İki karanın sultanı, iki denizin hakanı, Kayser-i Rum: Fatih Sultan Mehemmed Han

İstanbul’un fethinden sonra kendisini “Sultânü'l-Berreyn” ve “Hâkânü-l Bahreyn” ünvanı ile anan Sultan Fatih, resmi yazışmalarda kendisini “Kayser-i Rum” olarak da tanıtmıştır. Muhammet Öztürk yazdı.

İki karanın sultanı, iki denizin hakanı, Kayser-i Rum: Fatih Sultan Mehemmed Han

                       

Fatih Sultan Mehemmed hakkında Halil İnalcık'ın yıllarını vermiş olduğu araştırmaların kitap hâline getirilmiş hâli olan; İki karanın sultanı, iki denizin hakanı, kayser-i Rum: Fatih Sultan Mehemmed Han, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan okuyucuya ulaşmış önemli bir eserdir. Sultan Mehemmed’in hayatı ve onun saltanatı süresince geçen siyasi olayları devlet kurumlarında yapılan reformları, devletin sosyal ve ekonomik durumunu kapsamlı bir şekilde ele almıştır. Eser, Fatih devri ve Osmanlı Devleti’nin bir imparatorluğa dönüşümünü merak eden tarih okuyucuları ve o dönem hakkında detaylı bilgi edinmek isteyen araştırmacılar için bir başucu kitabı niteliğindedir. İnalcık, yaptığı bu araştırmalara 1950’lerde başlamış ve ömrünün son demlerinde bu araştırmaları bir kitap hâline getirmek istemiştir. Kaynak eser niteliğindeki bu şaheserin ilk basımı 2019 tarihinde yapılmıştır.

Hoca, eseri iki bölüme ayırmış, bölümleri de kendi içlerinde tekrar alt bölümlere ayırmıştır. İlk bölümün birinci kısmında, Osmanlı ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun Osmanlı Beyliği’nden Fatih'e kadar olan ilişkilerini ele almıştır. Türk İslâm geleneğine göre kurulan Osmanlı Devleti’nin kurucu sultanlarından, gazi-devlet anlayışından, yapılan ilk fetihlerden, Timur ve Yıldırım Bayezid arasında geçen Ankara Savaşı’ndan ve bu savaşı izleyen süreçte gerçekleşen fetret devrinden bahsetmiştir. Devletin ikinci kurucusu niteliğindeki Çelebi Mehmet’ten de bahsederek Fatih öncesinin kısa bir siyasi tarihini yazmıştır.

Anlatımına 2. Murad’ın 12 yaşındaki küçük şehzadesi Mehemmed için tahttan feragat edişiyle devam etmiştir. Ama tabi çocuk yaşta tahta geçen Sultan Mehemmed, kapıya gelen Varna Muharebesi hazırlığı için ordunun komutanlığını Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’ya vermiş akabinde kendisinin Sultan’a karşı yürüttüğü politikaları fark ederek tahtı, yeniden babasına devretmiştir. Kitabına “Fatih ve Fetih” başlığı altında devam etmiş ve İstanbul fatihi iki karanın sultanı, iki denizin hakanı ve Kayser-i Rum Mehemmed Han'ın fetihlerinden bahsetmiştir. Osmanlı Devleti için hayati öneme sahip olan İstanbul’un fethini anlatırken fethi zamanın kaynaklarının gözünden anlatmış, tabiri caizse bir kaynak eleştirisi de yapmıştır. Kitabının ilerleyen kısımlarında da kaynaklar hakkında detaylı bir inceleme yapmıştır.

İstanbul’un fethinden sonra kendisini “Sultânü'l-Berreyn” ve “Hâkânü-l Bahreyn” ünvanı ile anan Sultan Fatih, resmi yazışmalarda kendisini “Kayser-i Rum” olarak da tanıtmıştır. Hoca, bunu “Fatih’in imparatorluğa bakış açısının nasıl olduğunu açıkça ortaya koymaktadır,” diyerek açıklamıştır. Ona göre Fatih, iki karanın yani Anadolu ve Balkanlar'ın sultanı, iki deniz yani Akdeniz ve Karadeniz’in hakanı ve ayrıca Roma imparatorlarının taht-iline sahip bir hükümdarı sıfatıyla kendini Roma imparatoru saymaktadır.

Az önce bahsettiğimiz gibi ilk bölümün ikinci kısmında Fatih devrinin Osmanlı kaynakları, özellikle kanunnameler üzerine geniş bir yer ayırmaktadır. Bu kısımda, Osmanlı bürokratik sisteminin temeli olan belgeler, tahrir defterleri, kadı sicilleri, kanunnameler ve vakfiyeleri ele almıştır. Kanunnameleri yeri geldiğinde olduğu gibi orijinal hâli ile veren hoca, bu metinlerin önemine de dikkat çekmiştir. Yabancı çağdaş kaynaklardan da bahsetmiş ve ardından neredeyse her yıl sefer yapan Osmanlı ordusunun maliyetlerini nasıl karşıladığını anlatmıştır.  “Altın mı gümüş mü?” sorusuna da değinen İnalcık, Fatih’in para konusunda aldığı çeşitli önlemleri; mesela her beş yılda bir, yeni gümüş akçe çıkararak eski gümüş akçenin gümüş fiyatı üzerinden yeni akçe dağıtma işlemini başlattığına değinmiştir.

Eserinin ikinci bölümü yani araştırmalar ve incelemeler bölümünde Fatih Sultan Mehemmed ve saltanat devri hakkında yapılan çalışmalardan bahsetmiş ve bunlara dair örnekler vermiştir. Avrupalı tarihçiler arasında yanlış bilinen konulara da değinmiş, Avrupa ve Dünya'ya Fatih'i ve imparatorluğunu tanıtmaya çalışmıştır.

1916’da İstanbul’da dünyaya gelen bu büyük bilim insanı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin ilk öğrencilerinden olmuştur. Aynı üniversitede 1952 yılında Yakınçağ bölümünde yaptığı doktorası ile “profesörlük” ünvanı almıştır. Emekli olduktan sonra Amerika Chicago Üniversitesi'nde Osmanlı dersleri vermiştir. Bilkent üniversitesinde tarih bölümü kurmak için davet almıştır. Kendisine yurt içinde ve dışında 20 fahri doktorası tevcih edilmiştir. 2016 yılında hayata gözlerini yummuştur. Ömrü boyunca Osmanlı tarihi için çok çalışan bu büyük insan, ardında Osmanlı tarihi için kaynak eserler bırakmış “Tarihçilerin Kutbu” lakabını hak etmiştir.

Muhammet ÖZTÜRK

Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2020, 10:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26