banner17

İlahi aşkın ardına düşmüş bir roman: Sen Gittin Ben Bittim

Oğulcan ile Beyza’nın aşkını anlatan “Sen Gittin Ben Bittim” romanını Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.

İlahi aşkın ardına düşmüş bir roman: Sen Gittin Ben Bittim

Roman yazmak uzun uğraş gerektirir. Diline, kurgusuna, kahraman seçimine kadar her birimi titizlikle seçilmeli ve gerekli itina gösterilerek yazılmalıdır. Yazımı bittikten sonra da defalarca okunmalı ve okutulmalıdır. Sen Gittin Ben Bittim romanı Nusret Şan tarafından kaleme alınmış bir aşk romanı. Dili tatlı, üslubu akıcı, olaylar hareketli ve ilgi çekici.

Özet

Romanın özetlenebilir olması önemli bir ölçüt. Özetlenemeyen romanlar da var ama o tür romanları bunalımlarını arttırmak isteyen okurlar tercih ediyor. Nusret Şan’ın Etkileşim Yayınlarından çıkan kitabı özetlenebilen olaylardan oluşuyor. Sen Gittin Ben Bittim romanın özeti şöyle:

Romanın başkahramanı Oğulcan. İstanbul üniversitesinde Edebiyat Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenci olan Oğulcan, Maraş’tan okumak üzere İstanbul’a gitmiş ve Fındıkzade’de bir öğrenci yurdunda kalmaktadır. Konyalı Beyza ile aşk yaşamaya başlar ama sınıf arkadaşları Emel de Oğulcan’a âşıktır. Fakat Oğulcan Emel’in tekliflerini reddeder, Beyza’dan başkasına bakmaz. Reddedilmeyi gururuna yediremeyen Emel bir tuzak kurar ve sonunda Beyza’yı Oğulcan’dan uzaklaştırmayı başarır ama Oğulcan’ı kendine çekemez. Son sınıfa geçtikleri yaz tatilinde Urfa’da inşaat işinde çalışarak harçlık biriktirmeye çalışan Oğulcan babasının rahatsızlandığını duyunca işi bırakıp Maraş’taki evine gelir. Oğulcan’ın babası vefat eder. Hem babasının ayrılığı hem sevgilisinin bir düzenle kendisinden uzaklaştırılması Oğulcan’ın dünyasını alt üst etmiştir. Okullar başlayınca İstanbul’a döner ama yüzü gülmemektedir. Yurt arkadaşı Recep onu teselli eder. Recep Nakşî tarikatına bağlıdır ve Oğulcan’ın da tarikata derviş olarak bağlanmasına vesile olmuştur. Emel kurduğu tuzağın işe yaramadığını üstelik iki sevgilinin de birbirinden ayrıldığını görerek vicdan azabı çekmeye başlar. En yakın arkadaşlarından olan Beyza’ya durumu nasıl anlatacağını bilemez. Durumu tasavvuf terbiyesinden geçmiş, davranışları ve düşünceleri kemale ermiş olan Recep’e anlatır. Olayların içyüzünü bilen Recep hiç beklemeden doğruları söylemesi gerektiğini belirtir. Emel her şeyin doğrusunu anlatır ve Beyza ile Oğulcan yeniden eski günlerine kavuşurlar. Okullar biter ve biri Antep’e biri de Hatay’a öğretmen olarak tayin olurlar.  Meslekte birinci yıllarının yaz tatilinde evlenirler ve düğün sırasında Oğulcan’ı düğün salonunun kapısında Recep beklemektedir. En sadık arkadaşı en mutlu gününde Oğulcan’ı yalnız bırakmamıştır.

Hâkim bakış açısıyla otobiyografik roman

Roman, çeşitli bakış açılarıyla yazılabilir. Nusret Şan romanını hâkim bakış açısıyla kaleme almış.  Yazar, kendi hayatından hareketle kurmuş vakayı. Kendisiyle yaptığımız sohbetler sırasında öğrendiğim bu bilgiyi romanın vaka akışında epizotları arasında gördüm. Zorlu geçen öğrencilik yılları, edebiyat öğretmenliği, yarışmalarda dereceler alması, şiirle içli dışlı bir hayat yaşaması, dillere destan bir evlilik yapması ve roman kahramanının en sadık dostu Recep’in hala yazarla dostluğunu sürdürmesi… Otobiyografik roman yazmak her zaman bir riski barındırır. Nusret Şan bu riski aza indirmiş ve kurgusal bir karakter üzerinden anlatmış kendi hayatını. “Ben” bakış açısını kullansaydı roman bu kadar başarılı olmazdı. Dünya ve Türk edebiyatında otobiyografik romanlarda kurgusal bir karakter olmuştur. Yazarı temsil eden karakter her romanda bulunur ama otobiyografik romanlarda bu daha belirgindir. Nusret Şan’ın romanında yazarı temsil eden karakter Oğulcan’dır.

