Hukuku hep kendine yontanlar okusun!

Hilmi Şeker Esbab-I Mucibe’den Retoriğe Hukukta Gerekçe ismiyle bir kitaba imza attı.

Hukuku hep kendine yontanlar okusun!

Hilmi Şeker ‘hukuk’tan ‘edebiyat’a, ‘siyaset’e, ‘felsefe’ye ve ‘tarih’e kadar, çok geniş bir alanda okuyan, çok düşünen, yorumlayan sabırlı ve çalışkan bir hukukçu. Bütün bunları  1594 sayfalık bir kitabı yazıp tamamlamış olmasından anlıyoruz…

1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesinden mezun olmuş ve kısa bir süre avukatlık yaptıktan sonra hakimliğe atanmış Şeker. Çalışma hayatını İstanbul adliyesinde hakim olarak sürdürdüğünü ve meslek çevrelerinde yayınlanan çeşitli dergilerde ve diğer günlük gazetelerde hukuk- özellikle de gerekçe- eksenli yazılar yazdığını biliyoruz.

Hukukta gerekçe üzerine

Hilmi Şeker, 2010 yılının başlarında Esbab-ı Mucibe’den Retoriğe Hukukta Gerekçe isimli bir kitap yazdı. Sonsöz’ü, Kaynakçası ve Kavram İndex’i de dahil tam 1594 sayfalık bir kitap. Her biri oldukça özenli ve dikkatli bir biçimde ayrıntılandırılmış 8 bölümden oluşan kitabın konuları sadece başlıklarına bakıldığında bile, Hilmi Şeker’in oylumlu okuma ve bilgilerinin bir dökümünü ele verecek nitelikte. ‘Hukusal Dizgede Gerekçe’ , ‘ Hukuk Öğretisinde Gerekçenin Görünümü’, ‘Gerekçeli Karar ve Dil İlişkisi’, ‘Uygulamadaki Sapma Biçimleri ve Sapmaların Genetiği’,’Hakem ve Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfiz ve Tanınmasında Gerekçe’,’Gerekçeli Karar Hakkına Aykırılığın Etki ve Sonuçları’, ‘Yargıçların Sorumluluğu’ ve  ‘Sapmaların Nedenleri’ gibi başlıklara bakarak bile kitabın; gerekçe ekseninde oldukça oylumlu bir serim döküm çabasına giriştiğini görüyoruz.

Bundan da öte, meslekten bir hukukçu olan Hilmi Şeker’in gerekçeyi, tarihsel kökenlerinden alarak, esbab-ı mucibe’den retoriğe kadar genişleyen bir izlekte günümüze kadar taşıma çabasını da ekleyecek olursak;  söz konusu kitabın uygulama, dil, tarih ve sapmalar ekseninde oldukça geniş bir inceleme ve eleştiriye tabi tutularak yazılmış,  akıcı bir anlatım ve yazma  başarısını yakalamış, sadece hukukçular açısından değil, tarih, edebiyat ve felsefe eksenli okumalar yapan pek çok okur içinde ufuk açıcı bir kitap olduğunu söylememiz mümkün.

Gerekçenin dil’le ilişkisi ve gerekçenin dili…

Baştan söylemek gerekiyor, bahse konu kitap başlı başına bir hukuk kitabı ve temeli de bir bütün olarak ‘gerekçe’. Ülkemizde pek çok insanın malumudur; hak, hukuk, savcılar, iddianame, hakimler, karar süreçleri, hemen hemen her gün bilvesile karşımıza çıkabiliyor. Bundan da öte çeşitli vesilelerle basında kimi yazarlarca, herhangi bir dava için ‘Ankara’da savcılar var…’ denilirken, aynı dava ya da bir başka dava için ‘Ankara’da hakimler de var…’ denilerek yüce bir kavram olan ‘Adalet’in birey’den iddia’ya ve karar’a ve oradan da topluma ve devlete yansıyan geniş çerçevesi içindeki bir genel hak arayış’ını çokça gözlemleyebiliyoruz.

‘Esbab-ı Mucibe’den Retoriğe Hukukta Gerekçe’ adlı kitabın yazarı Hilmi Şeker de bu oldukça oylumlu kitapta serdetmiş olduğu çabasıyla ‘…Evet, Türkiye’de Hakimler var…’ diyebileceğimiz çap ve müktesebata sahip bir hakim olarak dikkati çekiyor…

Her şeyden önce kendi alanını ve bu alan içerisinde oldukça geniş bir yer tutan ‘gerekçe’yi incelerken göstermiş olduğu yoğun çabaya ek olarak, ‘Gerekçe’yi anlamlı bir temelde ortaya koyup açıklamaya çalışırken yapmış olduğu Postmodernite, modernite, klasizm, dil, cinsiyet, dil ve söylem, anlam, dil ve edebiyat okumalarıyla da ayrı bir teşekkürü hak ediyor bu kitap.

