tutup Üsküdar’da medfun olduklarını hatırlayalım.

Özellikle rüya ve müşahede konuları hakkında kitapta yer alan yazılar, üzerinde çokça durulması ve tartışılması gereken yazılar olarak göze çarpıyor. Zira gelişen kimi siyasi olaylardan sonra Peygamberimizin rüyada görülmesiyle ilgili kimi tasavvufi gerçekler göz ardı edildi. Bunun ötesinde rü’yetullah meselesi adeta tartışmadan kaldırıldı. Halbuki her iki durum da bin yıllık tasavvuf tarihi boyunca işlenmiş konulardandı. Necdet Tosun hoca da bu konu üzerine eğilmiş ve tasavvuf tarihi boyunca ne var ne yok ortaya koymuş.

Özellikle tasavvufi terbiyeyi seyr u süluku etvar-ı seb’a (yedi nefis mertebesi) üzerinden yapan Kadirilik ve Halvetilik’te rüyaların çok önemli olduğunu ifade eden Necdet Tosun, rüyaların bu tarikatlerde dervişin manevi mertebesini gösterdiğini belirtiyor. Nakşilerin ise rüyaya pek fazla itibar etmediklerini söyleyen Hoca, yazısını tasavvuf tarihi boyunca rüyasında gördüğü şeytanı cemalullahı müşahede ettiğini zannederek yoldan çıkanların menkıbeleriyle süslüyor.

Bazı Sufilerin Hatalarıadlı yazı da gayet ilgi çekici bir yazı. Bu yazıda da Necdet Hoca tasavvuf tarihi boyunca yanlış amellerde bulunan ve yanlış sözler söyleyen sufilerin gerek kendi dönemlerinde gerekse sonraki dönemlerde kimi sufiler tarafından eleştirildiğini ve bu eleştirilerin sağlam bir literatür ve iyi bir yekun tuttuğunu söylüyor. Hoca, bu tarz eleştirel metinlerin adını da sıralıyor. Örneğin Ebu Abdullah e-Sülemi’nin “Galatatu’s-Sufiyye”, Ruzbihan Bakli’nin “Galatatu’s-Salikin” adlı eserlerini bu cümleden olmak üzere zikrediyor. Hocanın bu başlık altında değindiği konular genellikle tarikat taassubundan kaynaklanan meseleler olarak dikkatimizi çekti.

Bütün bunlardan sonra söyleyecek olursak, Necdet Tosun’un İrfan Bahçesi adlı kitabı, daha önce Derviş Keşkülü’nü okuyanların merakla, ilgiyle ve beğeniyle okuyacakları, tasavvuf tarihimizden ve kültürümüzden hemen her çiçekten birer buklenin yazı/makale halinde sunulduğu bir eser olmuş. Derviş Keşkülü’nü okumayanların da bu eserden sonra merak ederek Derviş Keşkülü’nü okuyacaklarını zannediyoruz. Türkiye'deki tasavvufi çevrelerde tasavvuf kültür ve tarihimizden yararlanarak genel okur kitlesinin de okuyabileceği eserlerin sayısının artmasını dilemek, yüzyıllardır tasavvuf teknesinde hamuru karılmış bir milletin evladı olarak hakkımızdır diye düşünüyorum.

İsmail Demirel, devamını bekleriz diyerek okudu

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 17:22
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Tahir Dayhan
Ahmet Tahir Dayhan - 4 yıl Önce

Necdet Tosun kardeşimizin Tasavvuf'u tanıtma ve sevdirme gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Büyüklere muhabbet kapılarını aralayan değerli çalışmalarının devamını diliyor; kalemine ve kelamına kuvvet niyaz ediyoruz...

banner19

banner13