Hüzünbaz Edebiyatçıları anlatıyor!

Mehmet Nuri Yardım uzun bir süredir çalışmalarını sürdürdüğü eseri Edebiyatımızda Hüzün'ü yayımladı. Kitap, son iki asırlık edebiyat tarihimize özel kaynaklardan bakabilme imkânı sunuyor.

Hüzünbaz Edebiyatçıları anlatıyor!

“Daha önce yayımlanan Edebiyatımızın Güleryüzü isimli kitabım, doğrusu benim de tahmin edemeyeceğim bir ilgiyle karşılaştı. Ne var ki, bu kitabın bir ikizi olmalı diye düşündüm hep. Hayat sadece neşeden ve nükteden ibaret değil çünkü.” diye söze başlıyor Mehmet Nuri Yardım son çalışması Edebiyatımızda Hüzün’ün önsözünde. 

Mehmet Nuri Yardım, Edebiyatta HüzünEdebiyatın hüzünlü taraflarının hep karşımızda durduğuna dikkat çeken Yardım bu kez edebiyatçılarımızın özel hayatlarında hüznün ne ifade ettiğini kaleme alıyor. Edebiyatçıların yakın dostlarıyla, eşleriyle, çocuklarıyla olan ilişkilerinden arta kalan ölümün, ayrılığın, intiharın, hastalığın acısını anlatıyor bize.

Edebiyatımızda Hüzün son iki yüzyıllık bir zamanı kapsıyor. Tanzimat’tan günümüze doğru edebiyat camiamızda yer almış yazarların son vakitlerini, vasiyetlerini, bu haller karşısında kaleme aldıkları şiirlerini, yazılarını tekrar hatırlatıyor bu kitap okura. Öte yandan genç yaşta ölümcül hastalığa yakalanıp bu dünyayı terk edenlerden, intiharı bir çare bilip canına kıyanlardan da söz açıyor.  

İntiharla Bu Dünyayı Bırakanlar 

1815 doğumlu Celali isimli Bayburtlu bir aşığın trajik hikâyesiyle başlayan kitap, 1970 doğumlu Kaan İnce’yle son buluyor. 1992 yılında henüz 22 yaşındayken Kadıköy’de kaldığı bir otelin balkonundan atlayarak intihar etmişti Kaan İnce. Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazanmıştı. 

Sadece o mu? Hem dünya edebiyatında hem de bizim edebiyatımızda intiharı  tercih eden biçare edebiyatçılar vardı. Nilgün Marmara 29 yaşında evinin balkonundan kendisini boşluğa attı. “Bitirme tezi olarak incelediği Sylvia Plath’ın yolundan gitmeyi tercih etmişti.” diyor Mehmet Nuri Yardım, Marmara için.  

Nuri Pakdil’in cenazesinin ardından söylediği “Şiir sandığını toprağa gömdük.” meşhur sözüyle akıllarda kalan yine başka genç bir şair İlhami Çiçek de intiharda kurtuluşunu arayanlardandı. Tedavi gördüğü hastanenin beşinci katından atlayarak hayatına son vermişti Çiçek. 29 yaşındaydı.  

Kitabın  önsözünde bu dramatik sonlardan bahsediyor Mehmet Nuri Yardım. Sonra da Servet-i Fünun döneminden başlayarak günümüze kadar edebiyatçılarımızın, özellikle şairlerimizin hazan, sonbahar, hüzün, kış mefhumları karşısındaki tavırlarına yer veriyor. Buna yer verirken aynı zamanda edebiyatımızda hüznün tuttuğu yere dikkatleri çekiyor. Ahmet Haşim’in “Sonbahar” şiirinden dizeler sunuyor bize: 

Bir taraf bahçe, bir taraf dere

Gel uzan sevgilim benimle yere

Suyu yakuta döndüren bu hazan

Bizi gareyliyor düşüncelere 

“Hüzün ki en çok yakışandır bize” 

Ve nihayet Hilmi Yavuz’un “Hüzün ki en çok yakışandır bize” dizesiyle kitaba başlıyorsunuz. 160’a yakın ismi tarayarak hazırlanmış kitabını Yardım. Kitabı çıktıktan sonra görüştüğümüz yazar, “Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir eserdi bu. Ama daha önce bu konu üzerine çalışılmış eserlerden farklı bir misyon güttüm kitaba çalışırken. Mesela intihar. İntiharın afilli bir tarafı yoktur. Kitapta bunun gibi sanatçılara mahsus görülen bu türden doğru olmayan hareketleri özendirmemeye çalıştım.” diyordu.  

6468

Bu sayfada Mehmet Nuri Yardım’ın kitaplarına toplu halde bakmaya çalıştığımız bir yazıda kendisi için “Edebiyatımızın arkeologu” tabirini kullanmıştık. Elimizdeki bu son çalışma bizim bu nitelendirmemizde haksız olmadığımızı bir kez daha gösterdi. Kitapta, edebiyat tarihimizin tozu altında kalmış, artık bugünün okurunun hiçbir şekilde haberinin olamayacağı isimleri tekrar günümüze kazandırıyor Mehmet Nuri Yardım. Okurken derin derin şaşkınlıklar yaşayacaksınız. Bu eser belki sırf bu açıdan edebiyat tarihçileri, araştırmacılar ve akademisyenler için bir geçmiş zaman edipleri sözlüğü olabilecek özellikte.  

Kitapta yer alan isimlere baktığımızda da her kesimden sanatçıya yer verildiğini görüyoruz. Bu bakımdan Mehmet Nuri Yardım oldukça şeffaf ve objektif davranmış. Yazıların içeriğinde de bu tutumu fark etmemek imkânsız. Edebiyatımızda Hüzün, spesifik bir konu etrafında kaleme alınmış olsa da, aslında son iki yüz yıllık edebiyat tarihimize eserler, kaynaklar, fikirler, topluluklar açısından bakabilmek için ayrı bir dikkati hak ediyor. 

 

Not: Müzeyyen Senar’ın sesinden “Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine” şarkısını dinlemek bu kitabın en güzel çeşnisi olur.  

Edebiyatımızda Hüzün, Mehmet Nuri Yardım, Yağmur Yayınları, 398 sayfa.  
 

Yakup Öztürk haber verdi fotoğraf çekti

Yayın Tarihi: 02 Ağustos 2009 Pazar 11:43 Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 15:29
YORUM EKLE

banner19

banner36