banner17

Hz. Peygamber’i (sas) en güzel anlatan kitap

Türkçede Hz. Peygamber'in (sas) hayatını en güzel anlatan eserlerden biri "Muhammediye"dir. Yazıcıoğlu Mehmed tarafından 1449’da kaleme bu meşhur eser üzerine hazırlanan Amil Çelebioğlu’nun doktora tezi, Dergâh Yayınlarınca yayınlandı. Kitabı Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.

Hz. Peygamber’i (sas) en güzel anlatan kitap

Amil Çelebioğlu, 1971’de Muhammediye üzerine çalışmasını tamamladı ve bu çalışma ile doktorasını tamamladı. Eserin baş tarafına uzunca bir tahlil eklemiştir. Eserin nüshalarını, kitabın serencamını, eserde işlenen aruz kalıplarını, söz sanatlarını, Yazıcıoğlu’nun hayatını, eserlerini ve tasavvufî yaklaşımını ele alan ciddi bir tahlil mevcut. Çelebioğlu, çalışmasını müellif nüshasından yapmış. Eserin bu basımını Nihat Öztoprak, Sabahat Deniz’le birlikte hazırlamış. Hocanın kitapları vefatından sonra yayınlansa da öğrencileri tarafından takip edildiği, yayına hazırlandığı için yayın problemleri yaşanmamış. Temiz bir baskı elde edilmiş.

Muhammediye, Türkçe konuşulan hemen her yere ulaştırılmış, evlerde, saraylarda zevkle okunmuştur. Heyecanla ve aşkla yazılan eser, okunurken kendini belli etmektedir. Bir dönemde mevlit gibi ezberlenmiş ve okunmuştur. Mevlithanlar gibi muhammediyehanlar yetişmiştir.

Muhammediye manzum bir eser. 9008 beyitten meydana gelmiştir. 12 aruz kalıbının kullanıldığı eser hem kendi devrine hem de kendinden sonraki dönemlere muhteva bakımından olduğu kadar vezinler bakımından da numune teşkil etmiştir. Eserin yazılış biçimi kaside ve mesneviden oluşmaktadır. Kitabın muhtevası gelenekteki tertibe uygundur. Önce iki beyitlik tevhid sonra yirmi beyitlik naat ve bundan sonra dört halife ile Hz. Hasan, ve Hz. Hüseyin medhiyeleri yer almaktadır. Eserin yazılış sebebi otuz ikinci beyitle yetmiş birinci beyitlerde dile getirilmiştir.

Muhammediye’nin yazılış sebebi

Yazıcıoğlu Mehmed’in inzivaya çekildiği bir sırada bir grup âşık yanına gelerek Peygamberimizi anlatan bir kitap yazması için ısrar ederler. Nice siyer ve mevlit kitaplarının yazıldığını söylese de onları ikna edemez ve onların ısrarı sürer. Bir gece rüyasında Peygamber Efendimiz, Yazıcıoğlu’na kendini ümmetine anlatan bir kitap yazmasını ister. Bu rüyadan sonra Yazıcıoğlu Mehmed Muhammediye’yi yazmaya karar verir.

Kitabın yazılış sebebi anlatıldıktan sonra yeniden bir tevhid bölümü açılır. Yüz otuz yedinci beyitten sonra asıl konuya giriş yapılır. Peygamberimizin vasıfları ayet ve hadislerle ele alınır. Son bölümde ise sebeb-i telifte dile getirdiği rüyayı iki kere daha gördüğünü, kitabı onun irşadıyla yazdığını ve âlem-i manada şeyhi Hacı Bayram Veli ile görüştüğünü ifade eder. Hacı Bayram Veli’nin dilinden Muhammediye, benzersiz bir eser olduğu şeklinde medhedilir.

Yazıcıoğlu dua ederken içeri dostları girer. Eseri Mısır veya Rum sultanına takdim etmesini isterler. Yazıcıoğlu bunu, padişahların kapısının tehlikeli, asıl kapının ise hiçbir zaman kapanmayacağını söyleyerek reddeder. Asıl kapının Peygamber kapısı olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, dünya kapısından bir beklenti içinde olmadığını belirtmek istemiştir. Arkadaşları hiç olmazsa padişaha dua etmesini isterler. Bunun üzerine eserin sonunda Sultan İkinci Murad’ı metheder. Kardeşi Ahmed Bican’ın teklifi ile Megârib’i yazdığını, faydalandığı kaynakları, kardeşine Megârib’i nesir olarak tercüme etmesini, kendisinin de manzum olarak Muhammediye’yi ondan tercüme ettiğini söyler. Arada bir münacat ve naattan sonra arkadaşları ve hocalarından söz eder. Tekrar dua ve münacattan sonra salavat ile eseri tamamlar.

Muhammediye’nin bölümleri

Muhammediye, yaratılış, Hazreti Peygamber’in (sas) hayatı ve kıyamet alametleri olmak üzere üç bölümden oluşur.

Birinci bölümde yaratılış konusu ele alınır. Önce akıl yaratılmıştır. Sonra nur, kalem ve levh, nurani bir kandilden Muhammed Mustafa’nın (sas) sureti, kürsi, dört büyük melek, sekiz cennet, latif bir cevher, su, ateş, buhar, duman, gökler, yerler, Kaf Dağı, ay ve güneş, cehennem, cin, melek, Âdem ve Havva yaratılır.

