Hikaye kurgusuyla ayetlerin inişini yazdı

Münire Daniş, 'Rabbin Seni Terk Etmedi' adlı eserinde, Kuran’dan seçilen ayetlerin indirilmesine sebep olan olayları, hikaye kurgusuyla dikkatlere sunuyor.

Hikaye kurgusuyla ayetlerin inişini yazdı

Rabbimiz, Kuran’daki ayetlerle, peygamberleri vasıtasıyla, verdiği bütün nimetlerle bize hep bizimle beraber olduğunu hatırlatır. Hikayeci, yazar Münire Daniş, Timaş Yayınları'ndan Mayıs 2013’te çıkan “Rabbin Seni Terk Etmedi” adlı eserinde, Kuran’dan seçilen ayetlerin indirilmesine sebep olan olayları, hikaye kurgusuyla dikkatlere sunuyor.

Kur’an, yirmi üç yılda vahyedilmiş, ayetler sindire sindire, yaşana yaşana öğrenilmiştir. Yazar, bir olay üzerine inen, Peygamberimizi ikaz eden, bir soruya, merak edilene cevap olan ayetleri ele almış bu kitapta. Öyküleri, 1988’den beri Dergah, Hece ve Kafdağı dergilerinde yayımlanan, öyküleriyle sevilen Münire Daniş, bu kitabında sebeb-i nüzulü iyi bilinen ayetleri öyküleme yöntemiyle yazmış. Bu ayetleri kırk hikaye ile anlatmış. Bir nevi ayetlerin açıklaması olan bu eser ile bizim, ayetleri daha iyi anlamamıza, öğrenmemize, içselleştirmemize katkıda bulunuyor yazar.

Sebepler Üzerine Bir Değini” başlıklı kitabın önsözünde yazar, sebeple alakalı ayetlerin, o sebep olmasaydı indirilmeyecekti denemeyeceği gibi, irtibatlandırıldığı ayetle de sınırlı tutulamayacağını ifade ediyor. Kırk hikayede ayetler, ayetlerin inişinin çok akıcı bir üslupla öykülenmesi ve çıkarımlar şeklinde ayetleri bilmemize vesile olan etkileyici bir çalışma… Kitabı okurken Asr-ı Saadet'te yaşayıp kah müjde ile sevinecek, kah hicret edecek, kah hakkımızda hüküm bekleyerek tevbeye duracağız. Okuyacağız, okuyacağız. Okudukça kitabın adına vakıf olacağız: “Rabbin seni terk etmedi!”

Kaleme alan hikayelerde başlıklar da güzel seçilmiş. Kur’an’ın ilk ayeti: “Oku!” Kitapta “Oku! “Rabbin Adına” başlığı ile verilmiş Alak suresindeki bu ayetler. Sadık rüyalarla yalnızlığın sevdirildiği, “Ben okuma bilmem” diyen Peygamberimize 610 yılında Hira mağarasındaki ilk emirdir: Oku! Rabbin adıyla oku! İlk amel: Oku ve öğren!...

Öyle samimi bir dille yazılmış sıcak yazılar ki bunlar

Kitaba ad olan ayetler ise Duha Suresinde yer almaktadır. Duha’ya and ile gelen ”Rabbin Seni Terk Etmedi” ayeti. Peygamberimiz “Muhammed’ül Emin”. Hiç yalan söylediği görülmemiş. Kureyş bunu biliyor. Kureyş’e sesleniyor: “Uykuya dalar gibi öleceğiz. Uykudan uyanır gibi dirileceğiz. Allah’ın huzuruna çıkarılmadan O’na itaat edin.” O’na inanmayan amcası, firavunlara özgü kibri, öfkesi ile lakabı “Ateşin Babası” olan Ebu Leheb, türlü türlü eziyetlerde bulunuyor Efendimize. Karısı Ümmü Cemil ile yollarına pislikler koyar, dikenler yerleştirirler, namaz kılmasını yasaklarlardı. Vahyin inmesinin üzerinden bir müddet geçtikten sonra müşrikler “Rabbi, Muhammed’e sözünü indirmekten vazgeçti” diye dedikodu ediyorlardı. Hele ki Ümmü Cemil, Efendimizle alay ediyordu. “Rabbin seninle konuşmuyormuş artık, küsmüş” diye seviniyordu. Peygamberimiz mahzun oluyordu. Ve Rabbimiz Duha suresindeki ayetleri indiriyor: “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da... Rabbin sana ihsan edecek. Sen de O’ndan ve verdiğinden razı olacaksın… Rabbinin nimetlerini anlattıkça anlat.” Ebu Lehep ve karısı için azap olan Tebbet Suresi ve Duha suresindeki bu ayetler, peygamberimizin ümmeti olmakla şereflenmiş biz müslümanlara ne güzel müjdedir! “Sana darılmadı da…” Dünyada bulunan her şeyden hayırlı, tarifi imkansız duygularla ne güzel bir tesellidir!

