İbn Hazm’a göre aşkın mahiyeti ve belirtileri

İbn Hazm, meşhur Güvercin Gerdanlığı adlı eserinde aşkın mahiyetini ve belirtilerini psikolojik bir tahlille ele alır. Mahmut Şevket Serik yazdı.

İbn Hazm’a göre aşkın mahiyeti ve belirtileri

Büyük bir hukukçu, edebiyatçı, dilbilimci ve şair olan İbn Hazm’ın hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilen Güvercin Gerdanlığı, Endülüs'te ve İslam dünyanın belli başlı merkezlerinde sevgi üzerine gelişen zengin düşünceleri, yaşanan büyük aşkları bize anlatan önemli bir kitaptır. Arapçada “güvercin gerdanlığı” deyimi “kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şey­ler için kullanılan bir ifade” şeklinde tanımlanır. Nasıl ki gü­vercinin boynundaki halka şeklindeki tüyler onu farklı kılan ve ondan hiç ayrılmayan bir özellikse, aşkın mahiyetini ifşa eden bu kitap da okuyucunun bir gerdanlık gibi boynuna taktığı yoldaşı ve aşk kılavuzudur. İbn Hazm’ın bu eserde bahsettiği ve en güzel şekilde, psikolojik bir tahlille anlattığı “Aşkın Mahiyeti ve Aşkın Belirtileri” bölümlerine ait görüşleri şöyle anlatılmıştır.

İnsan niçin aşık olur?

Âşık ile sevgili arasında yaşanan acı tatlı bütün olup bitenler hakkında bilgi veren satırları okurken zaman zaman kendinizden bahsedildiğini hissedeceksiniz. Aşk şakayla başlar, ciddi durumlarla biter. Aşkın çeşitleri tanımı yapılamayacak ölçüde inceliklerle doludur. Aşk ne din tarafından inkâr edilir ne yasalarla yasaklanabilir. Çünkü kalpler Allah’ın elindedir. İnsanlar aşkın mahiyeti konusun da farklı düşüncelere sahip olmuşlardır. Benim düşünceme göre, aşk ruhların çeşitli varlıklar arasında bölünmüş parçalarının birleşimidir. (Kimi bilge kişiler; Allah ruhları yarattı, bazılarını parçalara ayırdı ve arşın çevresinde sürekli döndürdü. İki ruhtan değer parçayla orada tanışmış, dolayısıyla birbirine kavuşmuşsa, bu dünyada da aynı şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.) Bu birleşme onların en yüksek öğelerinden meydana gelir. Ama bu birleşme, ruhun şekillendirdiği bütünlük içerisin de birbirlerine az ya da çok olmalarına göre meydana gelir.

Varlık alemindeki her şekil kendine uygun olan şekli çağırır, onu arar bulur. Her şey misli mislinedir. Birbirine yakınlık duygusal bir durumdur. Karşıtların birbirini ittiği, benzerlerinin ise birbirlerini çekmesi durumunda hemcinsler birbirleriyle uyum sağlarlar. Niçin aynı durumlar ruhlar içinde söz konusu olmasın? Oysa onların âlemi sağ ve temiz bir alemdir. Özü ahenkli bir şekilde yüceliğe dayanır ve kendisini oluşturan ilke onu eğilimlere, yakınlaşma ve uzaklaşmaya, sevgi ve nefrete yaraşır hale getirir. Bütün bunlar insanın değişik davranış biçimleridir. Bu değişik durumlara insan kendisini kolayca uydurabiliyor. Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi tek bir candan yaratan ve kendisine ilgi duysun diye ona kendi cinsinden eşini var eden O’dur.” (Kur’an 7/189) Demek oluyor ki, Adem'in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva’nın kendisinden bir parça olmasın da kılmıştır. Eğer aşkın nedeninin bedenin biçimsel güzelliğine bağlı olsaydı, daha az güzel olanlar reddedilirdi. Pek çok kimse iç güzelliğe sahip şeyleri ya da varlıkları tercih etmektedirler. Çünkü iç güzelliğe sahip şeylerin ya da varlıkların dış güzelliğe sahip şeylerden veya varlıklardan üstün olduğunu ve gönlün bunlardan vazgeçmeyeceğini bilmektedirler.

