banner17

Hiç mi yoktur Yahudilerde bir Molla Kasım

'Hazreti Süleyman'ın Meselleri', Tevrat'ın içinde bulunmasından ötürü ilahi bir yöne sahip ve kendisini Süleyman Aleyhisselam'a nisbet edenlerin muhakkak uyması gereken tenbihler barındırıyor. Ahmed Öztürk yazdı.

Hiç mi yoktur Yahudilerde bir Molla Kasım

Büyüyenay Yayınları, yayına başladığı günden bu yana kültür hafızamızı yenileyen eserler neşrediyor. Onlardan biri de Hz. Süleyman'ın Meselleri ismiyle yayınlanan kitap.

Arapça'da mesel, “benzemek”, “benzeri olmak” manasındaki “mü-sûl” kökünden türemiş bir sıfat olup benzeyen manasına gelir. Mesel ayrıca sıfat, vasıf, söz ve ibret ve kıssa manaları taşır. Meselin Türkçe'deki karşılığı atasözüdür. Yanısıra zamanla sözlü gelenek içinde nesilden nesile aktarılan ve halk hafızasında yaşayan halka mal olmuş kalıplaşmış ifadeler manasında da kullanılır.

Hz. Süleyman'ın Meselleri ise Tevrat içinde Ketubim bölümünde bulunan bir kitaptır. İbranice'de kitap Mişle Şlomo olarak anılır ve müstakil bir bölümdür. Otuz bir babdan oluşan kitapta hikmetin önemi, hikmete sahip olmanın faydaları, muaşeret kuralları, mutedil olmak, insanın yakınlarına karşı vazifeleri, ilahi hikmet, krallara nasihatler vardır.

Hazreti Süleyman'ın Meselleri, Tevrat'ın içinde bulunmasından ötürü ilahi bir yöne sahip ve kendisini Süleyman Aleyhisselam'a nisbet edenlerin muhakkak uyması gereken tenbihler barındırıyor. Eserin milattan önce ikinci yüzyılda kitaplaştırılmış olması mesellere verilen kıymet ve önemi gösteriyor. Bugüne kadar elimize ulaşan Hazreti Süleyman'ın söylediği mesellerin yüksek ihtimalle yazıcıları tarafından zabt altına alındığı belirtiliyor.

Eski Ahit ve Yeni Ahit'te müstakil bir kitap

Tarihte Hazreti Süleyman'ın Meselleri, Eski ve Yeni Ahit metinleri içinde yer alan müstakil bir bölüm olarak dikkat çeker. Eski Ahit Tevrat, Yeni Ahit İncil'dir. Bu müstakil eserin içinde barındırdığı meseller yüzyıllardır insanlara nasihat eder. Kitabın verdiği öğütler arasında en sık tekrarlananı Allah korkusudur. Eser bu kavramı idrak ettikten sonra ilmin ve hayatı güzelleştirecek olan insanlığın kendiliğinden oluşabileceğini anlatır. Nasihatler alt alta sıralandığında karşımıza ahlak-ı hamidiyeye ulaşmaya çalışan insan için rehber bir eser çıkıyor.

Hz. Süleyman'ın Meselleri bugün internet ortamında da mevcut. Fakat kitaptaki öğütleri tutmada, kendisini Süleyman Aleyhisselam'a nisbet edenler malesef samimi değiller. Dini kimliklerini yansıtan Yahudi kelimesine, amiyane tabirle 'çakallığı' anımsatan bir arka planı kuran bu insanlar, uyulması gereken bir kural, taşınması gereken bir erdem varsa, hepsini kendilerinden başkası için uygun görüyor ve kendi keyfi yaşayışlarına halel getirecek her şeye karşı keskin bir tavır koyuyorlar.

Yahudiler Hz. Süleyman'ın ümmeti değil

Hazreti Süleyman mesellerde ümmetine neyi yasakladıysa, aksine onu yapmada birbiriyle yarışıyor Yahudiler. Bunun bir genelleme olduğunu söyleyen olacaktır. İyi Yahudiler de var diyenler çıkacaktır. Vardır. Mümkündür. Ama 'el hükmü lil ekser'dir. Yani hüküm çoğunluğa göredir.

Allah'ın hem dünya hem de ahiret nimetlerine garkettiği yüce bir peygamber olan Süleyman Aleyhisselam'ı yalnızca Yahudiler'in peygamberi olarak vasfedemeyiz. Bunun farkındayım. Süleyman Aleyhisselam yalnızca Yahudiler'in peygamberi değil. Aslında bugün dünyayı kan gölüne çeviren Yahudiler de onun ümmeti değil. Yahudiler'in Hazreti Musa Aleyhisselam'dan sonrasına inanmadıkları hepimizin malumu. Yine hepimizin malumu olması gereken bir şey daha var ki o da şu; Yahudiler peygamberliğini kabul ettiği zatların hiç birisinin getirdiği şeriatı tatbik etmiyorlar. Yalnızca kuru, yavan bir kabul onlarınki. Bunun ne kadar iman olduğu ise tartışılır.

Netice-i kelam, Allah Teala'nın kullarına gönderdiği peygamberlerin getirdikleri öğretiler itibarıyle birbirinden farkı yoktur. Biz Müslümanlar olarak cümlesinin getirdiğine iman ederiz. Aslında diğer iman etmemiz gereken bir husus daha var ki, Resulullah Aleyhisselam Efendimiz'in hayatıyla bizlere öğretmiş olduğu Müslümanlıkta geçmiş peygamberlerin getirdikleri hakikatın hepsi vardır. Yani dönüp Tevrat yahut İncil'de hikmet avına çıkma lüzumu yoktur.

Fakat Müslümanlığın Hazreti Adem Aleyhisselam'dan bu yana gelişerek devam eden bir dünyada yaşama pratiği olarak görme açısından Tevrat ve İncil'e başvurmaları gerekiyor. Bu yol biraz tumturaklı olsa da azmi elden bırakmamalı. Hazreti Süleyman'ın Meselleri de dönüp dönüp okunmalı. Bilhassa bu kitabı Yahudiler okumalı. Kendilerini hesaba çekecek bir vicdanları varsa tabi. Acaba Yahudilerde yok mudur hiç Molla Kasım.

Ahmed Öztürk yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2019, 18:19
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20