Hakkın, hukukun dili olarak gerekçe

Özellikle oylumlu ve oldukça karmaşık mesleki içeriği dolayısıyla bahse konu kitabı kuramsal edebiyat ekseninde bir eleştiriye tabi tutabilmek elbette kolay değil.

Bu anlamda söylenebilecek en önemli şey ise şu;  yazar hiç de kolayından anlaşılamayacak koskoca bir külliyat halindeki- sadece gerekçe konulu- devasa bir birikimi süzerek,  bir hukuki durum olarak ‘gerekçe’, bir dil sorunu  olarak ‘gerekçe’ ve bundan da öte bir anlam ve anlatım konusu olarak ‘gerekçe’yi de içerecek biçimde Psikoloji’den Sosyoloji’ye, Kültür’den Toplum’a, Tarih’e, Retorik’e, Felsefe’ye ve Edebiyat’a kadar genişleyen bir alan üzerinde düşünme yeteneğine sahip her insan için okunabilecek bir kitap çıkarmış ortaya.

Zira bu anlamda kimi alıntı, kimi de yazarın özgün üretimi ya da yorumuyla gelen altı çizilesi pek çok satır dikkati çekiyor; sözgelimi, ‘…Ve bir karar verici olarak hakimin dil bilgisi ve vicdan erimi... Bunlara sahip olma yetenek ve arzusu…’, ‘…Ayrıca, gerekçe gibi ciddi bir derdin sahibi oluşu..’ şeklindeki cümleleri bu anlamda örnek verebiliriz.

Gerekçe Doğu’dan geldi

Kitaptan öğrendiğimize göre hukukta  ve özellikle karar verme sürecinde gerekçenin  tarihi; Sümer’de ‘Suskun Kadın’ davasının mimarları Nippurlu yargıçlara kadar gidiyor. Yani gerekçe bu anlamda ‘Doğu’ kökenli  bir hukuki olgu. Batı’ya ulaşması ise uygarlıkların tarihi kadar eski. Hilmi Şeker’e göre gerekçe; bu serüven boyunca genel olarak, kimi zaman gücü hapsetme aracı ya da onu/gücü yasal ve meşru kılma aracı olarak kullanılmış. Zaman ve mekanı aşarak bazı zamanlarda da devlet ve toplum arasındaki gerilimi ikna yoluyla teskin edici bir vasıta olarak kullanılmış. Bunun yanında kimi zamanlarda da gerekçe’nin , kendisine biçilen rol ile yetinmeyip, Sosyoloji’den almış olduğu toplumsal gerçeklikleri ustaca kullanarak, toplumsal karşıtlıkları dengelediğini, sertlikleri törpüleyerek geleceğin hukukunu ve toplumsal yapıyı tasarlayabildiğini, böylece felsefi arka planını da güçlendirdiğini ve giderek  idareyi ve yasamayı etkisine alabildiğini okuyoruz.

Oysa gerekçe’nin temel hak ve özgürlüklerin, diğer demokrat isterlerin ve hukukun üstünlüğünün emrinde olması gerektiğini, bunun için de temel hak ve özgürlüklerle hukukun üstünlüğünün her daim muhafaza edilmesi gerektiğinin altını çizen Hilmi Şeker’e göre; ‘…Gerekçe, hukukun üstün olduğu yerlerde bağlayıcı, Kara Avrupası  hukukunda yönlendirici bir özelliğe sahip olmuştur. Sözleşme ile birlikte adil yargılanma hakkının bir parçası olarak, demokratik  hukuk devletlerinde gönüllere taht kurmuştur… Kendisine ihtiyaç duyulan her durumda birey ve toplumun hizmetine hazır halde beklemiş bu ihtiyacı sönümlendiği  zamanlarda da geriye çekilmiştir…

Bana hukuk’un çok özel alanına dair bilgiler vermesi bir yana, hukukun dil ve anlam ile olan ilişkisi bağlamında en başat insani meslek olduğu bilgisini de öğreten bu hem kalite hem de kantite olarak ağır kitaba bakarak; ezcümle bu ülkeye böylesi çalışkan, üretken ve dert sahibi hakimler de gerekiyor, demek istiyorum.

Şahin Torun haber verdi

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 13:51
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13