İlk Kitap İlk Çocuk Gibi Mi?

'İkindi Yağmuru Dergisi'nde son birkaç sayıdır bir şeylerin eskisi gibi gitmediğini görüyoruz. Acaba İkindi Yağmuru nereye gidiyor?

İlk Kitap İlk Çocuk Gibi Mi?

İkindi Yağmuru Dergisi’nde son birkaç sayıdır bir şeylerin eskisi gibi gitmediğini görüyoruz. Dergi her sayısında bünyesine yeni ve güçlü kalemleri katarak ivme kazanıyor. Görsel yönüyle de bir takım değişiklikler ve yenilikler yapıldığı gözden kaçmayan İkindi Yağmuru’nun önümüzdeki sayılarda nereye doğru gideceği ise merak konusu…

Derginin son sayısı çıkalı  iki haftayı buldu. Üç aylık periyotlarla yayınlanan derginin satış rakamlarıyla da ilgili dişe dokunur haberler almaktayız açıkcası. Altmış dört sayfalık dergide yer alan ürünler derginin sayfa sayısını  kotarmak için ürün yayınlamadığını ortaya koyar nitelikte.

Dergi İbrahim Tenekeci’nin “Önce Özetler” şiiriyle açılışı yapıyor. İbrahim Tenekeci şiiriyle açılan bir dergide iyi şiirlerin olacağını kestirebiliyorsunuz zaten.

İlk şiir kitabı Makyaj Hatası ile bir süredir bir çok edebiyat dergisinde kendinden söz ettiren Yavuz Altınışık İkindi Yağmuru’nda da bir söyleşiyle huzurlarımıza çıkıyor. Söyleşiyi yapan isim dunyabizim takipçilerinin yakından tanıdığı bir isim olan Yakup Öztürk.

Söyleşi genel olarak bir sohbet havasını  barındırmakla birlikte genç sayılabilecek bir yaşta ilk şiir kitabı çıkmış bir şairin psikolojisini iyi bir şekilde yansıtması  bakımından önemli. İlk kitabınızı elinize aldığınızda ne hissettiniz diye soran Öztürk’e Altınışık oldukça açık, kasıntısız cevap veriyor. İlk kitap ilk çocuk gibi bir şeydir, diyor. Beklentiniz çok olabiliyor ama işin asıl rengi daha sonra ortaya çıkıyor. Bazen sükut-u hayal bazen tahmin ettiğinizin ötesinde bir karşılık bulabiliyorsunuz.

İkindi YağmuruMirası  Şiir!

Edebiyatla şiirle ilgisini dedesiyle olan günlerine götüren Altınışık dedesinin muhkem sesiyle okuduğu Mehmet Akif şiirlerinin onun şiir evreninde önemli bir yeri olduğunu söylüyor. Anlatılması gereken şeylerin nesrin ifade sınırlarını  zorlaması ve Altınışık’ın bunun karşısında duyduğu hayret onun şiirle kurduğu ünsiyetin bir diğer uzantısı. Ama şiirle kurulan ünsiyet edebiyat ortamlarıyla iç içe olduğu anlamına gelmemeli Altınışık açısından.

Çünkü?

Edebiyat ortamı dediğimiz şey dedikoduya dayalı bir mekanizma ona göre. Kimin ne türden iyi işler yaptığının değil kimin hangi konuda falso yaptığının ortamı, edebiyat ortamı. Birbirinin etini çimdikleyenlerin ortamı… Bu sebeplerle de Yavuz Altınışık çok karmaşık ve silik bir tablo olarak gördüğü bu ortamın dışında olduğunu söylüyor.

Halkçı da Değil!

Yakup Öztürk’ün kozunu halktan yana mı oynuyorsunuz sorusuna da halktan değil haklıdan yana koyuyorum diyen Altınışık, halkında iktidara dönüşebileceğini söylüyor. Halbuki Altınışık’ın devletle olan mesafesi demek iktidarla olan mesafesi demektir. Eğer halk iktidar ise onunda devletten farkı yoktur. Çünkü Altınışık’ın iktidarla arası  açıktır her zaman…

Yakup Öztürk’ün Yavuz Altınışık’la yaptığı söyleşi derginin tek söyleşisi olma özelliğini de taşımakla beraber hayatına şiirle ilgili düşünme payı  bırakanların okuması gereken bir söyleşi…

 

Besim Bal İyi Edebiyatlar Diledi!

Yayın Tarihi: 07 Kasım 2009 Cumartesi 08:40 Güncelleme Tarihi: 10 Kasım 2009, 06:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Babür Şah
Babür Şah - 11 yıl Önce

"Eskisi gibi gitmediği" ve "nereye doğru gideceği ise merak konusu" derken dergide kötü bir gidişattan bahsetmek ister gibi yapıp sonra aslında tam tersini söylemeye çalışıyor olması arkadaşın anlam bütünlüğü kurmada zorlanıyor olduğunu mu gösteriyor!? Ayrıca "bünyesine kattığı yeni ve güçlü kalemler" kim!? Sanki başta bir şiir var, devamı da bir söyleşiyle tamamlanmış bir dergi. Ne söylemek istiyor, ne söylüyor, hakkaten bu arkadaş ne diyor!!!?

banner26