İkinci bölümde Hz. Âdem’den sonra gelen peygamberler sırasıyla ve bazı özellikleriyle anlatılır. Hazreti Peygamberin doğumu ve o esnada meydana gelen olağanüstü hadiseler ele alınır. Peygamberimizin çocukluğu, sütannesi, dedesinin ölümü ve onun gençliğine dair bazı özellikleri anlatılır. Peygamberimizin Bahira’yı görmesi, yirmi beş yaşına gelince Hz. Hatice ile evlenmesi, kırk yaşına gelince Hira dağında inzivaya çekilmesi, Hz. Cebrail ile karşılaşması, dört halifesinin Müslüman olması, Medine’ye hicret edilmesi, Medine yılları, fetihler,  veda haccı ve daha birçok olay dile getirilir.

Peygamberimizin vefatı faslında çeşitli nasihatler edilir ve onun insanlarla helalleşmesi dile getirilir. Öleceği Peygamberimize malum olunca Bilal’e ezan okumasını buyurur. Camiye toplanan halka hutbede hitap eder. Namaz, cihat, zekât, hac konularında tavsiyelerde bulunur. Sıra ölüm safhasına gelir. Burada Muhammediye’nin halk arasında en meşhur bölümü dile getirilir. Ukkaşe ile helalleşme kısmı kitabın en tesirli kısmıdır. Azrail’in gelip gitmesi, ruhunu kabzettikten sonra hane halkının ve sahabelerin hüzünleri dile getirilir. Hazret-i Fatıma’nın, Hz. Ebubekir’in, Hz. Ömer’in, Ali’nin, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in ve cennetle müjdelenen sahabelerin vefatları anlatılır. Ashab-ı Suffa’nın ele alınmasından sonra kıyamet alametlerine geçilir.

Üçüncü bölümde kıyamet alametleri büyük ve küçük olarak iki kısma ayrılır. Bunlardan bazıları kıyametten önce bazıları da kıyamet esnasında zuhur edecektir. İlmin azalması, cahilliğin çoğalması, vebanın yayılması, erkeklerin azalması, deccalın çıkışı, Hz. İsa’nın nüzulü, Mehdi ile Hz. İsa’nın karşılaşması, Yecüc ve mecüc isimli bir kavmin zuhur edeceği, dabbatül arz isimli canavarın zuhuru… bunlar kıyametten önce belirecek alametler. Güneşin batıdan doğması, doğudan batması kıyamet anında meydana gelecek alametlerdendir. Bu sürede tevbe kapısı kapanacaktır. Sur üflenince bütün mahlûkat helak olacak ve daha sonra İsrafil dirilecek ve suru üfleyince bütün ölüler dirilecektir. Cenab-ı Allah insanlara hitap edecek sonra hesap başlayacak sonra da cennet cehennem bölümleri gelecektir. Kitap, Hakkın sırları, ariflerin sırları, münacat, salavatla sona erer.

Eserin önemi

Muhammediye’nin baş tarafında “Kitab-ı Muhammediyye fî-na’t-i seyyidi’l-âlemîn” ifadesi ile eserin na’t sayılabileceğini ifade etmiştir. Yazıcıoğlu Mehmed eserin telif sebebini anlattığı bölümde

Yenile mevlidüm çıksun cihana

Egerçi söylenür dehren fe-dehrâ

ifadeleri ile eserin mevlid özelliği taşıdığı ifade edilmektedir.

Yazıcıoğlu Mehmed önce Arapça olarak Megâribü’z-Zaman isimli eseri yazar. Muhammediye ise kardeşi Ahmed Bican’ın isteği üzerine Arapça kitabın manzum bir tercümesi gibidir. Aynı eserin tercümesi ise Envarü’l-Âşıkîn adıyla Ahmed Bican tarafından nesir olarak yapılır. Kardeşinin isteğinin dışında bir de dostlarının ricası ve rüyada peygamberimizin isteği eserin yazılış sebebidir.

Muhammediye’den önce siyer konusunu ele alan eserler yazılmıştır fakat Muhammediye kendi nevi içinde en hacimli ilk manzum telif eserdir. Eser bazen konuşma havasında şiiriyetin üst seviyelerine çıkar. Kitap bazen basit bir dille halkın en alt tabakasına, bazen tasavvufi bir dille avama seslenir. Dilinin ağır olduğunu söyleyenler olmuşsa da Süleyman Çelebi’nin Vesiletün-Necat’ı gibi alanında nadide eser olma özelliğini korumaya devam etmekte ve yüzyıllar geçse de okunmaya devam edilmektedir.

Amil Çelebioğlu tarafından günümüz Türkçesine aktarılan ve giriş bölümüne uzun bir tahlil yazısı eklenen eser, Dergâh yayınlarınca yeniden basıldı. Eserin Gelibolu’dan çıkarılmamasını isteyen yazarın vasiyetine uyulmuş ve asıl nüsha Yazıcıoğlu Mehmed’in türbesinde muhafaza edilmiştir. Kurtuluş savaşında zarar görmemesi için müellif nüshasının daha güvenli bir yere götürüldüğü söylentisi var ama kesin bir bilgi özelliği taşımamaktadır.

Hazırlayan: Âmil Çelebioğlu; Muhammediye, Yazıcıoğlu Mehmed, Dergâh Yayınları,

Recep Şükrü Güngör

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2019, 23:18
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20