İki farklı 'yarım' nasıl güzel bir 'tam' eder?

M. Ertuğrul Düzdağ'ın 'Müslüman Aile' adlı eserini, yuva kurma niyetinde olan ve bu şerefe bahtiyar olmuş kişiler okumalı, hatta başucu yapmalı.. Eslem Nilay Bozdemir yazdı..

İki farklı 'yarım' nasıl güzel bir 'tam' eder?

M. Ertuğrul Düzdağ'ın, ümmetin yeniden uyanışı ile zamanın kötü tesirleri arasında kalan İslam ailesi üzerine tespit, teklif, düşünce ve temennilerini dile getirdiği ''Müslüman Aile'' adlı eserini, yuva kurma niyetinde olan ve bu şerefe bahtiyar olmuş kişiler okumalı, hatta başucu yapmalı.

Kitap, ismi ile de anlaşıldığı gibi ailenin Müslümana yakışan şeklini net bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir topluluğun en kıymetli parçası olan aile düzelirse, dünyanın düzeleceğine inanıyorsunuz kitap sayfaları arasında. Öyle değil midir? Öğretmenler bilir. Küçük bir sınıfta bile, sorun çıkartan öğrencilerin asıl sorunlarının ailelerinden kaynaklandığı görülür hemen. Hatta bazen öyle olur ki, veli toplantılarında anne-babaların hal ve tavırlarından çocuklarının kim olduğunu anlarsınız. İlk ailede yetişir çocuklar. Sonra da yine ailelerin oluşturduğu çevrede. Halk arasında ''iyi aile çocuğu'' diye bir tabir vardır. Çünkü inanılır ki, aile sağlam olursa çocuklar da ailenin yolundan gidecektir.

M. Ertuğrul Düzdağ ne güzel anlatmış hanım ve bey fıtratını

Günümüzde harap olmuş ve harap olması istenen milletin en değerli varlığı olan “aile”nin nasıl kurulması gerektiği ile başlıyor yazar bu derin konuyu anlatmaya. Evet, Efendimiz (s.a.v.)'in eş seçerken ''siz dindar olanı seçin'' hadis-i şerifini biliriz hepimiz. İşte bu hadis-i şerifin açıklaması, kiminle ve nasıl evlenmeli sorularına da yanıt veriyor kitapta. En çok hoşuma giden satırlardan biri de, kadın ve erkeği tanımladığı kısım oldu: ''Erkek bir eş, bir aile ve birkaç çocuğun mes'uliyetini sırtlanarak vazifesini olgunlukla yerine getirmiş ve insan olmanın hakkını vermiş fedakar bir babayiğit. Kadın ise, şefkat ve tevazuun sırrına ermiş, ailesi için dünyada en müşfik ve sakin bir liman olmuş, nefsinin saptırıcı dürtülerini, aşırılıklarını, erkeğine itaat ve yavrularını koruyup büyütmek vasıfları ile değiştirmiş, toplumun gözlerden saklı gerçek hakimi...''

M. Ertuğrul Düzdağ ne güzel anlatmış hanım ve bey fıtratını... Ancak günümüzde bu tabiri kabul etmeyecek ve bu ifadelerden uzaklığını yaşantısıyla gösteren ne çok insan var. Tevazu duygusuna sahip kadınlara ezilmiş gözüyle bakılıyor ne yazık ki... Bu tavra binaen hanımlar da daha sert, daha dik ruh haline bürünüyorlar. Bu sefer bu da aynı ev içinde iki başlılığa sebep oluyor.