Romanın şehirleri

Oğulcan, Beyza, Recep ve Emel karakterlerinin ön plana çıktığı bu eserde olaylar daha çok İstanbul’da geçer. İstanbul’un daha çok Beyazıt ve Gülhane Parkı çevresini görürüz. Kahraman şehri tanımaya çalışırken her hafta bir mekâna gider. Ama yazar İstanbul’un tarihi mekânlarının tamamını kahramanına gezdiremez. Kahramanlar Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri ile hocalarıdır. Arada Oğulcan’ın ailesi girer romana. Beyza’nın sadece memleketi Konya’yı öğreniriz. Onun ailesiyle ilgili bilgi verilmemiştir. Konya hakkında da bir açıklama bulamayız. Romanın tamamında yazar Beyza ile ilgili bölümleri flu geçer. Aşkın beşeri aşktan öte manevi bir aşka dönüşmesini amaçlar. Bu sebeple Beyza’nın fiziki tasvirini bulamayız. Oğulcan’ın saçları, boyu, yakışıklı oluşu, konuşma biçimi gibi bazı özelliklerini öğreniriz. Arkadaşı Recep hakkında da ayrıntılı tasvir verilmez. Burada yazar anlatmak istediğine odaklanmıştır. İstanbul’dan sonra öne çıkan ikinci şehir Maraş’tır. Başkahramanın şehridir. Onun özlemleri, hayalleri, sevgileri, kardeşleri, doğup büyüdüğü mahallesi ve çocukluk arkadaşları vardır. Ayrıca şairler şehri olarak Maraş ismi özellikle vurgulanır. Üçüncü olarak Adıyaman Menzil girer olay akışına. Oğulcan’ın arkadaşı Recep’in telkinleri ile Nakşî zikrine dâhil olması ve bir kafile ile Adıyaman’a gitmeleri, Menzil şeyhine intisap etmesi anlatılır. Burada şehir tasviri bulamayız, sadece Menzil çaycılarından kahramanlarımız çay içerler. Dördüncü şehir ise Urfa’dır. Başkahraman Urfa’ya inşaat işinde çalışmaya gider. Balıklı göl, kale, İbrahim Peygamberin (as) aldığı mağara gibi merkezde birkaç mekânın tasvirini görürüz. Kayseri, Antep, Hatay şehirleri sadece isim olarak romanda yer bulur.

Romanda şahıs kadrosu ve zaman

Romanda dar bir şahıs kadrosu bulunmaktadır. Bu durum teknik olarak bir kusur sayılsa bile romanın okur tarafından daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır. Oğulcan, Beyza, Emel, Recep, Oğulcan’ın annesi, babası, ağabeyi, çocukluk arkadaşları, mahalle arkadaşları, okul arkadaşları genel ifadelerle geçer. Fiziki tasvir sadece Oğulcan’ın tanıtımında bulunmaktadır. Beyza’nın hiç tasviri yokken Emel’in az da olsa birkaç kelime ile tasviri yapılmıştır. Şehrin tasviri ile başlayan roman Recep’in düğün salonunun girişinde ayakta beklemesi ile biter. Zaman konusu tarih olarak belli değildir ama yazarın üniversite okuduğu yıllar ele alınmıştır. Günümüzden birkaç unsur o zamana eklenmiştir. Kahramanlar cep telefonu ile haberleşiyorlar. Yazarın üniversite okuduğu yıllarda cep telefonları sadece işadamlarında bulunuyordu. Yazar, romana renk katmak, olay akışını hızlandırmak maksadı ile bu tür unsurları romana giydirmiş olmalı.

Menzil yolculuğu ve Nakşî bağı

Recep olgun bir insandır. Öğrenci olmasına rağmen bir bilge tavrı içindedir. Menzil şeyhine bağlıdır ve tasavvuf bilgisi yaşantısına yansımış biridir. Tasavvufu sade bir dille anlatır ve Oğulcan’ı intisap etmeye ikna eder. Sadece intisapla kalmaz onu Menzil’e, şeyhin huzuruna kadar götürür. Şeyh efendiden beraber tövbe alırlar ve o huzurla dönerler. Oğulcan’ın, Beyza’nın uzaklaştığı bir dönemde Menzil yolculuğu romanın gerilimli anlarını oluşturur. Oğulcan sıkıntılarını yeni bir vaka ile unutmaya çalışır ve yaşadığı olayların bir imtihan olduğunu anlar.