Eğer aşk insanların huylarından kaynaklanmış olsaydı; hiç kimse kendisiyle uyuşmayan kimseleri sevmezdi. Buradan şu sonuca varıyoruz ki; Aşk ruhta oluşan bir duygudur. Bazen aşk cinsellik, sevilen kişinin sahip olduğu konumdan yararlanmak, aynı düşünceleri paylaşmak gibi dış faktörlerden de oluşabilir. Ama bu nedenler ortadan kalkınca, aşk da ortadan kalkar. Öyleyse siz herhangi bir nedenden dolayı seviliyorsanız, bu neden ortadan kalkınca, sizden kolaylıkla yüz çevrilir ve artık siz sevilmesiniz. Ruhta oluşun aşk dışındaki sevgi türlerinde (misal olarak: akrabalık, samimi ilişkilerden doğan sevgi, kişinin sahip olduğu güçlü etkiden yararlanma isteği sonucu ortaya çıkan sevgi, cinsel arzu ve isteklerini tatmin için oluşan sevgi gibi) nedenler yok olunca kendileri de yok olur. Nedenler çoğalınca sevgide çoğalır; nedenler küçülünce sevgide küçülür; nedenler yaklaştıkça sevgilerde yoğunlaşır. Nedenler uzaklaştıkça sevgiler de çözülüp dağılır. Ruhu kucaklayan gerçek sevgi ise bu kuralların dışındadır.

Ruhta oluşan bu aşk ise ancak ölümle sona erebilir. Demek oluyor ki gerçek aşk; ruhi bir gönül hoşluğu ve canların birbirinde kaynaşıp erimesidir. Eğer aralarında doğal nitelikler bakımından bir uyum ya da benzerlik yoksa birbirini seven iki kişiden söz edilemez. Kişiler arasında benzerlikler ne kadar çoksa, birleşme o kadar çok, sevgi o derece sağlam olur. Bunu Hz.Peygamberin (sas) şu sözüde yeterince açıklığa kavuşturmaktadır: “Ruhlar askere alınmış bir ordudur. Orduyu oluşturan askerler birbiriyle tanışıyorlarsa aralarında iyi geçim olur; Birbiriyle hiç tanışmıyorlarsa aralarında geçimsizlik ve uyuşmazlık sürer.” Aşkın dış güzelliği bağlanmasını sağlayan neden, ruhun bizzat kendisinin güzel olmasıdır. Ruh güzel olan her şeye hemen tutulur. Güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemen ona bağlanır.

Aşkın belirtileri nelerdir?

Kişinin aşık olup olmadığını gösteren bir takım belirtiler vardır. İlki derin derin seyre dalmaktır. Göz ruha açılan derin bir pencere olup gönlün sırlarını keşfe çalışır ve en gizli düşüncelerini açığa çıkarır. Gönül tercümanıdır göz. Bu durumda olan bir aşık, gözünü ayırmadan sevgilisine baktığını, sevgilisiyle aynı anda yer değiştirdiğini, uzaklaştığı zaman onunla uzaklaştığını, herhangi bir yöne yöneldiğinde, onunda aynı yöne yöneldiğini, bukalemunun güneşi izlediği gibi onu izlediğini görürsün.

Aynı şekilde, bir insan sevdiğinden başkasına söylenemeyecek şeylere sahip olduğunda, onun aşık olduğunu anlarız. Başkalarıyla konuşsa bile, dışarıdan onu gözlemleyen kimseler, onun yapmacık hareketlerde bulunduğunu kolaylıkla sezerler. Sevgilinin sözünü can kulağıyla dinlemek, ileri sürdüğü her şeyden dolayı hayret etmek, bütünüyle saçma sapan şeyler konuşsa, yalan bile söylese ona hak vermek, haksız olduğu alanlarda dahi onu doğrulamak, ne yaparsa yapsın bütünüyle onu izlemek vb. şeylerde aşkın belirtilerindendir. Sevgilinin bulunduğu yere gitmekte acele davranmak, onun yanına oturmaya ve ona yakın olmaya çalışmak, onu bırakmasını gerektiren her türlü uğraştan kurtulmaya çalışmak, ondan ayrılmayı gerektirecek her türden ciddi durumu hiç hesaba katmamak, sevgiliden izin istemek gerektiğinde ağırdan almakta aşkın belirtilerindendir.

