İbn Haldun'a dair kapsamlı bir eser

Geçmişten günümüze kadar yapılan katkılarla gelişimini sürdüren ilim geleneğinin, temelde 'okuma merakı' ile oluştuğunu açıkça görebiliyoruz. İşte İbn Haldun, anlayabildiğimiz kadarıyla böyle bir alîm. Abdullah Said Can, Süleyman Uludağ'ın 'İbn Haldun-Hayatı Eserleri Fikirleri' kitabı üzerine yazdı..

İbn Haldun'a dair kapsamlı bir eser

Klasik ilim geleneğine ilgi duyanların üzerine uzun süre kafa yorarak anlamaya çalıştığı düşünürlerin sayısı bugün hiç de az değil. İlim dünyasının bu denli hacimli olması, bir yandan bu işe meraklı olanların yükünü ağırlaştırırken, bir yandan da ilimlerin tasnifini ve bu tasnif sonucunda ortaya çıkan diğer disiplinlere ait yelpazeyi genişletiyor. Klasik eserlerin orijinal metinlerinin okunmasının yanı sıra, bunların üzerine yazılmış şerhler ve çalışmalar, ayrıca yöntem olarak biraz daha farklı bir alanda çalışma gösteren akademisyenlerle, söz konusu literatür bir hayli genişliyor. Kısaca ilim kavramının içine, koca bir deryayı sokabiliyor olmamız, okumaya merakı olanların heyecanlarını misli ile arttırıyor. Şu anda ilimlerin çeşitliliğine temel oluşturan klasik gelenek ise özünü, bugünün insanının sahip olduğu zekâ, basiret, düşünce temellerinde açıklarken çok daha farklı mecralarda kendisini anlamlandırıyor. Öyle ki, bahsettiğimiz klasik gelenek üzerine birçok inceleme bulunurken, bu geleneğin eserlerine muadil olabilecek eser ortaya konulamıyor. Bu durum ise, onları son derece özgün metinler haline getiriyor.

Geçmişten günümüze kadar yapılan katkılarla gelişimini sürdüren ilim geleneğinin, temelde “okuma merakı” ile oluştuğunu açıkça görebiliyoruz. Zira haberimize konu edindiğimiz kitabı okuyunca daha iyi anlyabiliyoruz ki, tarihin her döneminde önemli çalışmalara imza atmış olan yazarların, düşünürlerin ve filozofların ortak noktası, ilme ve okumaya olan meraklarıdır. Buna göre tarihte iz bırakmış olan isimlerin ne ile meşgul olduklarını bir kenara bırakıp önemli olan hususa, bu meşguliyetlerin temelini oluşturan fikir dünyalarına bir göz atalım.

İbn Haldun okumak için Süleyman Uludağ biçilmiş kaftan

İşte İbn Haldun, anlayabildiğimiz kadarıyla böyle bir alîm. Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın Harf Yayınları’ndan çıkan kitabını okuduğumuzda, İbn Haldun’un bu özelliğini kolaylıkla görebiliyoruz. Burada kitabın yazarını anlatma gereği duymuyorum. Zira Süleyman Uludağ, hem akademik camia içerisinde yaptığı çalışmalarla, hem de kaleme almış olduğu eserlerle oldukça tanınan bir isim. Hatırlatma mahiyetinde belki şunu zikredebiliriz: Yazarın kaleme aldığı bu kitap biyografi mahiyeti taşıyor. İbn Haldun hakkında geniş bir literatür taraması sonucu ortaya çıkan bu kitap, bu döneme dair siyasi ve sosyal diğer meseleleri de dile getirmiş oluyor. Ayrıca meraklısı için Süleyman Uludağ’ın Dergah Yayınları’ndan çıkan “Mukaddime” çevirisi, piyasadaki tercih edilenler arasında yer alıyor.

