banner17

İbn Arabi'nin davetine icabet vakti!

Peygamberlerin gönderiliş hikmetini anlamaya, isimleriyle vuku bulan olaylar arasında rabıta kurmaya ve diline gelmemiş soruların kendi fikir dünyanda netlik kazanmasına var mısın?

İbn Arabi'nin davetine icabet vakti!

Füsusu-l Hikem (Hikmetlerin Özü) Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’den (s.a.v) alınan talimatlarla Şeyh-ül Ekber Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından “ne bir harf noksan, ne bir harf fazla olmak üzere nakledilmiş. Bilindiği üzere tasavvuf âlimi büyük mutasavvıflardan olan İbn-i Arabi bu kitabındaki hikmetlerin her birinin Peygamber Efendimizin hakikatinden süzülüp geldiğini açıklamış. Yüzlerce eserin telifini yapmış İbn-i Arabi’nin kemâl döneminin eseri olan Fusûsu’l-Hikem’e bir çok reddiye ve şerh yazılmıştır. Şeyh Mekkî Efendi’nin telif ettiği Füsus savunmasında bir hususun üzerinde özellikle durulmakta; kitabı okuyacaklara kitapta yer alan meselelerin itikâd değil mübahase (iddia) olduğu ve hikmetler okunurken bu hususun göz ardı edilmemesi gerektiği bildirilmektedir.

Rüya ile gelen haber

Kâmil veli Şeyh’ül Ekber, Hicretin 627. yılının Muharrem ayında Allah Resulü Hazreti Muhammed Efendimizi (s.a.v) bir rüyada görür. Efendimiz elinde tuttuğu kitapla Arabi’ye; “Bu, hikmetlerin özü kitabıdır, al bunu ve insanlara duyur. Herkes yararlansın” der. Bunun üzerine İbn-i Arabi, Füsusul Hikem’i insanların istifadesine sunar. Ne nebi, ne resulüm, Allah elçisinin mirasçısı ve öte dünyanın bilgisini yayanlardanım diyen Şeyh’ül Ekber, kendisine ilk ilham olan Âdem isminin ilâhi hikmetiyle başlamış kitaba. Yirmi yedi peygamberin isimlerindeki öze inen İbn-i Arabi, Allâhu teâlânın ilk insanı neden yarattığına, yeryüzü halifeliğinin insan yaradılışındaki öze nasıl yansıdığına, ezel ve ebedi birleştiren mümtaz varlık olan insanın yaratılmasının altındaki ilâhi hikmetlere ayna tutuyor. Bilinmeyen ve görünmeyen âlemlerin yaradılışı evveli, âhiri, zahir ve bâtın; Allah’ın kendi zâtını rıza ve gazap ile nitelendirişini, varlığın korku ve umut sahibi olarak yaradılışını, Cemâl ve Celâl isimlerinin insan-ı kâmile sirayet edişine kadar pek çok soruya farklı perspektiflerle yaklaşılıyor, ilham kaynağı olan kitapta.

Füsusu-l Hikem (Hikmetlerin Özü)Kimsenin varlığında Allah’tan başka bir şey yok!

Muhyiddin İbn-i Arabi hikmetleri yazarken Allah’ın vacib-ül vücûd oluşuna dikkatleri çeker. Kitabın devamında, evrenin O’nun varlığından müstağni olamayacağını, her nesnenin her yaratılmışın varlığının devamı için yaratanına muhtaç olduğunu, hiçbir varlığın Hak’tan ayrılamayacağını, dış suretin ve ruhun yaradılışını, hilafete lâyıkıyetini, ilâhi hikmetleriyle açıklığa kavuşturuluyor. Kader kelimesinin hikmeti, duanın yapılış biçimi, takdir edilenin kulun hayatında kaza etmesinin ancak Allah’ın ilmiyle olduğunu ilham ile kaleme alan Şeyh’ül Ekber, Esma-ül Hüsna’nın hâlde, varlıkta, kâinat ve hükümdeki yerlerine değinir. Surette farklılık olsa da kimsede Allah’tan başka bir şeyin olmadığını ve bu gerçeğin az sayıda velinin ilminde olduğunu söylediğinde ise akıllara ilmiyle amil olmayanları getirir. Allah’ın tenzih ve teşbih edilmesinin ilâhi hikmetin sınırsızlığına aykırı olduğunu ancak O’nun varlığının topyekûn kavranacağına, ikna edici açıklamalar getiren kitap birçok yerde Allah’ın varlık delillerini aklımızın istifadesine sunuyor. Yaratanıyla varlıkların kâinattaki temaşasını, gönderilen elçiler zamanında vuku bulan hâllerdeki esas öz anlatılıyor Hikmetlerin Özü kitabında.