Yazarın üzerinde durduğu bir diğer konu da, günümüzde evlilik müessesesi ile alay etmeler, nikahsız yaşamayı gazetelerin birinci sayfalarından ödüllendirmeler, tek başına yaşayan ve dejenere olmuş kadın ve erkek tipleri bütün halka örnek insanlar gibi göstermeler, kadını erkeğe düşman ederek, sağlam bir ailenin kurulması için şart olan eşler arasındaki itimat, itaat, sevgi ve şefkat hislerini yok edici şekilde, ''kadın hürriyeti'' yalanı arkasında, kadınların zihinlerini bulandırıp, kesinlikle bedbaht olacakları yollara onları sevk etmeye çalışmalar ve daha binlerce yanlış, düşmanca hareket ile milletimizin temeline resmen bomba koyuluyor olması. Bunların hiçbiri de tesadüf değil. Bizim için kurulan tuzaklar bu kadar netken, bu tuzaklara o kadar düştük ki durumumuzun vehametini fark edemiyoruz bile. Ertuğrul Düzdağ'dan Allah razı olsun ki, bu tuzaklardan kurtuluş yollarını gösteren bir eser sunmuş bize. Rabbim Müslüman aile bilincimizi diri tutsun. Bu kuyulara düşmekten hepimizi korusun.

İki farklı 'yarım' güzel bir 'tam' etsin

Rabbimiz ayet-i kerimede ''Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır'' (Rum/21) buyuruyor. Bizleri bizden iyi bilen ve düşünen Rabbimiz, kadın mı üstün erkek mi kavgasına girmekten öte, bizi birbirimizle tamamlıyor. Kitabın ''Erkek Üstün Ama Nasıl?'' bölümünde erkeğin vazifelerini teker teker okuyucuya öyle aktarmış ki, okuyanlar ''Nasıl, üstün olmak kolay mıymış?'' demekten kendini alamıyor. Eğer erkek akıllıca hareket edip, sabredip kızmayarak, aile efradının yanlış hareketlerine anlayış ve nasihatle karşılık vererek, dert ve sıkıntılarının çelmesine takılıp düşmeden, telaş ve korkuya kapılmadan, işinde ve hakka hizmette sebatlı ise yaratılışına uygun davranmış olur. Hanım ise kendisine lutfedilen merhamet, naiflik, incelik, zerafet, nezaket özelliklerini korumalı ki, iki farklı 'yarım' güzel bir 'tam' etsin. Bunun beraberinde de bu birliktelik sükun getirsin. Ancak özellikle bedenen daha güçlü oluşuyla erkek, kadınları küçümsedikçe, günümüzde kadınlar kendilerini eksik hissedip bu yönde çabalara giriyorlar. Bu sefer de üstünlük yarışı başlıyor maalesef ve eşler birbirine ters düşüyor.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Maarifetname adlı eserinden alıntılar da var kitapta. Günümüzde gösterişin zirve olduğu, haram sınırına dikkat edilmediği, göz doldurmak için yapılan, günlerce süren budalalıktan başka bir şey olmayan düğün merasimlerinden uzak olmamız gerektiği, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) nasıl bir merasim istediği de yine maddeler halinde anlatılmış. Bugün çalgı ile başlayan, israfa kaçan çok çeşitli ve fakirlerin çağrılmadığı yemekler ile devam edip, Efendimizin (sallalahu aleyhi ve sellem) sünnet-i seniyyesinden uzaklaşan merasimler türedi. Bir tarafta Rasulullah Efendimize (sallalahu aleyhi ve sellem) göre bir işe başlamanın bereketi, diğer tarafta ise haramla başlanılan işin huzur getirmeyecek kesikliği... Rabbim razı olduğunu, gönlümüze sindirsin.

M. Ertuğrul Düzdağ'ın bu eseri, Hak katında bir yuvanın hangi özelliklere sahip olması gerektiğini baştan sona özetleyici, tekrar tekrar okunması gereken bir eser. Düşünüyorum da nikahlarda, kına gecelerinde, nişanlarda keşke huzurlu aile yuvasının yollarını bildiren kitaplar ya da Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) evlilik hakkında kıssaları ve sünnetlerinin yazdığı kartlar hediye edilse... Belki bu; unuttuklarımızı hatırlayıp, ahde vefa göstermemize vesile olur.

Eslem Nilay Bozdemir yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 09:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13