banner16

İki yıldızı birden tutmuş Şaban Abak

Yıldız Tutulması, Şaban Abak muhabbetinin kavileştirdiği bir eser olarak Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil bağlamında uzun soluklu inceleme ve denemelerin yer aldığı müstesna bir çalışma..

İki yıldızı birden tutmuş Şaban Abak

 

Şaban Abak isminin dayattığı bir zorunluluk mudur bilemiyorum, onun kaleminden çıkan eserleri okumanın hazzına vardıktan sonra, tercihimin doğruluğunu bir kez daha ispat etmiş olmanın verdiği mutlulukla çevreme sarahatle tavsiye ediyorum. Şaban Abak, edebiyatımızın az üreten ve fakat niteliği ile düşüncesini harmanlayan, adeta ‘varlığı kendinden menkul’ konular arasında seyrü sefer ettirir okuyucuya. Rahat ve oturmuş bir dinginlikle anlatır da anlatır. Bu anlatışın çoğu zaman öyle tahmin ediyorum ki onun bungun tabiatıyla yakından ilgili bir tarafı olsa gerek. Zira hem edebiyat kaygısı hem de o rahatlığın verdiği huzur, güven ve endişesizlik arasında bekleyen sabır, kimi zaman şiir, çoğunda da deneme ve söyleşi tadında lütuflar bırakır ortaya.

Eserleri arasında bir ayrım yapmak çok zor. Karpuz Kestim Yiyen Yok, ilk çocukluk çağımızdan beridir kulağımıza küpe olmuş o canım Anadolu türkülerinin hepsi birer inci gerdanlık haliyle hikâyelerini anlatır tatlı tatlı. Oysa yazarın iddia ettiği gibi değildir; kesilen karpuz hemencecik kapışılmıştır da o mütevazılık göstermektedir. Bağdat’tan Dönen Şiirler, Abak’ın şair kumaşının iyiden iyiye ortaya çıktığı, orijinal buluşlar ve imgelerle yüklü, rahat söyleyişiyle unutulmaz kitaplar arasındadır. Yıllar sonra gelen Kayıp Atlar Haritası’ndaki bölünmüş bir coğrafyadan seslenen şiirleriyle Abak, ustaların nefeslerini soluk soluğa taşır. Bu durum onun şiirine halel getirmez. Bilakis bir Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil âşığı olarak Abak, onlardan aldığı manevi iklimin soluğu ile şiirini uzun mesafeler boyu nasıl taşıması gerektiğini öğrenmiştir. Hüseyin Atlansoy’la ortak emek ürünü Güldeste. Birbirinden güzel, çağa bakışıyla anlamlı, birbirinden usta şairlerin binbir emekle ayıklanan şiirlerinden bir buket.

Yıldız Tutulması, az önce sözünü ettiğim Şaban Abak muhabbetinin kavileştirdiği bir eser olarak Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil bağlamında uzun soluklu inceleme ve denemelerin yer aldığı Vadi Yayınları’ndan çıkan müstesna bir çalışma. Çeşitli dergi ve gazetelerde, çeşitli zamanlarda yayımlanmış ve fakat unutulmaya yüz tutmuş bu yazılarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil adeseye tâbi tutulmuş olsa bile aslında yazarın söz konusu iki yazar bağlamında sorguladığı, sarstığı, silkelediği bütünüyle medeniyetimiz, daha doğrusu medeniyet algımızdır.

Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil üzerine yazılar

Özellikle Sezai Karakoç’un bir proje mimarı olarak ‘Diriliş’ neslini bir örneklik olması bakımından medeniyet burcuna doğru sürmesi oldukça anlamlıdır. ‘Diriliş’ bir dönem mecmuası olmaktan öte, ucu geniş coğrafyaların çağrışımlarına açık bir ivme kazanarak bütün bütün bir ümmet şuurunu yerleştirecek hayat nefhası olmuştur. Özellikle altmışlı yılların katı pozitivist ve pragmatist yaklaşımlarına mukabil Diriliş, İslâm’ın kardeşlik bilinci ve ümmet şuuru etrafında tefrika edilen yazıları, araştırmaları, incelemeleriyle bir vesika hükmü taşımaktadır. Sezai Karakoç’un bütün bunların ötesinde zengin bir figür olarak Abak’ın dünyasındaki yerini sorgulamak gibi bir pozisyonumuz yok elbette. Zira Abak üstada olan vefa borcunu değil bu kitap, belki onlarca kitapla dahi ödeyebileceğini düşünmemektedir. Kitapta yer alan, ‘Sezai Karakoç’ta Devlet Fikri ve Yüce Devlet İdeali’, ‘Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı: Millet, Ülke, Devlet, Medeniyet’ başlıklı yazılar, geniş ve bütün delilleriyle bir varlığın medeniyet bağlamında teşkil ettiği esasa dair yeri bağlamında göz dolduruyor.

