İnanan insan, bunca ikaza rağmen düşünüyor mu?

Caner Taslaman'ın 'Arzulardan Allah’a Ulaşmak' kitabını ateistler kadar, 'inanıyorum' diyenlerin de okumasını, inançlarını sorgulamak ya da sağlamasını yapmak adına peşin peşin tavsiye ederim. Zeynep İnan yazdı.

İnanan insan, bunca ikaza rağmen düşünüyor mu?

Caner Taslaman'ın 'Arzulardan Allah’a Ulaşmak' kitabı geçtiğimiz aylarda Etkileşim Yayınları'ndan çıkmıştı. Sorduğum her yerde tükenmiş olduğundan kitaba sahip olmam uzun bir süreç gerektirdi. Elime alıp, ilk inceleme olarak biraz sağına soluna bakarken daha ziyade ateistlere yönelik bir çalışma olduğunu düşündüm. Sonra bu tespitimin, tamamen yanlış olmasa da eksik olduğuna kanaat getirdim. Neden mi? Çünkü insan 'inanıyorum' derken, ‘neye?’, ‘niçin?’, ‘ne kadar?’, ‘nelere rağmen?’, vs. sorulara cevap veremiyorsa sanırım o inanç güzel, zarif ama her an patlayıp yok olmaya hazır bir balona benzer. Bu yüzden Caner Hoca’nın kitabını ateistler kadar, 'inanıyorum' diyenlerin de okumasını, inançlarını sorgulamak ya da sağlamasını yapmak adına peşin peşin tavsiye ederim.

Şunu belirtmek isterim ki; arzunuz ‘aklî yorumlar’ ile Allah’ın varlığı üzerinde araştırma yapmaksa doğru kitaplardan biri budur.

İnanan insan, bunca ikaza rağmen düşünüyor mu?

Caner Hoca’ya göre her arzu, onu tatmin edici varlığın delilidir. Yani karnım acıktı diyorsak, doyma arzumuz oluşur. Doyma arzumuz varsa yiyecek de mutlaka olmak zorundadır. Farklı bir ifadeyle; doyma arzusu, yiyeceğin varlığının delilidir. Hocamız kitabında, bu yaklaşım ışığında insanlara ait en temel ve doğal altı farklı arzuyu tanıtıyor. Sonrasında da bu arzuların her birinin Allah’ın varlığına nasıl delil teşkil ettiğini açıklıyor: Yaşam arzusu, korkuların giderilmesi arzusu, mutluluk arzusu, gaye arzusu, şüpheden uzak bilgi edinme arzusu, başkaları tarafından iyi davranılma arzusu.

Okurken anlıyorsunuz ki bu altı arzunun her biri insanı Allah’a ulaştırabilir. Bir şartla; düşünmeyi, sorgulamayı elden bırakmazsak. Zira muhatabı olduğumuz ayetler bunu gerektiriyor. “Düşünesiniz diye”, “Düşünmeniz için”, “Düşünmezler mi?”, “Düşünmüyorlar”, “…hakkında düşünürler”, “Olur ki düşünürler”. Peki inanan insan, bunca ikaza rağmen düşünüyor mu yoksa nakledilenlere akletmeden iman mı ediyor?

Her arzu, kendisini tatmin edici kavramın delilidir

Arzulardan Allah’a Ulaşmak’ı okurken şu zevki yaşayacaksınız. Rubik/zeka küpünü çok kısa sürede tamamlayan birini nasıl hayranlıkla izleriz herkes bilir. Ben hiç tamamlayamadım ama birinin tamamlamasını seyretmektense, tek bir yüzü dahi kendim yapmayı tercih ederim. İşte siz kitabı okurken bir yandan da kendi kişisel arzularınız aklınızda uçuşmaya başlayacak. İster istemez düşünce denemeleriniz, yoklamalarınız olacak. Belki küpünüzün sadece bir yüzünü tamamlayacaksınız. Olsun.

Bir başka metot/ekol ile Allah’a ulaşma sürecindeyseniz durum değişebilir. Yine de özgür düşünme şansınız varsa sorun yok. Kitabı zihnimizde depolanmış bilgilerle değil; Kur’an ayetleri ile ölçüp biçerek okursak arzulardan Allah’a ulaşma metodunun aklımıza nüfuz etmesine imkan sağlar ve çok hoş açılımlar yaşarız. Çünkü bu bizi Allah’ın bizden istediği düşünme fiiline yönlendirecektir. Çünkü Allah “Düşünen bir toplum için ayetleri böyle açıklarız” diyor. Bu noktada ‘şüpheden uzak bilgi edinme arzusu’ itici gücümüz olur. Çünkü teoriye göre her arzu, kendisini tatmin edici kavramın delilidir. Şüpheden arınmış imanın ne kadar arzulanan bir şey olduğunu Bakara suresi 260. ayette İbrahim Peygamberimizden biliyoruz.

Nereden geliyorum?’ ve ‘Nereye gidiyorum?’

Caner Hocanın çalışmasında bütün bunlar dışında natüralist-teist akımın, arzulardan Allah’a ulaşma metoduna yönelik karşı tezlerini de okuyacaksınız. Bilimsel çalışma başka nasıl olur ki? Ayrıca kitapta çok önemli yedi maddelik bir bölüm daha var ki buraya almakta sakınca yoktur sanırım:

Bu dinin varlık anlayışının merkezinde Allah olmalıdır.

Bu din Allah’ın her şeyi bilen, her şeyi gören, kudreti yüksek, ezeli olması gibi sıfatlarını, kısaca ‘Mükemmel varlık’ olduğunu belirtmelidir. Ancak böyle bir Allah arzularımızı karşılayabilir, arzularımız böyle bir Allah’ı talep eder.

Bu din, ahiret yaşamının varlığını haber vermelidir.

Bu din, insanların korkularının giderilmesi arzusunu karşılamalı, Allah’ın insanın dualarından ve durumlarından haberdar olduğunu bildirmelidir.

Bu din hayatın amacı ile ilgili gaye arzusunu tatmin etmelidir.

Bu din, ‘Nereden geliyorum?’ ve ‘Nereye gidiyorum?’ gibi çok temel hususlarla ilgili bilgi arzusunu karşılamalıdır.

Bu din, insanların başkalarından zarar görmeme arzusunun karşılanması için Allah’ın ahlaki buyruklarını içermelidir.

Sorgulayarak, şüphelerden kurtularak edinilmiş sağlam bir iman ve kendi ilahi yolculuğumuz için bu maddeler üzerinde dikkatle düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.

Zeynep İnan yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2018, 15:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
vicdan
vicdan - 4 yıl Önce

Kitabı okudum ama Zeynep Hanım'ın düşüncelerini okuyunca kitabı daha iyi anlamama vesile oldu. Çok güzel özetlemiş. Teşekkür ederim.

banner19

banner13