banner17

Hikâyelerinin sırrı yaşadıklarımızda saklı

Bekir Tuncer Salihoğlu’nun hikâye kitabı 'Çakı Çakmak Ayna Tarak' hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Hikâyelerinin sırrı yaşadıklarımızda saklı

Bir hikâye kitabında her şey karşınıza çıkabilir. Belki de hikâyeyi diğer türlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri budur. Yazar, sınırsız bir dünyada yaşarken karşısına çıkan her olaydan kendisine bir hikâye kurabilir. Bunun sınırı yoktur. Şiir gibi değildir mesela hikâye. “Hayat eşittir hikâyedir” yazılanlar çoğu kez.

Kurgu yerine hayatın kendisini koyan yazarlar için dupduru yaşanmışlıklar vardır alıp konu edilebilecek. Bazen aynen aktarılan, bazen şahit olunanlara küçük dokunuşlar yapılan kesitlerdir hikâyenin bize sunduğu.

Bekir Tuncer Salihoğlu’nun Reçete Yayınları arasından çıkan “Çakı Çakmak Ayna Tarak” kitabı da adı gibi renkli ve çeşidi bol hikâyeler sunuyor bize. Neredeyse her hikâyede farklı bir pencere karşılıyor bizi. Bu zenginlik, hayatın zenginliğinden beslenen bir renkliliğe sahip.

Herkes okusun diye yazılmış bu hikâyeler

Yazılanlar kimin için kaleme alınır? Hedef kitle kimlerden oluşur? Bu tür sorular eser ortaya koyan kişinin kafasında açıktan açığa olmasa da gizlice dönüp durmakta. Yazılanların elbette bir muhatabı olmalı. Bunu düşünerek cümleler bir araya gelir. Yazar, bu düşünceyle cümlelerine ahenk katar.

Bekir Tuncer Salihoğlu’nun hikâyeleri okunurken cümleler o kadar bizden ki, hiçbir yabancılık çekmeden bir solukta tükeniyor cümleler. Ömrünü okumaya ve yazmaya adamış bir yazar Tunceroğlu. Birçok türde yazı denemeleri olsa da o kendini hikâyede bulmuş. Yaşadıklarından ve şahit olduklarından hikâyeler devşiriyor. Bunu yaparken de temel düsturu şu: “Yazdıklarım herkese hitap etsin, herkes kendine bir cümle alsın.”

Girift cümleler, ütopik bir dünya, imgelerin koyu karanlığı yok onun anlattıklarında. Sonu iyi biten, huzur veren hikâyeler yazıyor. Samimiyet daha kitabın ilk cümlesinde sizi yakalıyor. Sanki aynı mahalledesiniz de yolda karşılaşmışsınız çakı çakmak ayna tarak satan satıcıyla.

Bütün duygular iç içe hikâyelerde. Hüzün sizi kuşatırken bir hikâyede, bir anda yüzünüzde bir tebessüm oluşabiliyor. Hak vererek okunuyor birçok hikâye de. “Evet böylesi de var” denerek.

Aydınlar tepeden bakar mı?

Hayata dair her şeye dokunuyor Bekir Tuncer Salihoğlu. İnce göndermelerin olduğu ve tüm hikâye boyunca yüzünüzdeki tebessümün eksik olmayacağı “Aydınlar Tepeden Bakar” hikâyesi tam da günümüzü anlatan bir hikâye.

Aydın” kavramı son günlerin en tartışılan kavramları arasında. Kim aydındır, kim değildir gibi tartışmalar özellikle akademisyenler üzerinden yürütülen tartışmanın baş konusu. “Aydınlar Tepeden Bakar”da Tunceroğlu, mizah unsurunu eksik etmeden sonradan görmelere ve kendi kendini aydın ilan edenlere göndermeler yaparak hoş bir hikâye kaleme almış. Fotoğraf çektirirken başlayan tepeden bakma, aydın görünümlü kişinin her hareketine yansıyor. İçi boş, altı boş bir aydının toplum nazarındaki halini okuyucuya mizah dilini de kullanarak anlatmış yazar.

Bir çerçinin tablasında ne varsa onun gibi binbir çeşit hayatlar var kitapta. Öğretmen, şoför, işportacı, komşu, abla, teyze ve günlük hayatta karşımıza çıkan herkes bir hikâyenin ucundan tutunuyor sırlı hikâyelerde. Aslında yazarın mesajı açık: Herkesin sırrı kendi içinde. Yeter ki yaşamasını bilin.

Yeni hikâyeleri çıktıkça bize bizi hatırlatmaya devam edecek Bekir Tuncer Salihoğlu. Sıkılmadan okunacak hikâyeler yazması da hayatı çok iyi tanımasından geliyor. “Kambersiz düğün olmaz.” diyerek, her köşeye bir hikâye armağan ederek yaşıyor ve yazıyor.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2018, 15:58
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenan
Kenan - 3 yıl Önce

Çakı Çakmak Ayna Tarak kitabını okudum. İlkokul öğrencisinden profesör e, köylüden şehirliye herkesin rahatlıkla anlayabileceği öz Türkçe ve yalın bir eser. Bunun yanında hikayeler, unutulmaya yüz tutmuş milli ve ahlaki değerlerimizle yoğrulmuş. Eserlerin devamını bekliyor, ticari amaç güden ve yapay yayınlardan bıkan herkese tavsiye ediyorum.

banner19

banner13

banner20