Üstadın Ruhun Dirilişi’yle başlayan, Varolma Savaşı’yla devam eden ve İnsanlığın Dirilişi, İslâm’ın Dirilişi, Diriliş Muştusu, Diriliş Neslinin Amentüsü ve Dirilişin Çevresinde boyunca sürdürdüğü anıt düşünceler, bir vizyon ve misyon sahibi olarak gördüğü Diriliş gençliğinin el kitapları olarak bu safhada önem arz ediyor. Abak’ın kitap boyunca çağdaş Türk düşüncesinin ve şiirinin yaşayan en büyük ustalarından olan Sezai Karakoç’a hasrettiği yazılarda, üstadın İslâm ekseninde, ümmet şuuru ve bilinci noktasında vazifesini bihakkın ifa eylediğine ve bu vazife dolayımında inanç, Allah, aşk, bağlanma, ümmet gibi kavramların üstadın bakış açısıyla yeni bir paradigma, yapı taşı olarak entelektüel bir bağımsızlıkla bayrakları en yukarılara doğru kaldırdığını imliyor.

Nuri Pakdil’e dair yazılarında Abak, geniş bir tarihî-sosyolojik bir geçmişi barındıran ülkemizin geçirmiş olduğu ‘Büyük Paylaşım Savaşları’nın sonucunda, İslâm medeniyetinin sarsıldığını, böylelikle gücünü ve geçmişini sorgulamaksızın yetişen nesiller vasıtasıyla İslâm’ın artık Toynbee’nin ifadesiyle ‘durdurulduğu’ vakıa olarak karşımıza çıkmaktadır. Pakdil’in yetiştiği çağ ve şartlar bakımından bir İslâm gerileyişi olarak nitelendirilebilecek uygulamaların, inkılapların varlığına şahit olmak mümkün. Bu ortam içerisinde, bütünüyle varlığını İslâm’a bağlayan hatta bu amaçla evlilikten dahi feragat eyleyerek bütünüyle mücadeleye hasredilmiş hayatla bir önder olarak Pakdil, yüzyılın tanığıdır. Bu noktada Pakdil’in düşünce dünyasının aynı zamanda inanç dünyasına açılan kapı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Abak, “Pakdil, emperyalizmin İslâm coğrafyasını parçaladıktan sonra bu parçalı tablonun sürmesi için de tedbirler aldığının fark edilmesi için mücadele eder. Fiilen bitmiş olsa da zihinlerde ve ruhlarda Batı’nın işgal ve istilasının sürmesi için yürütülen bu düşmanca faaliyetlere karşı -ki onları kısaca ‘çağdaş putperestlik’ olarak tanımlayabiliriz- adeta ‘gerilla savaşı’ verircesine bir yüksek ruh ve zihin disiplini içinde yazmayı = yaşamayı öğretir bizlere.” diyerek onun varlığını hasrettiği yüce değerlerin neler olduğu konusunda zihinleri aydınlatma çabasına girişir.

Kitap hemen yarı yarıya bölünerek eşit pay edilmiş ve bu payın sahipleri olarak okura, ‘Efsane Gibi Gerçek: Nuri Pakdil’, ‘Derviş Nuri Pakdil’, ‘Kahraman Aydınlar Nesli ve Nuri Pakdil’ başlıkları düşmüş.

Abak’ın aynı zamanda çeşitli tarihlerde ve sempozyumlarda tebliğ olarak sunduğu bu yazılar, iki değerli düşünür, şair ve yazarı yakından, ilk adım olarak tanımak isteyenler açısından bir kolaylık sağlayabilir. Ayrıca Abak’ın yukarıda sözünü ettiğimiz ancak bu kitaplarında yer almayan altı yeni şiirine de metinlerin arasına serpiştirerek yer verdiğini görüyoruz kitapta. Dikkatle okunası, altı çizilesi ve tavsiye edilesi bir çalışma Yıldız Tutulması

 

Arif Akçalı yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2016, 12:21
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6