Füsusu-l Hikem (Hikmetlerin Özü)Hakikati anlamazlıktan gelmek akla zarar

İbrahim kelimesi aşk hikmetiyle açıklanır. İbrahim peygambere Hâlil denmesinin, O’nun(c.c) zatının nitelenmiş olduğu tüm niteliklerin, onda birleşmiş oluşundan hâsıl olduğunu öğreniyoruz. İlâhi deliller zihnimizdeki kör düğümleri açarak ilerliyor. Hakikati kabullenmemek, manevi âlemdeki sorulara yanıt bulmamak imkânsız. Bilgilendiren ve aynı zamanda düşünceye kapı aralayan kitap, ilâhi hikmetlere yakınlaşmamızı, anlamaya çalışmamızı ve farklı sorularla yaklaşmamızı sağlıyor.İbn-i Arabi’nin Füsusul Hikem’ini okurken görülen bir rüya üzere ilhamla yazılması, kitabın mahiyetini akıl dünyamızda farklılaştırıyor elbette. Koyulacak her sınır, yapılacak her iş O’nun(c.c) rızası çerçevesinde şekilleniyor kitabın satırlarında. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu” ayetini hatırlara getiren Şeyh’ül Ekber, ayetler, kıssalar ve velilerden aktarmalar da yapıyor.

Bilmediğimiz ne çok giz var

Yusuf (a.s) isminin hikmetini ‘Nur’, Şuayb’ı (a.s) ‘Kalp’, Üzeyir’i (a.s) ‘kader’, Yunus’u(a.s) ‘nefis’, İlyas’ı (a.s) ‘ünsiyet’, Harun’u (a.s) ‘imam’ kelimeleriyle şerh eden İbn-i Arabi yirmi yedinci olarak Hazreti Muhammed’i (s.a.v) ‘ferd’ kelimesinin hikmetiyle açıyor. Her şeyin O’nunla başlayıp bittiğini kaleme alan Şeyh; “Yüce Allah, insanın aslı ve tek kaynağıdır.” der. Bundan ötürü insanın kendisini bilmesi, Rabbini bilmesine başlangıç olarak nitelendirilebilir.

Birçok kişi tarafından tercümesi yapılan Füsusul Hikem bir başucu kitabı niteliğinde. Kitaptaki hikmetlerin iç âlemimdeki karmaşalara yanıt olduğunu fark etmek, satırların gönlüme Hak’tan süzülen ziya huzmeleri bırakması, ayrı bir doyum oldu benim için. Sufi Kitap Yayınları arasından ilk baskısı 2007 Ağustosunda çıkmış olan kitap, hikmetin özüne yolculuk yapmak isteyenlerin istifadesini bekliyor.

 

 

Zeynep Saylan hikmetlerin peşinde

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 11:28
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ömer Carullah
Ömer Carullah - 8 yıl Önce

Selamunaleyküm,

İbn Arabi ne demiştir ne yazmıştır ayrı mevzu. Ancak benim bildiğim bir tane tamamı O'nun rızasına uygun kitap vardır.. Geri kalan her kitap, nihayet itibariyle akıbetleri belli olmayan beşerlerin eserleridir..

Allah bizi Kur'ansız bırakmasın...

yüksel yüksel
yüksel yüksel - 8 yıl Önce

Ben kitabı bir kaç ay önce okudum.Rüyada Hz.Peygamberden aldığı bir görev sonucu kitabı yazdığını söylüyor.Harfi harfine Hz Peygamber sözü olduğunu söylüyor.Lakin 2 bölümden sonra görüyoruz ki anlatan fikirleri dikte eden kendisi.Samimiyetinden zerre kadar kuşku duymadığın İbni arabinin yaşlılık dönemlerinde yazmış olduğu bu eser onun külliyatı durumundaki Futtuhatı Mekkiyenin özü-özeti niteliğinde hatta bazı konularda bu eserine göndermeler yapıyor.Okumanızı tavsiye ederim.

Adem
Adem - 8 yıl Önce

Allah'ın eserlerine bakıp tefekkür edebilmek için Allah'tan bir nasiba sahip olmak gerekiyor. Kur'an şüphesiz mükemmel bir kitaptır. Kur'andan nasiplenmek için temiz bir niyete sahip olmak ve yaratıcının eserlerinin hikmetini kavramak lazım gelir. Allah'ın velileri, yaratıcının eserlerine hayret makamında bakabilmiş, bu yüzden bizim görebildiklerimizin ötesinde şeyleri görebilmişlerdir.

banner8

banner19

banner20