Hikâyeleri bozkırın kalbinden sesleniyor

‘Soğuk Rüya’ kitabıyla bozkırdan seslenen bir bilge hikâyecidir İmdat Avşar.. Hikayalerinde halden hale giriyor okuyucusu.

Hikâyeleri bozkırın kalbinden sesleniyor

Edebî eserlerde postmodern ve üst kurmaca tekniklerin fazlaca kullanıldığı, edebî eserin toplumdan soyutlandığı, Anadolu gerçekliğini tüm canlılığıyla anlatmanın demode sayıldığı bir dönemde yazmış olduğu hikâyeleriyle Anadolu gerçekliğini tüm çıplaklığıyla anlatan ve okuyucunun duygu dünyasına dokunmayı başaran bir hikâyeciden söz etmenin gerekliliğine inanıyorum.

İmdat Avşarİmdat Avşar, hikâyeye çok geç başlamış, fakat daha çıkardığı ilk kitabı Çiğdemleri Solan Bozkır’la dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış bir hikâyeci… Elbette onun hikâyesinin gücünü öncelikle hikâye kahramanlarının bizzat hayatın içinden olmasında, sonra da kelime oyunlarına asla tevessül etmeden, kullandığı sade, duru ve şiirsel bir ifadede aramak lazım gelir.

İmdat Avşar toplumcu gerçekçi bir hikâyeci değil

Her şeyden önce İmdat Avşar bir öğretmen ve hikâyelerini de bir öğretmen duyarlılığıyla kaleme alıyor. Toplumcu gerçekçi bir anlayışla yazan ve yazdıklarıyla topluma adeta öğretmenlik taslayan edebiyatçıların, Anadolu’yu bilmeden, Anadolu insanının ruhunu tanımadan ortaya koydukları eserlerdeki soğukluğu ve yapaylığı elbette Avşar’ın hikâyelerinde görmek mümkün değil. O, derdi olan, insanlarla duygusal bir bağ kurmayı başarabilmiş, onların duygu dünyalarına nüfuz edebilmiş bir öğretmen… Bu yönüyle Avşar’ın hikâyelerini toplumcu gerçekçi edebiyat ürünlerinden ayrı bir yerde değerlendirmek zorundayız.

İlk kitabındaki “Abdal Kocası”, “Bizim Evin Kıblesi”, “Hamdi Kirve” başta olmak üzere diğer hikâyelerini okuduğumuzda adeta hikâye kahramanlarının gözümüzün önünde canlandığını ve hemen önümüzde yürüdüklerini, ya da bize el salladıklarını görürüz. Böylesine canlı ve samimi bir anlatımı pek az hikâyecide görebiliyoruz. Yazarın buradaki en büyük başarılarından biri de hikâyesine konu ettiği çevreyi ve kahramanları çok iyi tanıyor olması, hikâye kahramanlarını içinde yaşadıkları toplumun diline uygun olarak resmedebilmesidir.İmdat Avşar

Tabii bunun temel nedenlerinden biri İmdat Avşar’ın bizzat bu topraklarda yetişmiş bir hikâyeci olmasıyla alakalıdır. Bu bakımdan İmdat Avşar’ın başarısını biraz da kendi kültürüne ve geleneklerine yabancı düşmemiş, bizzat halkın içinde yaşayan, o toplumla aynı şeylere üzülen, sevinen, hüzünlenen, onları asla fildişi kuleden seyretmeyen bir hikâyeci olmasında aramak gerekir.

Geçmiş zamana açılan bir pencere; Soğuk Rüya

İmdat Avşar’ın Çiğdemleri Solan Bozkır’dan sonra ikinci hikâye kitabı Soğuk Rüya da okuyucuyla buluştu. Aynı zamanda kitaba da adını veren ilk hikâyesi “Soğuk Rüya”yı başta öğretmenler olmak üzere her insanın okuması gerektiği kanaatini taşıyorum. Zira Mir Seyit’in hüzün dolu hikâyesi hepinizin gönül tellerini titretecek, okuduğunuzda burnunuzun direğini sızlatacaktır.

Karabağ Kaçkınları”nda Seyfettin’in trajedisi yüreğinizi dağlayacak. “Şehnaz Hanım Koleji”nde, gelişiyle okula bambaşka bir çehre kazandıran öğretmen Şehnaz Hanım’ı, seksenli yıllardaki ideolojik kutuplaşmayı, abdalların durumunu hüzünle değil, yüzünüz tebessüm ederek okuyacaksınız. “Ayvaz Usta”yı okuduğunuzda özellikle orta Anadolu’da abdalların İmdat Avşartoplum nazarındaki yerini, Anadolu insanının ruhunda var olan nükteciliği keşfedip, bunu okuyucuya aktarmaktaki ustalığına şahit olacaksınız. “Anamın Saatleri”nde yazarın adeta bir fıkra anlatıcısı hüviyetine büründüğünü görecek ve hikâyenin sonunda tebessümünüz yerini kahkahaya bırakacak.

Modernizm ile birlikte değişen ve ruhunu kaybeden, beton yığınları haline dönüşen şehirleri, ölü şehirlerin enkazı altında ezilen, yalnızca hafızalarımızda hoş bir sada olarak kalan bir medeniyeti, kadirşinaslığı “Ölümün En Güzeli” ve “Heykel”de okuyacak, derin bir iç geçireceksiniz. Yine bu hikâyelerde yazarın nükteciliğine ve ironisine de şahit olacaksınız.

Okuduğu satırlarda bir geçmiş zaman rüyası görmek, kaybedilmiş değerleri yeniden hatırlamak ve bunları biraz özlemle biraz da tebessümle yâd etmek isteyenleri Soğuk Rüya’yı mutlaka okumaya davet ediyorum.

Ercan Köksal salık verdi

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 09:36
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13