İnsan'a ve tuhaflıklarına ayna tutan hikayeler: Motorlukuş

Cahit Zarifoğlu, ‘Motorlukuş’ kitabının öykülerinde insanın acımasız, kör, güçsüz, zalim hallerini en doğal haliyle bu sefer de çocuklar için anlatır.

İnsan'a ve tuhaflıklarına ayna tutan hikayeler: Motorlukuş

 

Küçük kırlangıcın hayalini kurduğu topraklar tehlikelidir. Çünkü oradan siyah dumanlar yükselir, sapanlı taşlı yaratıklar vardır orada. Ama o, çok emindir ki annesi, “Öldürürüm seni, gidersen!” dese bile topraklar güzelliğinden bir şey kaybetmemiştir. Anneler ne derlerse desinler, sonradan hep razı olurlar zaten. Küçük kırlangıç da “güzel”e meyleder, dinlemez, duymaz, gider. Çok geçmeden motorlu kuşlarla tanışıp onlardan, “Bakma sen bizim kanlı ağızlarımıza, içimiz çok iyi bizim.” sözlerini duyunca ister motorlu bir kuş olmayı. Artık her şey daha hızlı ve daha kolay...Cahit Zarifoğlu, Motorlukuş

Küçük Prens’in susuzluk tabletlerini yutup zaman artırırsa yapacağı tek şey, bir pınara doğru yavaş yavaş yürümek olacaktı. Küçük Prens’i tanımamış olmalı ki, lekeli bile olsalar “içleri temiz” varlıklar (!) oldukları için o garip yaratıkları dinledi küçük kırlangıç ve kandı.

Annesini dinlemeyen herkesin başına gelen oldu sonunda. “Ben sana demiştim”ler kaçınılmaz sonlarıdır burnunun dikine gidenlerin. Eğer güzel görüyorsak üstümüze uymayan elbiselere bakarız, nasılsa kesip biçer uydururuz. Önemli olan herkesin hayranlığını kazanmaktır. Tabii kaybetmeden kazanılmaz.

Bu hikâyeler gerçek

Cahit Zarifoğlu, Motorlukuş kitabının öykülerinde insanın acımasız, kör, güçsüz, zalim hallerini en doğal haliyle bu sefer de çocuklar için anlatır. Kahramanlar aslında gerçektir. Bir yönüyle bizim gibidir. “İnsan”a ve tuhaflıklarına ayna tutan bu samimi hikâyelerde bırakılan boşluklarla, hayallerdeki sonlara da imkân tanınır.

Sadece çocuklar değil, herkes okuyabilir bu hikâyeleri. Hayvanat bahçesindeki en yırtıcı hayvanı kendisine bakarak tanımak isteyen, aslanın kibirden kurtulma yolculuğunda kendi kibrini görebilecek olan herkes.

Cahit Zarifoğlu, MotorlukuşÇıngıraklı yılan inanmak istemiyor insanın ‘korkunç’ olduğuna

O kadar tanıdık gelecek ki size kırmızı gözlü Karayılan. Hikâyesini okuyan hiç kimse onun acımasızlığına, her şeyiyle sömürüp semirdiği toprakların haracından kendine yaptığı saraya şaşırmayacak. Birilerinin üzerine basılarak inşa edilen beyaz mermerli saraylardaki saltanatın binlerce yıl süremeyeceğini okuduğumuzda, zamanın zalim Firavunları aklımıza gelecek. Ve onların da aynı sona ermesi için dua edeceğiz.

Başka bir dinlemeyiş de bu güzel kitabın son hikâyesinde karşımıza çıkar. “İnsan bilmediğine düşmandır” derler. Küçük Çın Çın Yılan da anlatılanları dinleyip “insan”ın korkunç olduğuna inanmak istemez. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” diye midir, sonunda annesi kıyamaz bu masum meraka. “İnsan”a doğru yola çıkarlar. Hiç kötülüğünü görmediği güzel insanın kaval sesiyle mest olur küçük çıngıraklı yılan.

Ama güzelim kaval yorulduğunda kuytu bir kavuğun dibinde gerçek meydana çıkacak, insanın aslında sanıldığı gibi olmadığı efsanelerdeki yerini alacaktır. Yine de yaşamak görmektir.

 

Ceylan Ergin yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2017, 11:38
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13