Romanın iddiası

Sen Gittin Ben Bittim romanı tezli bir romandır. Okura tasavvuf yolunu öneriyor. Bu yolun insanı huzura götürdüğünü iddia ediyor. İnsanın bunalımlardan, sıkıntılardan, zorluklardan tasavvuf yoluyla kurtulabileceğini iddia ediyor. Peyami safa, Yakup Kadri, Tarık Buğra, Halide Edip Adıvar tezli roman yazmışlardır. Okuru bir iddia ile baş başa bırakmışlar, bir önermeyi kabul ettirmeye çalışmışlardır. Nusret Şan da bu romanında okuyucusuna tasavvuf yolunu önermiş ve vaka içinde anlattığı olaylar dizisi ile tasavvuf yolunun insanı huzura kavuşturduğu tezini ortaya koymuştur.  

Roman içinde roman

Sen Gittin Ben Bittim romanında roman içinde roman anlatılmaktadır. Oğulcan bir roman yazmaktadır. Yazdığı roman kendi hayatıdır ve yazarın bize anlattığı olayları Oğulcan’ın romanında görmekteyiz. Postmodern unsur deniyor roman içinde roman yazmaya ama bu tarz bizim kadim metinlerimizde de karşımıza çıkmaktadır. Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerinde bile gördüğümüz bir durumdur. Postmodernciler yepyeni bir konuymuş gibi gündeme getirseler bile biz bu konuyu çok eski eserlerimizde görmekteyiz.

İnsanoğlu bu dünyada bir beklentinin çocukları olarak hayatlarını sürdürür”, “Mecnun’un parmağı kesilmiş, Leyla’nın parmağı kanamış”, “Ben senin hikâyenin yanlış kahramanıyım” gibi özlü cümlelerle roman boyunca karşılaşmak mümkündür. Yazarın şiirsel anlatımını böyle ifadelerle süslemesi romanın ayrıcalıklı bir özelliğini oluşturmaktadır. Hikâye, deneme ve mektup türünden bildiğimiz Nusret Şan romanda kalıcı olur mu bilinmez ama bir tarz sahibi olduğunu söyleyebiliriz.

Nusret Şan’ın hayat öyküsü

1964’te Maraş’ta doğan yazarın çocukluğunun ilk beş yılı Karasu Irmağının kıyısında, ormanlıklar içindeki dede evinde geçti. Çınarpınar'ın Karbasan köyündeki evinde dedesinin Maraş’ın Kurtuluşuna ve köy yaşantısına ait anlattıkları, yazarın unutamadığı hatıralar, arasında yer aldı. Özellikle babası Vakkas Şan’ın örnek kişiliğinden çok etkilenen yazar, hayatını onun nimetlerinden faydalanarak sürdürdü.  İlköğretimini Muallim Hayrullah Efendi İlkokulunda, Orta ve lise öğrenimini de Maraş İmam-Hatip Lisesinde tamamladıktan sonra yüksek tahsiline, 1982 yılında kazandığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde devam etti. Şiir ülkesi İstanbul, yazarın hayatında esas rol oynayan şehir oldu. 1986 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra öğretmenlik mesleğine koyuldu. “En Sevgiliye Mektup” yarışmalarında üç kez Türkiye birinciliği bulunan yazarın, deneme ve makale yarışmalarında da Türkiye dereceleri bulunmaktadır. Bahaettin Karakoç ile on altı yıl dolunay şiir şölenlerini tertipledi. Karakoç’un manevi evlatlarından sayıldı.

Yayınlanan eserleri şöyle: Sevgisi İbadet Olan Sevgiliye Mektuplar (Mektup), Gözlerin Aşk Mavisi (Mensur Şiir), Umutlarının Tükendiği Yerde Bekle Beni Geleceğim (Mensur Şiir), Sevdam Gül Dalında Goncaya Durdu (Mektup), Üşüyorum Dualarını Üzerime Ört Anne (Hikaye), Sevdamın Kıblesini Kaybettim (Roman), Tutsam Ellerinden İkiye Bölünse Sıcaklığım (Şiirler), Yüreğimin Kalemime Fısıldadıkları  (Deneme), Bekle Beni Geleceğim (Deneme), Sen Gittin Ben Bittim (Roman).

Recep Şükrü Güngör 

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2018, 16:28
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20