Kitapta, Peygamberimize uyarı olan veya meraka ve sorulara cevap olan ayetlerden örnekler, hikayeler var. Öyle samimi bir dille yazılmış sıcak yazılar ki bunlar. Örneğin, Hira mağarasında Hz.Ebubekir ile Efendimizi, örümcek ağı ve güvercin yuvası ile koruyan Rabbimizin onlarla beraber olacağını haber vermesi… Peygamberimize tuzak kurarak yatağında öldürmek isteyenlerin tuzaklarını, tuzak kuranların en hayırlısının Allah olduğunu bildirmesi… Rabbimizin, Peygamberimizi, Mescid-i Dırar’ı yaptırarak, hileleri ile hem O’nu hem müslümanları kandırmak isteyenlere karşı uyarması... Peygamber eşlerinin dünya hayatını değil, ahiret yurdunu tercih etmeleri gerektiğine dair uyarılar... Mekke’nin fethinden sonra Kabe’nin anahtarının müslüman olmasa da işi ehline bırakmak buyruğu ile Osman bin Talha’ya verilmesinin ayetlerle bildirilmesi. Rabbimiz, Peygamberimize büyü yapan yahudi Lebid bin A’sam’ın büyüsüne karşı da Felak ve Nas sureleriyle hem bu büyüden haberdar ediyor Habib’ini, hem de koruyor, koruyucu surelerle…

Nice sahabe hikayeleriyle bu kitapta

Yine kitapta, sahabe için ve başka mü’min, müşrik, hakkında ayet, hüküm inmiş kimselere dair ayetler ve hikayeleri de var. Örneğin Velid bin Muğıre... Kendisini Peygamberimizden üstün gördüğünden Sekar cehennemine atılacağını bildiriyor yüce Allah. Bizi mutlu eden, sevindiren ayetler de kitapta hikayeleriyle yerini almış. Kendi ailesi ihtiyaç içindeyken yoksul, aç olan muhacir kardeşinin ihtiyacını gören Talha ve karısından Allah’ın memnun olduğunu bildiren ayetler! Hicret edip mallarını hibe eden, peygamberimizin “Suheyb kâr etti” övgüsüne mazhar olan sahabe! Müjdeler olsun onlara ve bize! Daha niceleri var eserde! Kınananlardan olup bizi üzenler, yüreğimizi parçalayanlar! Peygamberimizi çok iyi tanıdığı halde işine gelmediği için iman etmeyen, Mekke’nin bilginlerinden Ümeyye Ebi’s Salt var mesela. Peygamberimizin duası ile koyun sahibi olmuş, zenginleştikçe vereni unutmuş, “yazık oldu Salebe’ye” buyruğu ile kınanmış Ebu Salebe! Özellikle beni en çok etkileyen, hepimize tesir edecek olan, tevbe ahlakı ile özdeş bir sahabe: Ka’b Bin Malik. “Ey Ka’b, Allah’ın Kabulü Sana Kutlu Olsun.” Tevbe deyince aklımıza gelen sahabedendir Ka’bin Malik. Rasim Özdenören de, Ben ve Hayat ve Ölüm kitabında “Tevbe ve Ahlak” bahsinde anlatır Ka’b’ı.

Bedir gazası dışında bütün seferlere katılan sahabi, Tebük seferinin hazırlıkları yapılırken sıcak bir mevsim olmasının da etkisiyle nefsinin oyalamasıyla savaştan geri kalmış ve Tebük gazvesine katılamamıştır. Savaştan dönüşte Efendimiz, savaşa niçin katılmadıklarını sorduğunda çoğu münafık seksen kişi mazeret bildirmiş ve Rasim Özdenören’e göre hukuk ile davranılarak gönderilmişlerdi. Hukuk başka, ahlak başka… Ka’b, her ne kadar içinden geçirse de yalana tevessül etmedi. Peygamberimiz Ka’b ile birlikte üç kişi hakkında Allah’tan hüküm gelmesini beklemelerini istedi. Nasıl bir pişmanlıktı içindeki. Kimse konuşmuyordu onunla. Sınanıyordu. Gassan Kralı mektup göndermiş, “Arkadaşın Muhammed, senden yüz çevirmiş. Bize katıl” diyordu. İyice kahroluyordu Ka’b. Kırkıncı günde eşlerine de, ondan uzaklaşmaları gerektiği söylenmişti. Onu da mazeret göstermeden kabul etmiş, gece gündüz tevbe ederek hakkındaki hükmü beklemişti. Tevbe ahlakı ile ahlaklanmıştı. Aftan gayrı bir şey istemiyordu dünyada. Ellinci günde müjdeler geldi, kendisi ve diğer iki kişi hakkında. Tevbe Suresi 117-119.ayetlerle. Ve şanı yüce Allah, tevbe edenleri severdi muhakkak. Ka’b’ın Rabbi, Rabbimiz, vicdanlarımızı sıkan, dünyayı başımıza dar eden bizim de günahlarımızı bağışlasın. Bizi de tevbeye muvaffak kılsın. Bu müjde bize! Rabbimiz bizimle!

Kitaba alınan son ayetler ve son hikaye: “Üstünlük Kimdedir?” Müslümanların yoksulluğuyla alay eden, soylarıyla, mallarıyla üstünlük yarışına giren müşrikler, özellikle İslam’ın ilk müezzini, Peygamberimizin güzide sahabesi Hz.Bilal ile zenci ve köle olduğu için alay ediyordu. Ki Rabbimiz Hucurat Suresi -13.ayet ile üstünlüğün ancak takva ile olacağından bizi haberdar etti. Takva sahiplerinden olmamızı isteyen Rabbimize hamd olsun…

Yasemin Kapusuz “oku ve öğren” diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 16:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26