42 yaşına kadar çalkantılı bir siyasi hayatı olan İbn Haldun’un yaşamının dönüm noktası, 42 yaşında İbn Selame Kalesi’ne yerleşmesi ile oluyor. Burada her türlü siyasi faaliyetten uzaklaşan İbn Haldun, kendisini ilme ve irfana adıyor. Mukkadime’yi ana hatları ile beş aylık bir çalışma sonucunda ortaya çıkartıyor. Bugün özellikle akademik çalışmalarda kendisine sık sık başvurmaya çalıştığımız bu eser, bir bakıma kendisinin uzun süren bu siyasi tecrübelerinin bir sonucu. Bugün İbn Haldun deyince aklımıza gelen ilk şey Mukaddime olsa da, Süleyman Uludağ’ın kaleme almış olduğu bu çalışma ile görebiliyoruz ki, onda çok daha fazlası var. Herşeyden önce İbn Haldun’un dönemine göre başarılı sayılabilecek siyasi bir hayatı var. Uzun bir süre devlet adamlığı yapan İbn Haldun, bugünkü anlamı ile döneminin en önemli diplomatı.

Şöhretinin kaynağı: Mukaddime

Süleyman Uludağ’ın deyişiyle, İbn Haldun’a hak ettiği şöhreti kazandıran “Mukaddime” olsa da, onun kaleme aldığı bir eser daha var: “el-İber”. Aslında “Mukaddime”, “el-İber”in birinci kısmı. Eserin tamamı ise bir tarih kitabı niteliği taşıyor. Yazar klasik ilim geleneğinde teşkil etmiş olduğu konum ve ele aldığı meseleler itibariyle, İbn Haldun’a hak ettiği şöhreti kazandıran asıl eserin “Mukaddime” olduğunu belirtiyor. Bu eserde siyaset ve sosyoloji bilimlerine dair temeller atılıyor ve bugün konuştuğumuz sosyal bilimlerin ana hatları çizilmiş oluyor.

İbn Haldun hakkında erişebildiğimiz kayıtlarda kendisinin bir çok özelliğinden bahsediliyor. Bunların arasında devlet adamı ve fakih olması en çok zikredilenlerden. Fakat ilginç bir şekilde özel olarak tek bir mesleğinden veya çalışma alanından bahsedilmiyor. Bunun da birçok ilim ve meslekle ilgilenip hepsini ustalıkla yürüttüğünden kaynaklandığını yazarın cümlelerinden öğrenebiliyoruz. Süleyman Uludağ’a göre İbn Haldun’un çalkantılı bir siyasi hayatının olması, eseri yazmasına kolaylık sağlamış. Kendisinden önce gelen felsefe geleneklerinde olduğu gibi içinde bulunduğu hayattan büyük ölçüde kopuk, görüşlerinin sadece bir ideal mertebesinde kalmasından ziyade, etrafında gördükleri, şahit olduğu olayları ve tarih kitaplarından okuduklarına ilişkin çıkarımlarda bulunabiliyor. Bu da İbn Haldun’u idealist olmaktan ziyade realist bir düşünür yapıyor.

Tarih felsefesi ve tarih yazıcılığı alanında önemli bir yere sahip olan Toynbee, İbn Haldun’un kaleme almış olduğu “Mukaddime” için kendi alanında gelmiş geçmiş en iyi eser olduğunu ifade ediyor. Ayrıca Bernard Lewis de onun bir tarih dâhisi olduğunu, tarihin ilk kez felsefe ve sosyoloji açısından kavranışını gerçekleştirdiğini belirtiyor. Süleyman Uludağ’ın kaleme almış olduğu çalışmada, İbn Haldun hakkındaki anektodlardan en çok dikkatimizi çekenler bu ifadeler oldu. Yazar diğer düşünürlerin de fikirlerini çalışmasına ekleyerek, İbn Haldun’un sadece İslâm dünyasında değil, dünya çapında çok önemli bir yere sahip olduğunu ve kendisinin sahip olduğunu şöhretinin son derece haklı olduğunu bizlere göstermiş oluyor.

Süleyman Uludağ’ın kaleme aldığı “İbn Haldun: Hayatı, Eserleri, Fikirleri” isimli çalışma, İbn Haldun hakkında bilinmesi gereken çok önemli konularla dolu. Eserde “Mukaddime” hakkında değerlendirmelerden, İbn Haldun’un hayatının detaylı bir analizi ve içinde bulunmuş olduğu toplumun durumu izah ediliyor. Bu tür düşünürlerin kendi eserlerini okumak ne kadar önemli olsa da, “Mukaddime” gibi büyük bir esere başlamadan evvel, bir ön okuma yapmak adına faydalı olabilecek bir eseri sizlerle paylaşma gereği duyduk.

Abdullah Said Can yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26