Nice cimriler cömert, nice kaba insanlar kibar ve ince, nice bilgisizler bilgili ve kültürlü, nice korkaklar cesur ve yürekli olurlar. Nice yaşlılar gençleşirler. Bunlarda aşkın belirtileridir. Bu belirtilerin tümü, aşk ateşinin yanmasından, aşk yangınının alevlenmesinden ve aşk alevini parlatmasından önce gözlemlenen belirtileridir. Bu ateş iyice tutuşup avını elde edince, işte o zaman gizli buluşmalara tanık oluruz.

Aşkın öteki belirtileri de şunlardır: Aşık sevdiğinin adını kendi kendine tekrarladıkça bundan hoşlanır. Ondan söz etmekten büyük tat alır ve bu durum onda tuhaf bir merak halini alır. Hiçbir şey onu bu kadar mutlu edip doyurmaz. Aşk insanı kör ve sağır eder. Aşık, nerede olursa olsun, sadece sevgilisi hakkında konuşma imkanına sahip olsaydı, Dünyada bunu hiçbir şeye değişmezdi. Yalnızlığı sevmek, zayıflamak ve uykusuzlukta çok görülen bir durumdur. Şairler aşıkların yıldızların çobanları olduklarını söylerler ve gecelerin bitmez tükenmez uzunluğunu dile getirirler. İki durumda aşığı endişe kaplar: İlki sevgilisiyle karşılaşmayı umduğu bir sırada beklenmedik bir engelin ortaya çıkması durumudur. İkinci durum ise iki sevgili arasın da birbirine karşı yapılan yakınmalar sonucu ortaya çıkan durumdur. Bu durumlarda sevgilinin kuşkusu, olaylar berraklaşıncaya kadar oldukça yoğundur. O zaman ya kuşkusu biter, af diler, ya da kuşkusu bitimsiz bir üzüntüye ve umutsuzluğa dönüşür. Aşık sevgilisinin kendisinden yüz çevirip ters davranışlar sergilediğini görünce, seveni kuşatan büyük sıkıntıya girer. Bu sıkıntının belirtileri, kalpten yükselen iniltiler, sızlanışlardır.

Aşkın belirtilerinin diğer misalleri ise; aşıkın sevgilisinin ailesine, yakınlarına ve çevresine kendi ailesi yakınları ve çevresinden daha fazla sevgi ve ilgi göstermesidir. Sevgililer aşkta birbirine karşı güvensizlik duyabilir, karşılıklı olarak birbirinin sözlerinden kuşkulanıp yanlış yorumlayabilirler. İşte sevgililerin birbirine yakınmalarının temeli buradadır.

Aşkın bir başka belirtisi de; aşığın sevgilisine olan ilgisi onun bütün hareketlerini hatırında tutması, önemli-önemsiz hiçbir şeyi gözden kaçırmayacak şekilde ondan haberdar olma endişesi ve nihayet bütün hareketlerini iyiden iyiye izlemesidir. Asıl olan sevgi dünyevi bir arzu için olmayan sevgidir.

Mahmut Şevket Serik   

Güncelleme Tarihi: 17 Mart 2020, 11:26
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yasin YILDIRIM
Yasin YILDIRIM - 5 ay Önce

Çok güzel bir yorum olmuş tebrikler.

Hasan Hazar
Hasan Hazar - 5 ay Önce

Çok güzel bir yazı olmuş. Kuş dili, Güvercin Gerdanlığı ve Su üstüne yazı yazmak gibi birçok kitap okudum bu yazı güzel bir derleme olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık...

Ali Tüfekçi
Ali Tüfekçi - 5 ay Önce

.... ve aşk öldürür.

banner19

banner13

banner26