banner17

Huzursuz bir şair ağızdan mırıldanmalar

‘Huzursuz Rabıta’, koltuğuna birden çok karpuz sığdırmaya çalışan şair, sendikacı, eğitimci Yunus Emre Altuntaş’ın ilk kitabının adı. Ahmet Serin yazdı.

Huzursuz bir şair ağızdan mırıldanmalar

Huzursuz Rabıta’, koltuğuna birden çok karpuz sığdırmaya çalışan şair, sendikacı, eğitimci Yunus Emre Altuntaş’ın ilk kitabının adı. Yunus Emre Altuntaş, sadece şiir vadisinde at koşturmuyor, aynı zamanda çeşitli dergilerin yönetiminde yer alarak edebiyatımızda sahih bir anlayışın yeşermesi için çabalıyor; bunun yanında şehirlerin ruhlarını tanımaya ve tanıtmaya çalışıyor, Bursa’nın dünya çapında bilgesi Safiyüddin Erhan Bey'in mimariye, kültüre ve tasavvufa dair birikimlerinin kayda geçmesi için onunla mülakatlar yapıp bunları ilgilisinin merakına sunuyor dergi sayfalarında. Kısacası, toprağımızda benzerleri elbette bulunan ve mutlaka bulunması gereken cevval bir kültür edebiyat adamı Yunus Emre Altuntaş.

Huzursuz Rabıta’, ilginç bir isimlendirme, fark edildiği üzre. Tasavvuf kültürüne aşina olanlar bilir ki rabıta, huzur bulmak için bir huzura dolaylı yoldan varmanın adıdır. Bir başka deyişle huzur, rabıtanın mütemmim cüzüdür. Biri diğerini gerektirmekte, biri yoksa diğeri de yok olmaktadır aslında. Ama şaire baktığımızda, onun bir huzursuzluk içinde dönendiğini ve belki de bunu en çok rabıta halindeyken hissettiğini görüyoruz.

Nedir şairin huzursuzluğu?

Şimdi sormak gerek: Neyin huzursuzluğudur bu? Bu soruya herkesin kendince vereceği yanıtlar vardır kuşkusuz. Üstelik bu yanıtlar haklı olabileceği gibi, kendisine yeterince de taraftar bulabilir. Ama bunların tümü özneldir ve bir bakış açısıyla ilişkilidir elbette. Bize şairin bakışını veren onun şiirleri olduğuna göre, bu huzursuzluğun ayak izlerini onun şiirlerinde aramalı.

Ebabil Yayınları'ndan çıkan Huzursuz Rabıta, altmış dört sayfalık ince denebilecek bir kitap. Kitabın “Çığlık Sabahı” adlı birinci bölümünde on, “Değirmenden Sesler” adlı ikinci bölümünde de on olmak üzere toplam yirmi şiir var. Şiirlerin genelinin çizdiği atmosfere bakıldığında, bir modernizm/maneviyat sorununun tematik olarak kendisini hissettirdiğini söylemek mümkün. Aslında şiirlere, önce bir tariz sonra da bir isyan gözüyle bakılsa yeridir. Çağımızın ve çağımıza hâkim olan Batı kültürünün şaşaalı bir hayat tarzını dayattığı, sezgileri güçlü olan herkesin bildiği bir gerçek. Bu gerçeği kabullenenler için sorun yok ama kabullenmeyenler için sorun büyük. İşte bu kitaptaki şiirler, bu kabullenmeyişi huzursuz bir ağızdan mırıldanmaktadır bizlere ve belki de bizler adına.

Çağa uymamak

Bu mırıldanmayı daha iyi işitebilmek için şairin dizelerine kulak verelim. Bence kitabın en etkili şiirlerinden biri olan ‘Eyvanın Serindiğidir’ başlıklı şiirinde şair “Hızlandır zamanı eyvan/ kulağın duyduğu salânın vaktidir/ izbe suratların moruna al/ yarınına meral kalsın/ düşmesin gölüne bir tek damla/ yayılmasın halka halka dişleri/ aşk keder/ yağmur hazin/ surat naz/ biri birine kovalatan soytarı/ hızlandır zamanı çağına uymasın” diyerek tam da yaşanan çağın dayattığı bir huzursuz ruh halini anlatmaktadır. Şiirde birkaç kez vurgulanan “zamanın hızlanması” isteğini ben, modern ama insani olmayan kuralların ezici bir şekilde hâkim olduğu çağa karşı bir isyan olarak okudum.

Şair, bir şeye karşı isyan ederken bunun alternatifini de sunuyor elbette. Sözgelimi Kafka gibi olayı sadece trajik boyutta bırakmıyor, bir de ‘asude bahar ülkesi’ sunuyor bizlere. Bu bahar ülkesini inşa edecek olanlar da ‘Yusuflardır, Yusuf yüzlülerdir.’ Yine aynı şiirin “Bir arifin sorusu kadardır Yusuf’un kuyusu/ akrepten çıyandan yılandan sonra uzatılan ip/ neden Yusuf’u çeker de/ çıyanı taşımaz toprağa/ neden çıkmaz hiçbiri/ o indiği kuyudan…” dizeleri, huzuru nerede bulacağımızı bize ima etmektedir. Bu imanın işaret ettiği yılansız ve çıyansız dünyayı kuracak olanlar ise, çağa karşı soru sormayı bilen entelektüel müminler ve her şeye rağmen doğruluktan şaşmayan diğergam insanlardır. Yani kendilerini Yusuf’un yolunda yürümekle mükellef kılanlardır.

Hesaplaşma şiirleri

Romantik bir edanın sezildiği şiirler de dahil, kitaptaki tüm şiirler bir hesaplaşmanın adı aslında. Bu hesaplaşmanın genel adı israfa karşı kanaati, bencilliğe karşı diğergamlığı, küfre karşı imanı, maddeye karşı maneviyatı, soğuk ve pragmatist yaklaşıma karşı dünyaya eyvallah etmeyen bir derviş tavrını yeğleyen Batı’ya karşı Doğu düşüncesini öne çıkarma tavrının adıdır, yani hepimizin adı.

Yayımlanmasının üzerinden bir buçuk yıl geçen bu kitaptaki şiirler, birilerini huzursuz etmeye aday. Hem, kendi dünyası kuruluna kadar huzursuz bir derviş olmayı kim istemez ki?

Ahmet Serin okuma notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 12:38
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20