İmkânın iman karşısında boyun eğdiği gün: 18 Mart 1915

Sadık Başkaya, Mevsimler Kitap etiketiyle yayımlanan “Çanakkale Günlüğüm” romanında aziz milletimizin emsali görülmemiş kahramanlığını anlatıyor.

İmkânın iman karşısında boyun eğdiği gün: 18 Mart 1915

Sadık Başkaya’nın, Çanakkale Savaşları dönemini anlatan Çanakkale Günlüğüm kitabında; aziz milletimizin emsali görülmemiş kahramanlığını, kâh dönemin gazetelerini okuyup kâh dönemin insanlarının sûretine bürünerek an be an yaşayacaksınız.

İmkânın iman karşısında boyun eğdiği gün olan 18 Mart 1915, genel kanının aksine, güçlünün zayıfı ezmesinin her zaman geçerli olmadığını tüm dünyaya kanıtlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı’na gireli henüz birkaç ay olmuştu. Ancak Osmanlı Devleti, zaten Balkan Harbi’nden bu yana durup dinlenmeksizin savaşıyordu. Elde avuçta kalmamıştı…

İşte tam da bu hengâmenin ortasında, Çanakkale’ye büyük bir harekâtın yapılması planı ortaya atıldı. Bir yandan istihbarat çalışmaları, bir yandan da beynelmilel neşriyatın yazdıkları, boğazımızın sımsıkı sıkılarak bizi nefessiz bırakmak istediklerine işaret ediyordu.

4. Ordu’da topçu yüzbaşısı iken, bir tren dolusu askerle önce baba ocağı İstanbul’a, sonra da yeni görev yeri Çanakkale’ye gidecek olan Murad, başına geleceklerden habersiz, 1915 Ocak’ının çetin kışında hasta olmamaya çalışıyordu.

Öte yandan hiçbir maddiyat gözetmeksizin, Selimiye Kışlası’nda hemşirelik yapan İkbal ise hayatının dönüm noktasını yaşayamaya başlayacağından habersiz, bir ak güvercin gibi çırpınıp duruyordu.

O günün şartlarına göre, sahip oldukları üstün teknolojik imkânlarına aşırı güvenen “Müşterek Donanma” adlı İngiliz-Fransız ittifakı, üç gün sonra İstanbul’da demir atacaklarına kesin gözüyle bakıyordu.

Mondros Limanı’ndan hareket eden Müşterek Donanma, Şubat ayında ve Mart başında birkaç kez saldırı girişiminde bulunmuş olsa da, hava muhalefeti yüzünden geri dönmüştü. Nihayet 18 Mart günü kesin harekât emriyle taarruza başladılar. Fakat hesapları tutmamıştı… Daha ilk günün akşamında, kurtarabildikleri kadar gemi ve askerle geri döndüler.

Bu kitabı okurken, Çanakkale’de kazanılacak emsali görülmemiş zaferi, iki buçuk ay öncesinden başlayarak, kâh dönemin gazetelerini okuyup, kâh dönemin insanlarının suretine bürünerek an be an yaşayacaksınız.

Çanakkale’de yaşanan bu keşmekeşe şahit olurken, 1915’lerin İstanbul’unda aşkı yaşayacak; Haliç’te kayık, Üsküdar’da fayton sefası yapacaksınız. Küçücük yaşına rağmen ailesinin geçimini üstlenip, gazete satarak rızkını kazanan bir çocuğun; babasını Yemen’de, abilerini Balkanlar’da kaybetmenin acısını paylaşacaksınız.

Ve Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanlığında geçireceğiniz günlerde, bazen Boğaz’a mayın döşeme emrini veren Arapgirli Mirliva Cevat Paşa ile aynı havayı soluyacak, bazen de top başında bir kumandan oluvereceksiniz. Bazen Koca Seyit, bazen şehadet şerbetini içen bir nefer ve bazen de o nefere son damla suyunu içiren bir hemşire olacaksınız.

Yazarın, “günlükler birer şahittir” sözünden de anlaşılacağı gibi, kişilerin başından geçen ve gün gün defterlerine kaydettikleri olayları sanki siz yazıyormuşçasına hissedecek, kitaptaki kahramanların duygularını damarlarınızda yaşayacak ve onlarla birlikte gözyaşı dökeceksiniz.

Nihan Su

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2020, 13:46
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26